24 Temmuz 2021

10 Maddede Sanat Tarihinin Sahtekarı Han van Meegeren

Gökçe Kavi

Han van Meegeren Kimdir?

Sanat tarihine ismini, önüne ‘sahtekar’ unvanını ekleyerek yazdıran Han van Meegeren, 1889 yılında Hollanda’da doğmuştur.

Tüm çocukluğunu Hollanda’da geçiren Meegeren, henüz çocukken resme olan tutkusunu fark etmiştir. Meegeren’in bu tutkusunu keşfeden ve onu 17. yüzyıl Hollanda’sının önemli ressamlarıyla tanıştıran ise, ortaokuldaki resim öğretmeni Bartus Koteling olmuştur.

Bu sayede kendisini giderek geliştiren, birçok resim tekniği öğrenen ve resim eğitimi vermeye başlayan Meegeren’in uzmanlık alanı ise, 17. yüzyıla yayılmış ‘Hollanda Resminin Altın Çağı’ olarak isimlendirilen dönem ve dönemin usta ressamlarıdır.

Resme olan ilgisi babası tarafından desteklenmeyen Han van Meegeren, 1907 yılında Teknoloji Enstitüsü’nde Mimarlık okumak için Johannes Vermeer’in de yaşadığı şehir olan Delft’e yerleşmiştir.

Burada evleneceği ilk kadınla tanışmış, ilk çocuğunu kucağına almış ve yaptığı bir kilise resmiyle altın madalya kazanmıştır.

Resim alanındaki başarısı arttıktan sonra Mimarlık öğrenimini bırakmış ve Hague’de Kraliyet Sanat Akademisi’nde resim eğitimi almıştır.

Han van Meegeren

Sahtekar Unvanının Sebebi

1916 ile 1922 yılları arasında birçok sergi açan Meegeren, yaşı ilerledikçe ünlü olamayacağını anlamış, ‘sahtekar’ unvanını almasına sebep olacak ilk adımı atmış ve Frans Hals’a ait The Laughing Calavier eserini kopyalamıştır.

Bu eseri bir müzayedede 50.000 Gulden karşılığında satmıştır. Ancak bir süre sonra, bazı teknik detaylar sebebiyle, eserin sahte olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine sahtecilikte daha başarılı olmak için yeni yollar arayan Meegeren, başka bir sahtekar ve restoratör olan Theo Van Vjinbergen’den ders almıştır.

1932 yılında Cote d’Azur’a yerleşmiş ve burada Johannes Vermeer’in eserlerinin sahtelerini yapmaya başlamıştır.

1945 yılında kadar ressamın 11 tablosunu yeniden yapan Han van Meegeren’in sahtekarlıkta en büyük başarısı, 1937 yılında kopyaladığı ve piyasaya sürdüğü The Disciples at Emmaus tablosu olmuştur.

Han van Meegeren

Tekniği

Han van Meegeren, pahada düşük tabloları satın alıyor, tabloların üst kısmını iyice sıyırıyor ve sadece astarı bırakıyordu. Üzerine Johannes Vermeer (1632 – 1675) dönemine ait pigmentlerden, aynı yöntemle üretilmiş boyalar ile sahte resmini yapıyordu.

Meegeren, boyaların içerisine fenol fo6rmaldehit reçinesi, yani bakalit katıyordu. Peki, neden? Bir tablo 300 yıl beklediğinde boyası yıpranır ve çatlar; ayrıca tablonun sahte mi, yoksa gerçek mi olduğuna dair bilgi verir.

Meegeren, bakalit kullanarak yaptığı tabloları 120 derecede fırınlıyordu. Böylece tablo, taşlaşmış oluyordu. Daha sonra bezleri rulo haline getirerek boyada çatlaklar elde ediyor ve bu çatlakları da mürekkep kullanarak eskitiyordu. 

En sonunda ise, boya çatlaklarının artması için resmin üzerinden silindir ile geçiyordu. 

İşte, mükemmel sonuçları bu yöntemle elde ediyordu. 

Han van Meegeren tablosu

Fakat aynı dönemde sanatseverler için durum farklıydı. Milliyetçi duyguların ön planda olduğu bu dönemde, bir değeri olmasa dahi, bir Vermeer tablosunun Hollanda’da bulunması, Almanya’da olmasından daha iyiydi.

Meegeren’in sahte tablolarının sayısı arttıkça, koleksiyonerler resimler arasında bir tutarlılık görmeye ve gerçek olduklarını düşünmeye başlamıştı.

Gerçeklerin Ortaya Çıkışı

İkinci Dünya Savaşı sonlandığında, Nazi mareşali Hermann Göring’in koleksiyonunda bir Vermeer tablosuna rastlandı. Tablonun izi sürüldüğünde Meegeren’e ulaşıldı ve Meegeren, düşmanla iş birliği yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Tablonun sahte olduğunu itiraf ettiğinde yetkililer onun bir Vermeer tablosu üretebileceğine inanmadılar. Ancak Meegeren, gerekli malzemeler sağlandıktan sonra on ikinci sahte Vermeer tablosunu da yaptı: Young Christ Teaching in the Temple.

Jesus_unter_den_Schriftgelehrten_von_Han_van_Meegeren

Bu olaydan sonra, Nazileri bile dolandırmış bir halk kahramanı olarak anılmaya başlanmışsa da, gerçek bu değildi.

Meegeren, Nazi sembolizmi içeren derleme bir kitabın kopyasını Hitler’e göndermiş ve kitabın ilk sayfasına ‘Çok sevgili Führer’ime en derin saygılarımla – Han van Meegeren’ yazmıştı.

Tüm bu gerçekler gün yüzüne çıktıktan sonra, alıcılar tablolara verdikleri parayı geri almak istediler. Ancak Meegeren bu ihtimali de düşünmüş ve tüm servetini ikinci eşinin üzerine yapmıştı.

1945 yılında, Meegeren’in 67 evi ve 7 milyon Gulden’in üzerinde serveti olduğu biliniyordu. Fakat üzerinde hiçbir mal varlığı olmadığı için iflas açıklaması yapmıştı.

1946 yılında, bir grup sanat uzmanı şüpheye düştükleri tüm Johannes Vermeer tablolarını incelemiş ve 1 yıl sonunda 9 tablonun sahte olduğunu raporlamışlardı. Meegeren, 1 yıllık gözaltı sürecinin ardından hapis cezası almıştı.

Hapiste geçirdiği süreçte sağlık sorunları yaşayan Meegeren, 1947 yılında kalp krizi sonucunda hayata veda etmiştir.

Bugün, hala dünyanın birçok yerinde Meegeren’in yaptığı 30’a yakın sahte eserin sergilendiği söylenmektedir.

Han van Meegeren

Gökçe Kavi

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.