16 Mart 2021

Hollandalı Ressam Johannes Vermeer ve İnci Küpeli Kız

Gökçe Kavi

Bugün yaygın olarak İnci Küpeli Kız ismiyle andığımız tablo, ilk zamanlarında Türbanlı Kız olarak biliniyordu. Özellikle İtalyanlar tarafından Kuzeyin Mona Lisa’sı olarak isimlendirilen tablo, Hollandalılara göre, Hollandalı Mona Lisa’dır.

inci küpeli kız johannes vermeer
Johannes Vermeer – İnci Küpeli Kız (Girl with a Pearl Earring), 1665, Mauritshuis Kraliyet Resim Galerisi – Lahey Hollanda, 44.5 cm x 39.1 cm


Tronie

Johannes Vermeer’in İnci Küpeli Kız tablosu hakkında bilinmesi gereken en önemli bilgilerden biri; tablonun bir portre değil, tronie olduğudur.

Sıklıkla portre ile karıştırılsa da, tronie, abartılı bir yüz ifadesinin veya kostümlü insanların tasvir edildiği bir resim çalışmasıdır. Altın Çağ Hollandasında ve Flaman Barok resminde yaygın olarak tercih edilmiştir.

Sipariş üzerine değil, ressamların kendilerini ispatlama amacıyla yaptığı tronielerde, genellikle dış mekan görünmez. Konu alınan kişiye ya da sahneye odaklanılır ve ışığın göz alıcı etkisiyle, bu sahne tek gerçekliğe dönüşür.

Vermeer’in başyapıtlarından biri olan İnci Küpeli Kız’da da, odak nokta, inci küpeler ile sarı-mavi türban takmış, sıradan görünen bir kadındır.

Master of Light

Eserleriyle, adını sanat tarihine altın harflerle yazdıran ve bugün Master of Light (Işığın Efendisi) ismiyle de anılan, Johannes Vermeer; tablolarında ışığı ustalıkla kullanmış ve kusursuz bir gerçeklik oluşturmuştur.

Vermeer’in, tarih koymadan IVMeer imzasını attığı bu tablosuna baktığımızda da, modelle karşı karşıya olduğumuzu hissederiz.

Van Gogh’un Mektubu

Vermeer ve tabloları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmasak da, Vincent Van Gogh‘un 1888 yılında Emile Bernard’a gönderdiği bir mektupta, Vermeer isimli bir sanatçıdan haberi olup olmadığını sorduğunu ve sanatçının paletindeki renklerin inci grisi, mavi, limon rengi, siyah ve beyazdan oluştuğunu belirttiğini biliyoruz. 

Genellikle gündelik hayata dair sahneleri resmeden Vermeer’in İnci Küpeli Kız tablosu, diğer eserlerinden farklı olarak mistik, gizemli bir izlenim yaratmaktadır. Bu özelliğiyle de öne çıkan tabloda, modelin dudaklarının bir miktar açık olması, bir şey söyleyecekmiş ya da susacakmış gibi bir tavır ortaya koymaktadır.

Bu, Barok döneme ait teknik, bir anlık sessizlikte, tabloyu izleyen ile tablodaki model arasında bağ kurulmasına sebep olmaktadır.

Camera Obscura

Tarihçiler tarafından tartışılmaya devam ediliyor olsa da, Vermeer’in tablolarında ancak bir lensin kullanımıyla ortaya çıkacak ışık ve perspektif etkilerinin görülmesi, ressamın camera obscura tekniğini kullandığını düşündürmektedir.

Tekniğin yansıması İnci Küpeli Kız’da da açıkça görülmektedir.

Bugün, tablodaki kadının hayal ürünü değil, gerçek bir model olduğu tahmin edilmektedir. Kim olduğu bilinmese de, Vermeer’in diğer resimlerinden de yola çıkılarak, Vermeer’in bir akrabası ya da evinde çalışan hizmetçilerden biri olduğu düşünülmektedir.

Son yıllarda yapılan incelemelerin sonucunda; modelin arkasında yeşil bir perdenin bulunduğu keşfedilmiştir. Ayrıca uzun yıllar boyunca yıpranan tablonun ve çatlayan boyaların ardında, modelin kirpikleri olduğu fark edilmiştir.

İnci Küpeli Kız, Tracy Cevalier’in resimden esinlenilerek kaleme aldığı, aynı isimli romanın yayımlanmasının ve romanın, 2003 yılında Peter Webber yönetmenliğinde beyazperdeye uyarlanmasının ardından popüler hale gelmiştir.

Johannes Vermeer ve Sütçü Kız Tablosu yazımız da ilginizi çekebilir.

Gökçe Kavi

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.