6 Nisan 2020

10 Maddede Oktay Rifat

10layn

Ali Oktay Rifat ya da Oktay Rifat Horozcu, 10 Haziran 1914 ile 18 Nisan 1988 tarihleri arasında yaşamış, Türk edebiyatının en değerli isimlerinden biridir.

Genellikle şair kimliğiyle tanıdığımız Oktay Rifat, aynı zamanda bir roman ve oyun yazarıydı.

Çocukluğu ve Gençliği

Ankara Erkek Lisesi’nde ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gören Horozcu, kamu sınavını kazandıktan sonra, Maliye Bakanlığı tarafından Paris’e gönderilmiştir. Fakat II. Dünya Savaşı sebebiyle, Paris’teki doktora çalışmasını tamamlayamadan, 1940 yılında Türkiye’ye dönmüştür.

Meslek Hayatı

Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Maliye Bakanlığı’nda, ardından Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde çalışan Oktay Rifat, daha sonra serbest avukatlık yapmıştır.

1955’de İstanbul’a yerleşmiş ve avukatlık yapmaya devam etmiştir.

1961 yılında Devlet Demiryolları’nda çalışmaya başlamış ve bu kurumdan 1973 yılında emekli olmuştur.

İlk Şiirleri

Ankara Erkek Lisesi’nde okurken şiir yazmaya başlayan Oktay Rifat’ın ilk şiirleri, 1936 ile 1944 yılları arasında Varlık dergisinde yayımlanmıştır. Varlık dergisinde yayımlanan ilk şiiri, Eza’dır.

İlk şiirlerini hece ölçüsüyle ve uyaklı yazan şair, daha sonra serbest vezne geçmiştir.

Garip Akımı

Oktay Rifat, Orhan Veli ile ilkokuldan, Melih Cevdet ile liseden arkadaştır. 

Henüz lisedeyken şiir yazmaya başlayan üçlü; Ahmet Hamdi Tanpınar, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlu gibi öğretmenleri ile okul kooperatifinden destek alarak Sesimiz isimli bir dergi yayımlamaya başlamışlardır. 

Lisenin ardından Orhan Veli’nin İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne kayıt yaptırması üçlünün bir süre ayrı kalmasına sebep olmuşsa da, Kanık’ın üçüncü sınıfta üniversiteyi bırakarak Ankara’ya dönmesiyle tekrar bir araya gelmişlerdir.

1941 yılında, Garip isimli şiir kitabını yayımlayan üçlü, Garip Akımı‘nın (Birinci Yeni Hareketi) öncüleridir. 

Şiirde alışılmış kuralları ortadan kaldıran, dilde sadeleşmeye giden, biçimde serbestliği ve yalınlığı savunan şiirleriyle büyük ilgi toplamışlardır.

Eski Zaman Aşığı

Ben eski zaman âşığıyım
Sevda çeker düşünürüm ağlarım
Bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız
Bazen çocuk gibiyim bazen bakakalırım.
Herkes âşık olur sevdalanır
Bir yolu var gönül çekmenin de
Benimki sevda değil ateşten gömlek
Bir kor düşmüş ışıl ışıl yanar içimde
Ama ben eski zaman âşığıyım
Sevmek kadar kanatlanmak da gelir elimden
Gece hayalimde gündüz fikrimde
Ela gözlü o yâr çıkmaz gönülden.

Orhan Veli, Şinasi Baray, Oktay Rifat, Melih Cevdet
Orhan Veli, Şinasi Baray, Oktay Rifat, Melih Cevdet

Garip’in Ardından

Orhan Veli’nin 1950’de ölmesi, Garip Akımını fiilen sona erdirmiştir. Kanık’ın aralarından ayrılmasıyla Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in iletişimi de geçmişe kıyasla azalmıştır.

Oktay Rifat, 1955’den itibaren İkinci Yeni şiir anlayışını benimsemeye başlamıştır. 1965 yılından sonra ise, toplumcu şiire yöneldiği görülmektedir.

1960’dan itibaren çeviri de yapmaya başlayan Rifat, 60’lı yılların ikinci yarısından itibaren sosyal sorunları, işçi ve emekçi haklarını ele aldığı şiirler kaleme almıştır.

Ayrıca aynı dönemlerde roman ve tiyatro oyunları da yazmaya başlamıştır.

Edebi Kişiliği ve Sanatı

Oktay Rifat’ın edebi hayatı, üç dönemde değerlendirilmektedir.

1950’ye kadar Garip Akımı’nı benimseyen şair, 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren İkinci Yeni Hareketi’ne yönelmiştir. 1970’li yıllara gelindiğinde ise, toplumcu-gerçekçi şiirler yazmıştır.

Şiirlerinde gündelik hayattan konular işlese de, kimi şiirlerinde tarihsel olaylardan ve mitolojiden esinlenmiş; 60’lı yıllardan sonra, halk şiirinden de faydalanmıştır.

Şiirlerinde sürekli değişime giden, arayışta olan ve kendini yenileyen Oktay Rifat; eserlerinde mizah öğelerine, argoya, mecazlara, imgelere, günlük konuşmalara, halk söyleyişlerine ve deyimlere de yer vermiştir.

Tiyatro oyunlarında ve romanlarında toplumsal değişimi ve etkilerini; bireylerin çelişkilerini ve sorunlarını anlatmıştır.

Ailesi ve Soyadı

Oktay Rifat’ın babası; eski Trabzon valisi, dilbilimci ve şair Samih Rıfat’tır. Annesi, Hasan Enver Paşa’nın kızı Münevver Hanım’dır. Münevver Hanım, Nazım Hikmet’in annesi olan ressam Celile Hanım’ın kardeşidir.

Büyük dedesi, bestekar Macar Hurşid Bey’dir. Dedesi, Albay Hasan Rıfat Bey şair ve amcası Ali Rıfat Bey, udidir.

Soyadı, pek çok kaynakta Horozcu olarak geçse de, resmi evraklarda böyle bir kayıt bulunmadığı belirtilmektedir. Ayrıca Oktay Rifat, hiçbir eserini Horozcu ismiyle yayımlamamıştır.

Eserleri

Şiir

  • Garip, 1941 (Orhan Veli ve Melih Cevdet ile)
  • Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler, 1945
  • Güzelleme, 1945
  • Aşağı Yukarı, 1952
  • Karga ile Tilki, 1954
  • Perçemli Sokak, 1956
  • Aşk Merdiveni, 1958
  • Elleri Var Özgürlüğün, 1966
  • Şiirler, 1969
  • Yeni Şiirler, 1973
  • Çobanıl Şiirler, 1976
  • Bir Cıgara İçimi, 1979
  • Elifli, 1980
  • Denize Doğru Konuşma, 1982
  • Dilsiz ve Çıplak, 1984
  • Koca Bir Yaz, 1987
  • Bütün Şiirleri, 1991

Romanları

  • Bir Kadının Penceresinden, 1976
  • Danaburnu, 1980
  • Bay Lear, 1982

Tiyatro Oyunları

  • Birtakım İnsanlar, 1961
  • Kadınlar Arasında ya da Fettah Paşalar, 1966
  • Atlarla Filler ya da Dirlik Düzenlik, 1988
  • Çil Horoz, 1988
  • Yağmur Sıkıntısı, 1988

Ödülleri

  • Karga ile Tilki kitabıyla, 1954 Yeditepe Şiir Armağanı
  • Şiirler kitabıyla, 1970 Türk Dil Kurumu Şiir Armağanı
  • Yağmur Sıkıntısı oyunuyla, 1970 Ankara Sanatseverler Derneği Yılın Oyun Ödülü
  • Yağmur Sıkıntısı oyunuyla, 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü
  • Bi Cigara İçimi kitabıyla, 1980 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
  • Danaburnu romanıyla, 1980 Madaralı Roman Ödülü
  • Dilsiz ve Çıplak kitabıyla, 1984 Necatigil Şiir Ödülü

E-bültenimize kaydolun.