22 Eylül 2026

Töreden Tahta Bir Türkmen Hakanının Portresi: Uzun Hasan

~9dk


Bu yazımda Orta Asya’dan kopup fırtına gibi cihana yayılmış, Türklüğün töresine sımsıkı sarılmış; Tebriz’i kültür, bilim, edebiyat, sanat ve Türklük şehri kılmış Hasan Padişah’ı, nam-ı diğer Uzun Hasan’ı kısaca tanıtmaya, anlatmaya çalışacağım.

Kısaca Uzun Hasan

Akkoyunlu Devleti’ne adını veren, kılıç kuşanıp at koşturan o cihanşümul hünkâr Uzun Hasan, 1423 (bazı kaynaklarda 1425) yılında Diyarbakır’da dünyaya gelmiştir. 

Oğuzların Bayındır boyundandır ve hanedanın kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in torunudur. Babası ise, Celâleddîn Ali Bey’dir. O, masabaşında oturan sıradan bir melik değildi. Bileğinin gücüne, yüreğinin pekliğine ve alpler geleneğine bizzat sadık kalan, Doğu Anadolu’dan İran’a uzanan coğrafyada Türkmen iradesini kılıçla ve adaletle mühürleyen köklü bir hümayun soyunun temsilcisidir.


Tarih, cübbe giymiş ezbercilerin zırvalarından, üç beş kroniğin ezbere tekrarladığı saray dedikodularından ibaret değildir. Tarih medeniyettir, töredir, idari akıldır ve milletin çelikten hafızasıdır. Biz de Uzun Hasan’ın o azametli savaşçılığını, gözünü budaktan sakınmayan yiğit yüreğini ve er meydanındaki gözü kara cengâverliğini de bir kenara koyamayız. O hem kalemiyle hem de bileğinin bükülmez gücüyle cihanın gördüğü en korkusuz Türkmen beylerindendir.

Bozkırın Atlı Süvari Geleneği ve Er Meydanındaki Yiğitlik

Uzun Hasan’ın ordusu, kadim bozkır askerî geleneğinin, atlı süvari gücünün ve yiğitlik anlayışının en parlak temsilcilerinden biriydi. O muazzam süvari birlikleri, akıncı taktikleri, okçuluktaki maharetleri ve er meydanındaki çeviklikleriyle karşılarında durulamaz birer fırtınaydı. 

Uzun Hasan, “yiğit yüreğine ve bileğine güvenir” denilen, o ulu hakanlar silsilesinin bir neferi olarak, kılıcını her zaman en önde sallamış, askerinin önünde cenge tutuşmuş bir alp-erenler hünkârıdır.

Türkmen’i Birleştirmek Dünyayı Birleştirmekten Zordur

Dağınık taife-i Türkmen’i bir bayrak altında toplamak, her biri kendi başına buyruk iradeyi bir merkeze itaat ettirmek, çok çetin, çok kanlı bir hakanlık sınavıdır.

Uzun Hasan, Karakoyunlu Devleti’ni tarih sahnesinden silerek Doğu Anadolu, Azerbaycan ve İran’ın önemli bölümünde Akkoyunlu hâkimiyetini kurmuş, boyları tek bir bayrak altında buluşturmuştur. Türkmen’e hakanlığını kabul ettirmek, demir yelekli şövalyelerle cenk etmekten katbekat müşkül bir iştir. Uzun Hasan bunu başarmış çelikten bir iradedir.

Orta Asya’nın Öz Otu, Tebriz’in Medeniyet Tahtı

O, Orta Asya’dan gelen Türk akışını Anadolu ve İran coğrafyasında izzetle buluşturan cihanşümul bir hakandır. Tebriz’i sadece siyasi bir merkez değil; ilmin, fennin, ticaretin, tasavvufun ve Türk aklının kalbi haline getirmiştir. Tebriz çarşıları, o devirde dünyanın en canlı ticaret damarlarından biriydi. Doğu’nun ipeği, Batı’nın baharatı onun sivil idaresinde emniyet buldu. Uzun Hasan, çadırın gaddar soğuğundan mermer sarayların ihtişamına geçişin değil, ikisini sentezleyebilen yüksek devlet aklının adıdır.

Kitab-ı Dede Korkut

Bozkırın sözlü destan geleneğini, o efsunlu anlatılarını devletli bir hafızaya büründüren, Kitab-ı Dede Korkut hikâyelerinin günümüze ulaşan yazılı biçiminin 15. yüzyılın ikinci yarısında, Akkoyunlu hâkimiyetindeki coğrafyada şekillendiği düşünülmektedir.

İlim, Reform ve Kur’an’ın Türkçesi için Atılan Adım

Hasan Padişah Kanunnameleri ile mülkiyet hukukundan vergi sistemine, ticari nizamdan sosyal adalete kadar devrinin çok ötesinde reformist adımlar atmıştır. 

Ayrıca Uzun Hasan döneminde Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesi/okunması yönünde bir teşebbüs olduğu aktarılmaktadır. 

Onun sarayında âlimler, filozoflar ve şairler baş tacı edilmiştir. Filozof ve hukukçu Celâleddîn Devvânî de Akkoyunlu hükümdarlarıyla yakın ilişkiler kurmuş ve bazı eserlerini Uzun Hasan ile Sultan Halil’e ithaf etmiştir.

Akraba Hukuku ve Siyaset: Fatih’le Kurulan Gizli Köprüler

Tarihin ironisi odur ki, kılıçların konuştuğu yerde bile akrabalık ve diplomasi bağları tamamen kopmamıştır. Uzun Hasan’ın büyük oğlu Uğurlu Mehmed Bey, Fatih Sultan Mehmed’in kızı Gevherhan Hatun (Sultan) arasındaki evlilik bağı Türk hakanlarının birbirleriyle olan mücadelesinin sadece kana dayalı olmadığını, aynı zamanda derin bir siyasî akrabalık ve denge arayışı barındırdığını gösterir. 

Uğurlu Mehmed Bey ile Gevherhan Hatun’un evliliğinden, daha sonra Akkoyunlu tahtına geçecek olan “Göde Ahmed” dünyaya gelmiştir.

Otlukbeli Savaşı

Otlukbeli’nde Fatih Sultan Mehmed’in top ve tüfek üstünlüğü karşısında geleneksel süvari gücüyle direnen Uzun Hasan yenilmiştir.

Bir başka deyişle, Otlukbeli’nde iki devletin askerî sistemleri karşı karşıya gelmiştir: Akkoyunlu süvari ağırlıklı savaş gücü ile Osmanlıların topçu ve ateşli silah kapasitesi.

Tebriz Topraklarında Sönen Bir Ömür

Otlukbeli’nin ardından devletini ayakta tutmaya devam eden Uzun Hasan, 1478 yılının Ocak ayında Tebriz’de, kendi kurduğu o muazzam medeniyet merkezinde hayata gözlerini yumdu. Kabri Tebriz’dedir. 

Sonsöz

İşte, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın başdöndürücü hayatı kısaca böyleydi. O ulu bir Türk hakanıydı. Karşısına da en az kendisi gibi ulu diğer Türk hakanı çıktı. Bu savaşın kazananı elbette ki Türkler olamadı. Tarihe “ben onu seviyorum”, “ben bunu seviyorum” diye değil, meseleye akılla bakmak gerekir. Dün bu iki Türk hakanını birbirine düşürenlerin tam da istediği buydu. Ve o devre geri dönsek yaşantı, adet ve Türklük anlayışı olarak Uzun Hasan’ın dünyasına kendimizi daha yakın hissederdik. Bu şüphesiz bir gerçektir. 

Yeni yazılarda görüşmek üzere…

Not: Kapak fotoğrafı temsilidir.

Not: Yazarlarımız tarafından kaleme alınan siyasi, dini ve diğer görüşlere ilişkin içerikler, 10layn.com'un fikir ve görüşlerini temsil etmemektedir.

İnsan haklarını, özgürlüklerini ve onurunu ihlal etmedikleri sürece platformumuzda her bakış açısına yer verilmeye devam edilecektir.
Bu içeriği beğendiniz mi? Bunun gibi daha fazla içerik üretebilmemiz için bize Patreon´da destek olun. 🙂
10layn.com Patreon button