6 Mayıs 2021

Sosyal Medya ve Şeytanın Avukatı

Arda Ös

Yapay zeka (algoritma) bir niyet okuyucu değildir.

Sosyal medya hakkında anlatılmayan gerçek: Siz, bir kişi değilsiniz. Kullanıcısınız ve muhtelif yerlerde (platformlarda) kollektif bir tanımlamaya tabisiniz. 

İçerik sağlayıcı, içerik üretici, nitelikli içerik üretici, organik içerik sağlayıcısı, bot olmayan kullanıcı, vb. Ve bu bağlamda, herhangi bir paylaşımınız sadece paylaşımdır. Hangi niyetle yaparsanız yapın.

kalabalık güruh

Her paylaşım kalıcıdır. Silindiğini düşünmeyin.

Gerçekleştirdiğiniz paylaşım asla silinmez. Silinemez. Arşivlenir. Paylaşıldıktan sonra sadece “görünür olmayan veri” konumuna geçen veriler vardır. Sildiğinizi düşündüğünüz veriler, sadece arşivlenir. Ortak paylaşımdan uzaklaştırılması (yani silindiğini düşünmemizi sağlayan konuma geçmesi) verinin yok olduğu anlamına gelmez.

Sözleşmeler sizin için değil…

Platformlar için var.

sözleşme

Veri = Bilgi = Özgürlük

Margaret Rogerson, Dikenlerin Büyüsü isimli kitabında şöyle der; “Bilginin her zaman tehlike yaratma potansiyeli vardır. Bütün kılıçlardan ya da büyülerden daha güçlü bir silahtır.” İçinde olduğumuz çağda bilgi her şey demektir. Ve her paylaşım, bilgidir. Bunun “özgürlük” ile ne alakası olduğu ilk bakışta bir muamma gibi duruyor, değil mi? Zaten kullanılan argüman da tam olarak bu: Size paylaşma özgürlüğü tanınması. Halbuki, eğer sizin, herhangi bir durum karşısında, ne gibi reaksiyon vereceğinizi tahmin etme gücüm (bilgim) varsa; bu, düşündüğünüz kadar özgür değilsiniz demektir.

En en en olmasa da, olur.

“Görünür Olmak” ve/veya “Bilinir olmak” durumu cazip(miş) gibi vurgulanıyor çağımızda. Eğer doğru nedenleriniz yoksa, görünür olmak kesinlikle avantajlı bir durum değildir. Tabi eğer, büyük bir ilgi açlığı duymuyorsanız. Herhangi bir neden, sizi beklemediğiniz şekilde ön plana çıkarmışsa ve bunu yönetebilecek karaktere, psikolojik ve felsefi altyapıya sahip değilseniz, büyük sorunların kapınızı çalması pek uzak değildir. Bırakın her şey olması gerektiği olsun ve siz ne yapıyorsanız, onun sizi öne çıkarması için değil, kendiniz için yapın. Bu sizi öne çıkardıysa ve yaptığınız şeyin niteliğini etkiliyorsa, bir kere daha düşünün. 

sosyal medya paylaşım

İşin aslı…

Sosyal ve medya kelimeleri üzerine hiç düşündünüz mü? Sosyalleşen siz misiniz, yoksa ALGORİTMA mı? Çünkü ister algoritma deyin, ister yapay zeka, ister platformlar; her veri, onları “sosyalleştiriyor” ve onlar sosyalleştikçe size daha fazla alternatif üretiyor ve siz, daha da sosyalleştikçe, onları daha fazla sosyalleştiriyorsunuz. Komik ama, gerçek bu. 

Korkutan döngü…

Yapay zeka üzerine gerçekleştirilen felsefi çalışmalar halen devam ediyor. Robotların Yükselişi adlı eserinde, Martin Ford’un dikkat çektiği konu; işlerin makineleşmesi ve işçilerin robotlaşmasından kaynaklanan sorunlarla birlikte, robotların (dolayısıyla yapan zekanın) ilerlemesinin sonuçlarının “tam olarak” hesaplanamamasıyla başımıza gelebilecek sorunlar.

robot

Veri madencileri iş başında.

Özellikle Yüz Tanıma Algoritmaları üretenlerin (son zamanlarda yoğun olarak) en verimli toprakları neresi, biliyor musunuz? Sosyal medya. Üstelik öyle bir verimli ki, 20 yaşındaki haliniz ile şimdiki halinizi paylaşıyorsunuz. Verinin en isabetli şekilde üretilmesi için en doğal, en kendiniz olan veriyi başkasına veriyorsunuz. Tabii ki iş sadece yüz tanıma ile bitmiyor. Ses tanıma, stres, etki-tepki, geri dönüş hızı + şiddeti + sonuçları… Ve veri madencileri iş başında. Herhalde sadece e-posta adresinizin peşinde değiller.

Önemli veri (paylaşım) – Önemsiz veri (paylaşım)

Kredi kartı şifreniz sizin için önemli veri sınıfındadır. Fakat buradaki hareketler son derece mikro takip ile kaydedilir ve gerekli önlemler konusunda kurumlar çok çevik hale gelmiştir. Oysa, paylaştığınız bir resimin kimler tarafından, nasıl kullanılacağı muammadır. Sizin için en önemli olanlar ve öncelikleriniz, algoritmalarınkinden farklıdır.

sosyal medya paylaşım

Paylaşmama hakkı.

En azından, içinde olduğumuz şu zamanlarda, bunun bir hak olarak kullanıldığını ve burada yazılanları doğru bir şekilde değerlendirmenizi; ve bu hakkınızı en sağlıklı şekilde kullanmanızı dilerim. 

Hepsini doğru anlamak için; Instagram’da beğeni toplamasanız da olur. En çok takipçi sayısı sizde olmasa da olur. O muhteşem yemeğin resmini çekmeseniz de olur. Olağanüstü tatilinizin görüntülerini paylaşmasanız da olur. SİZ OLMAZSANIZ OLMAZ. Ve ancak, olduğunuz gibi olmalısınız.

Arda Ös

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.