
Vogue’un En Genç Baş Editörü
Anna Wintour, 1988 yılında Vogue’un baş editörü olduğunda henüz 39 yaşındaydı ve bu, daha önce bu görevi üstlenmiş kişilerin yaşlarıyla kıyaslandığında genç bir yaştı.
Wintour’un hem Vogue hem de tüm moda dünyası için büyük bir dönüşüm yaşatacağı, göreve gelir gelmez attığı ilk adımla kendini göstermişti: Vogue’un alışılmış kapak stilini değiştirmek!
Kasım 1988 kapağında, model Michaela Bercu, 50 dolarlık kot pantolon ve 10.000 dolar değerinde bir Christian Lacroix kazakla yer aldı.
Bu, Vogue için bir devrimdi ve Wintour, bu hamlesiyle yüksek moda kavramını sokağa indiriyordu.
‘Kendi tarzını yarat… Bu tarz hem sana özgü hem de başkaları için tanınabilir olsun.’

Asla Beklemez, Asla Bekletmez: ‘Nuclear Wintour’
Wintour ya da dergideki lakabıyla ‘Nuclear Wintour’, asla geç kalmaması ve kimsenin onu bekletmesine izin vermemesiyle tanınıyor.
Her güne sabah 5’te başlayan, erken saatlerde işe giden ve defilelerde her zaman ilk gelen konuklardan biri olan Anna Wintour’un bu sert ve disiplinli tutumu, moda sektöründe en çok saygı duyulan ve aynı zamanda en çekinilen insanlardan biri olmasını sağlamış.


Met Gala
Anna Wintour’un vizyonunun moda endüstrisi dışına taştığının ve tüm moda dünyasının arka planında etkili olduğunun en büyük göstergelerinden biri Met Gala.
1995’ten beri Met Gala’nın temel organizatörlerinden biri olan Wintour ile Met Gala, yalnızca bir bağış toplama etkinliği olmaktan çıkarak hem moda hem popüler kültür dünyası için yılın en önemli gecelerinden birine dönüştü. Ayrıca Wintour’un davetliler listesine girmek ya da temaya uygun giyinmek de yıl boyunca göz önünde kalmayı sağlayan bir etken oldu.

‘Moda, geçmişe bakmakla ilgili değil; her zaman ileriye bakmakla ilgilidir.’

Öne Çıkardığı İsimler
Wintour, yalnızca yüksek modaya dahil olan isimleri değil; Madonna, Rihanna, Serena Williams, Lady Gaga ve Kim Kardashian gibi popüler figürleri de Vogue’un kapağına taşıyarak sektör içinde tartışmalara yol açtı. Ancak bu tercihler, Vogue’un çağdaş kültürle temasını güçlendirdi.


Siyahi Bir Fotoğrafçının Çektiği İlk Vogue Kapağı
Eylül 2018 sayısında Beyoncé’yu çeken Tyler Mitchell, Vogue’un 126 yıllık tarihinde kapağı çeken ilk siyahiydi. Mitchell henüz 23 yaşındaydı ve aynı zamanda en genç kapak fotoğrafçılarından biri olmuştu.
Moda endüstrisindeki “elit beyazlık” imajını sorgulatan bu hamle, medya tarihine geçti ve tüm sektörün dönüşmesini sağladı.
‘İnandığın şeyin arkasında durmalısın, popüler olmasa bile.’

‘The Devil Wears Prada’
2003 yılında yayınlanan ‘The Devil Wears Prada’ romanı ve romanın 2006 yılındaki sinema uyarlaması, Anna Wintour’un gerçek hayattaki imajını daha da parlatan ve bir o kadar da sertleştiren bir yapı taşı oldu.
Filmdeki Miranda Priestly karakteri, doğrudan Wintour’dan esinleniyordu. Film, Wintour’un kültürel etkisini küresel ölçekte artırdı.

İlklerin Editörü
Her zaman kendi kurallarını yazan Wintour, Vogue’un klasik güzellik anlayışının dışında konumlandırmasının yanı sıra geleneksel medyanın dijitale evrildiği dönemde, Vogue’un dijitalleşme sürecine hızlı hamlelerle liderlik etti.
Birçok moda dergisi bu süreçte bocalarken Vogue, bu dönüşümden güçlenerek çıktı.
Anna Wintour, Vogue Runway gibi dijital platformların kurulmasında öncü rol oynadı. Ayrıca YouTube’da ‘Go Ask Anna’ gibi formatlarla yeni kuşaklara ulaştı.

‘Moda sadece tek bir yöne gider: ileriye. Ben de bu şekilde düşünmeye inananlardanım.’

Moda Endüstrisinin Güç Haritasında Belirleyici Bir Figür
Anna Wintour, yalnızca bir yayıncı olmasının ötesinde, global moda endüstrisinin stratejik kararlarını etkileyebilen bir figür olarak kabul ediliyor. Lüks markaların kreatif direktör seçimlerinden genç tasarımcıların kariyer basamaklarını tırmanmasına kadar pek çok karar, Wintour’un yönlendirmeleriyle şekilleniyor.
Chanel, Dior ve Gucci gibi büyük moda evlerinin arka planında onun onayını almak, sektörde hala altın bir anahtar olarak görülüyor.


Genç Tasarımcılara Destek
Soğuk ve ulaşılmaz bir karakter olarak anılsa da genç tasarımcıların desteklenmesi ve yükselmesi konusunda sektörde önemli bir rol üstleniyor. CFDA/Vogue Fashion Fund gibi programlarla yeni nesil moda tasarımcılarının finansal ve profesyonel olarak gelişimine katkı sunuyor.
Bugün dev isimler hâline gelmiş Alexander McQueen, Marc Jacobs ve Christopher Kane gibi birçok tasarımcı, Wintour’un erken dönem desteğinden katkı sağlamıştır.


Siyasi ve Sosyal Konularda Etkili Bir Ses
Anna Wintour, yalnızca stil ya da trendlerle değil, aynı zamanda toplumsal meselelere dair duruşuyla da dikkat çeken bir figür. ABD’deki seçim dönemlerinde açıkça demokrat adayları desteklemesi, iklim değişikliği, kadın hakları ve çeşitlilik gibi konularda Vogue’un kapağını ve içeriğini yönlendirmesi, onun medyanın tarafsız alanlarında dahi kararlı bir duruş sergilediğini gösteriyor.
BONUS
İkonik Görünümüyle Bir Stil Kodu Yaratması
Anna Wintour, Bob kesimi saçları, koyu renk güneş gözlükleri ve klasik Chanel parçalarıyla kendi tarzını bir imzaya dönüştürmüş durumda.
Wintour’un stili, zamanla yalnızca bir tercih değil; bir mesaj halini alarak netlik, kararlılık ve tavizsiz bir duruşun simgesine dönüştü. Bu stil istikrarı, tıpkı bir marka logosu gibi, yıllar geçse de değişmeden kaldı ve Wintour’un adını duymadan bile tanınabilir olmasını sağladı.
‘Bu, kusursuzlukla ilgili değil. Özgüvenle, karizma ile ve özgünlükle ilgili.’
Kapak Fotoğrafı: Photo by Laura Chouette on Unsplash





