Genellikle Dünya hakkında temel bilgilere sahip olduğumuzu düşünürüz. Dünya’nın Güneş Sistemi’ndeki üçüncü gezegen olduğunu, yaklaşık 4,5 milyar yaşında bulunduğunu ve yüzeyinin büyük bölümünün sularla kaplı olduğunu biliyoruz. Ancak gezegenimizi biraz daha yakından incelediğimizde, bildiğimizi sandığımız pek çok bilginin eksik veya yanlış olduğunu görmek mümkün.
Örneğin; Dünya’nın yaşı ile üzerindeki yaşamın yaşı arasında düşündüğümüzden çok daha küçük bir fark bulunuyor. Dünyadaki suyun büyük bölümü tatlı su değil ve kullanılabilir durumdaki tatlı su miktarı sanıldığından çok daha az. Okyanusların en derin noktası ise, Everest’in yüksekliğini aşacak kadar derin.
Üstelik Dünya yalnızca üzerinde yaşadığımız bir gezegen değil. Sürekli hareket eden, değişen ve karmaşık sistemlerin birbirini etkilediği dinamik bir yapı.
İşte, Dünya hakkında bildiğimizi sandığımız 10 gerçek:
Dünya yaklaşık 4,5 milyar yaşında
Dünya’nın yaşı uzun süredir bilimsel araştırmaların konusu olsa da günümüzde kabul edilen değer yaklaşık 4,5 milyar yıldır.
Dünya üzerindeki en eski kesin fosil kanıtları ise, yaklaşık 3,5 milyar yıl öncesine uzanmaktadır. Bununla birlikte, biyolojik etkinliğin daha da eski dönemlerde gerçekleşmiş olabileceğine ilişkin kanıtlar bulunmaktadır.
Dünya’nın dönüşü tamamen sabit değil
Günlük hayatımızda bir günün 24 saat olduğunu kabul ediyoruz. Ancak Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü kusursuz bir saat gibi işlemiyor.
Ay’ın Dünya üzerindeki gelgit etkisi, uzun zaman ölçeğinde gezegenimizin dönüşünün yavaşlamasına katkıda bulunuyor. Bunun yanı sıra atmosfer, okyanuslar ve Dünya’nın iç yapısındaki hareketler de dönüş hızında kısa vadeli değişikliklere neden olabiliyor.
Bu nedenle Dünya’nın dönüş hızı hem uzun hem de kısa zaman ölçeklerinde küçük değişiklikler gösterebiliyor.
Milyonlarca yıl önce günler bugünkünden daha kısaydı ve uzak gelecekte, ortalama gün uzunluğunun bugünkünden daha fazla olması bekleniyor.
Glacier National Park’taki buzulların sayısı büyük ölçüde azaldı
ABD’nin Montana eyaletindeki Glacier National Park, adını bölgedeki buzullardan alıyor. Ancak iklim değişikliğinin etkileri parkın buzullarında da açık biçimde gözlemleniyor.
National Park Service, parkta bugün yaklaşık iki düzine adlandırılmış dağ buzulu bulunduğunu belirtiyor.
Parkın iklim değişikliğiyle ilgili resmi kaynakları da bölgenin yaklaşık küresel ortalamanın iki katı hızla ısındığını ve buzulların kaybının parkın en görünür değişimlerinden biri olduğunu belirtiyor.
Dünya’daki suyun yalnızca küçük bir bölümü tatlı su
Dünya’ya uzaydan bakıldığında, ”Mavi Gezegen” olarak anılması anlaşılabiliyor. Ancak gezegendeki suyun büyük bölümü insanların doğrudan kullanabileceği durumda değil.
USGS verilerine göre; Dünya’daki toplam suyun yaklaşık %96’sından fazlası tuzlu su. Tatlı su ise toplam suyun yaklaşık %2,5’ini oluşturuyor.
Tatlı suyun da tamamı göllerde ve nehirlerde bulunmuyor. %68’den fazlası buzullarda ve buz örtülerinde, yaklaşık %30’u yer altında bulunuyor. Nehirler ise, toplam tatlı suyun çok küçük bir bölümünü oluşturuyor.
Ancak Dünya’nın en derin noktası bunun da ötesine iner.
Pasifik Okyanusu’ndaki Mariana Çukuru’nun Challenger Deep olarak adlandırılan bölümü, yaklaşık 11 kilometre derinliğe ulaşır. Farklı ölçüm yöntemleri nedeniyle kaynaklarda birkaç metre farklı değerler bulunabilse de, Challenger Deep’in derinliği 10.900 metrenin üzerindedir.
Antarktika “hiçbir ülkeye ait olmayan” basit bir kıta değildir
Antarktika hakkında sık tekrarlanan bilgilerden biri, kıtanın hiçbir ülkeye ait olmadığıdır. Ancak Arjantin, Avustralya, Şili, Fransa, Yeni Zelanda, Norveç ve Birleşik Krallık’ın Antarktika’nın farklı bölümleri üzerinde toprak iddiaları bulunmaktadır.
Ancak 1959’da imzalanan ve 1961’de yürürlüğe giren Antarktika Antlaşması, kıtanın kullanımına ilişkin farklı bir uluslararası hukuk düzeni oluşturmuştur. Antlaşma, mevcut toprak iddialarını büyük ölçüde dondurmuştur ve Antarktika’nın barışçıl amaçlarla kullanılması ile bilimsel araştırma öne çıkarılmaktadır.
Dünyanın en sıcak kıtası Afrika ve en soğuğu Antartika’dır.
1934 yılında ABD’deki Mount Washington’da 372 km/sa hızında bir rüzgâr ölçülmüş ve bu değer uzun süre dünya rekoru olarak kabul edilmiştir. Ancak rekor daha sonra kırılmıştır.
Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre; 10 Nisan 1996’da Avustralya’daki Barrow Adası’nda Tropical Cyclone Olivia sırasında otomatik bir ölçüm istasyonu 408 km/sa hızında bir rüzgâr hamlesi kaydetmiştir. Bu ölçüm, 2011 yılında dünya rekoru olarak kabul edilmiştir.
Dünyanın en fazla güneş alan yeri, yılda 4000 saatten fazla güneşli olan Yuma’dır (Arizona Eyaleti, ABD).
Küresel yıldırım faaliyetinin yaklaşık %90’ı kara üzerinde, yaklaşık %10’u ise okyanuslar üzerinde gerçekleşmektedir.
Güneşin büyüklüğünü bir plaj topu olarak düşünürsek Jüpiter bir golf topu ve Dünya bezelye büyüklüğünde olurdu.
Dünyanın en zekileri
Albert Einstein, İsrail Cumhurbaşkanlığı için gelen teklifi reddetmiştir.
Sir Isaac Newton’un her zaman doğaüstü ve gizli ilimlere takıntısı olmuştur.
Her iki elini de kullanabilen Leonardo Da Vinci’nin paranoid disleksisi vardı. Bir eliyle ileri doğru yazarken diğeriyle de geriye doğru yazabiliyordu. Ayna yöntemi Da Vinci’nin yazdıklarını okuyamayanlar için üretilmiştir.
Dünya bayrakları
Libya bayrağı, 1977-2011 arasında tek renktir. Günümüzde farklı bir bayrak kullanılmaktadır.
Nepal bayrağı, dünyada dikdörtgen olmayan tek ulusal bayraktır. İki üçgenden oluşur.
Şili’nin bayrağındaki beyaz renk And Dağlarının karını temsil eder.
Hawaii bayrağı, Kral Kamehameha tarafından, hem İngiliz hem de Amerikan bayraklarındaki unsurlar kullanılarak tasarlanmıştır. Kralın amacı, her iki ülkeye de tarafsızlığını göstermektir.