16 Ekim 2020

Matrix Üzerine 1: Gerçeğin Çölüne Hoş Geldiniz

Hamid Torres

Matrix evreni, 20 yıldan daha uzun bir süre önce Wachowskiler tarafından yaratılmış olağanüstü bir evren. Bilim kurgu türünün en iyi örneklerinden olan bu başyapıtın ilk filmi 1999, ikincisi ve üçüncüsü ise 2003 yılında vizyona girdi. Aynı yıl, Matrix evrenini birçok açıdan ele alan Animatrix isimli kısa hikayelerden oluşan bir dizi yayımlandı. O yıllardan bugüne, Matrix üzerine yüzlerce yazı yazıldı, fikir belirtildi, teoriler ortaya atıldı ve hatta William Irwin tarafından editörlüğü yapılan Matrix ve Felsefe isimli bir kitap bile yazıldı. Üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen, bugüne kadar birçok filmde/dizide Matrix’e referans veriliyor ve Matrix, birçokları tarafından gelmiş geçmiş en iyi film/seri olarak değerlendiriliyor.

Peki Matrix neden ve nasıl bir efsane oldu, neden bir kült haline geldi?

Öncelikle Matrix evreninin kısaca hikayesinden bahsederek başlayalım:

Matrix Evreninin Hikayesi

Başlangıçta insan vardı ve bu iyiydi.

İnsanlık teknolojide çok ileri seviyeye gelmesine rağmen, ahlaki değerler açısından gerilemişti. Yaptıkları makineleri kendi eğlenceleri için, işlerini yaptırmak için kullanıyor ve makineler de tüm bunları yapmak mecburiyetinde kalıyorlardı. Robotların evlerde, iş yerlerinde ve daha birçok alanda kullanılması sonrasında bir gün, b166er isimli bir robotun sahibini öldürmesiyle işler karışıyor. Makineler ve insanlar arasında savaşın başlamasına neden olan bu olay, tüm Matrix hikayesinin ve evreninin başında duruyor.

Ayaklanan ve artık kölelikten kurtulmak isteyen makineler, insanlığa karşı çıkıyor ve bununla beraber ‘zero one’ isimli şehirlerini kurarak orada yaşamaya başlıyorlar.

Makinelerin öğrenebilen algoritmaları sayesinde zamanla çok yüksek bir seviyeye gelmeleri ile insanların, makinelerin yaptığı o teklifi geri çevirme gibi bir lüksleri olmuyor: Makineler, insanların bedenlerini enerji için pil olarak kullanacak ve Matrix isimli bir simülasyon dünyası yaratarak insanları orada yaşatacaklar. Sonuç olarak; hem insanlar için hem de makineler için kontrollü bir yaşam biçimi ortaya çıkacaktı. 

Simülasyon dünyasında ‘uyanan’, bir şeylerin ters gittiğini anlayan insanlar ise, Matrix sisteminden bir şekilde kurtuluyor veya kurtarılıyordu. Uyanan insanların sayısı belirli bir sayıya ulaştığında ise, Matrix sistemi yeniden başlatılıyordu. 

İlk filme kadar tam 5 kez yeniden kurulan Matrix evreninin 6. döngüsünde, ilk filmdeki hikayeyi görüyoruz. Neo, Morpheus ve Trinity üçlüsü ile tanıştıktan sonra 3 film boyunca seçilmiş kişinin insanları Matrix’ten kurtarma çabasını ve makinelerle insanlar arasındaki savaşı sona erdirmeye çalışmasını izliyoruz.

İlk Filmin Hikayesi

Matrix serisinde gerçek ismi Thomas Anderson olan ve Neo takma ismi ile hackerlık yapan baş kahramanımız, yaşadığı gerçeklikten şüphe etmektedir. İçinde olduğu dünyada bir şeylerin yanlış olduğu gerçeğini anlayan Neo, Morpheus isimli bir rehberle tanıştıktan sonra seçilmiş kişi olduğunu öğrenir ve makineler ve insanlar arasında yıllardır süren savaşı durdurmak için mücadele eder.

Uzun yıllardan beri seçilmiş kişiyi arayan Morpheus da, Neo’yu bulduktan sonra o efsane sahne ile beraber onu Matrix’ten çıkarır.

matrix kırmızı mavi hap

‘Eğer mavi hapı alırsan hikaye burada biter. Yatağında uyanır ve inanmak istediğin şeye inanırsın. Ama eğer kırmızı hapı alırsan, harikalar diyarında kalırsın ve ben de sana tavşan deliğinin ne kadar derin olduğunu gösteririm. Unutma, sana vaat ettiğim sadece gerçek. Fazlası değil.’

Eskiden gerçek sandığı dünyanın sadece bir illüzyondan, bir simülasyondan ibaret olduğunu öğrenen Neo’nun yolculuğu başlar ve bizler de bu epik hikayeye dahil olarak büyük bir heyecanla olanları izlemeye başlarız.

Kahramanın Yolculuğu

Kahramanın yolculuğu (hero’s journey), mitlerde ve hikayelerde sık sık gördüğümüz, kahramanın, gerçek dünyanın sınırlarını aşıp farklı birisine doğru evrildiği bir yolculuk, bir hikaye anlatım şekli. Bu anlatım şekli birçok yazar tarafından tanımlansa da, Joseph Campbell sayesinde fazlasıyla popüler hale geldi .

Bu anlatı türü ile anlatılan hikayelerin kahramanları, formülüze edilmiş belirli bir yolda ilerliyorlar ve film/kitap/dizi de bu doğrultuda ilerliyor. İlk Matrix filminde, bu formülün mükemmel bir şekilde işlendiğini görüyoruz. Bu formüle tam olarak uyan bir hikaye yaratan Wachowskiler, bize Harry Potter veya Lord of the Rings tarzında olağanüstü bir yolculuğun hikayesini izletiyorlar.

the hero's journey

(Bu yolculuğun detaylarına yazı dizisinin ikinci bölümünden ulaşabilirsiniz.)

Müzikler

Matrix’i ilk izlediğimde, inanılmaz büyük bir şey izlediğimi hissetmiştim. O zamanlar filmin içerisindeki birçok detayı ve felsefi göndermeleri anlamasam da o büyüklük, o atmosfer beni hemen içine çekmişti. Temel öğeleri anlamasam da, Matrix’de beni içine çeken şey neydi: Müzikler.

Elektronik müziğin ve metal türünün ağırlıklı olarak kullanıldığı seri, müzikler sayesinde çok çok farklı bir seviyede gösteriyor kendisini.

Kişisel favorilerim:

Clubbed to Death

Wake Up

Rock is Dead

Bilim Kurgu Tanrısı

Matrix serisinden önce vizyona giren yüzlerce büyük bilim kurgu filmi olsa da, Matrix rakiplerine, rakiplerini kullanarak fark atmayı başarıyor.

Dark City, 13. Kat, Blade Runner ve birçok bilim kurgu filminden motifler taşıması, onlara atıf yaparken bunu dozunu kaçırmadan yapması kesinlikle olağanüstü. Bu sayede Matrix, Newton’ın deyimi ile hem kendisinden önceki omuzların üzerinde yükselirken hem de gelecek bilim kurgu filmleri için üzerinde yükselebilecekleri geniş omuzlar bırakmıştır.

Aksiyon Tanrısı ve Bullet Time

Matrix’in popüler kültürde bir ikon haline gelmesinin en büyük sebeplerinden birisi de, aksiyon sinemasının en önemli ve farklı örneklerinden birisi olması. İçerisindeki dövüş ve başka aksiyon sahnelerinin yanı sıra Matrix, ‘bullet time’ tekniği ile de akıllarda özel bir yer edinmiştir. Matrix sonrası aksiyon filmlerinde çok sık kullanılan bu teknikte, bir nesnenin yavaş ve birçok açıdan çekilen görüntüleri bir araya getirilir ve sizin o nesne etrafında hareket etmeniz sağlanır.

matrix bullet time

Büyük Zihinlerden Çıkan Geniş Bir Evren

Wachowskilerin Matrix sonrası yaptıkları işler (Jupiter Ascending, Cloud Atlas, Sense8) her ne kadar pek beğenilmese de, fikrimce bu onların dahi oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Ve Matrix sonrası işlerinin beğenilmemesinin en büyük sebeplerinden birisi de, Matrix ile beraber çıtayı çok çok yukarıya koymaları ve bunu aşmanın, kendileri için bile, neredeyse imkansız olması. Felsefe, din, kabala öğretileri ve benzer ilgi alanlarına sahip olan Wachowskiler, Matrix başta olmak üzere neredeyse tüm eserlerinde derin felsefi düşüncelerini yansıtmayı başardılar.

Göndermeler ve Etkileri

Matrix’de Alice Harikalar Diyarında eserine göndermelerini fazlasıyla görüyoruz. İlk filmdeki ‘beyaz tavşanı izle’, bu esere yapılmış bir gönderme. Bunun dışında yine birkaç kez Alice Harikalar Diyarında göndermesi gördüğümüz seride; Dark City, 13. Kat ve başka birçok esere gönderme yapılıyor. Bunların yanı sıra Matrix serisi, birçok esere de ilham kaynağı olmuştur. Bullet time efekti neredeyse tüm aksiyon filmlerinde kullanılırken , Matrix’deki birçok motiften etkilendiği aşikar olan Mr.Robot dizisi de, son yılların en başarılı dizilerinden birisi. 

WestWorld dizisi ise, Matrix gibi felsefi konulara odaklanırken, bir aksiyon dizisi olarak baktığımızda da Modern Matrix olarak isimlendirebileceğimiz bir seviyede. Wachowskilerin geniş ilgi alanları sayesinde birçok film, kişi ve felsefi doktrine göndermeler görsek de, bir simülasyon evrenini anlatan Matrix hikayesinin bizim gerçek dünyamıza (ya da gerçek sandığımız dünyamıza) etkileri de oldukça ilginç.

Bu etkilerden birisi, The Matrix Defense. The Matrix defense bazı yasal davalarda kullanılmış olan bir savunma şekli. Cinayet işleyen, hapisten kaçan insanlar, yaptıkları şeyi aslında bir Matrix içerisinde olduklarını, bunu yaparak Matrix’den uyanıp gerçek dünyaya adım atacaklarını düşündükleri için yaptıklarını savunuyor ve beraat istiyorlar.

Tonda Lynn Ansley 2003 yılında mahkemede bu savunmayı yaptı ve suçsuz bulunarak hapishaneye değil, akıl hastanesine yatırıldı.

Sinema dünyasındaki etkisinin dışında fikrimce Matrix’in en çok etkilendiği ve etkilediği alanlardan birisi de felsefe dünyası. Aslında uzun yıllardan beri tartışılan, üzerine düşünülen simülasyon evren, simülasyon kuramı tartışmalarının yeniden alevlenmesine sebep oldu Matrix. İsveçli filozof ve yazar Nick Bostrom, 2003 yılında ‘Are you living in a computer simulation?’ (Bir bilgisayar simülasyonunda mı yaşıyorsunuz?) isimli makalesi ile bu tartışmaları bir üst seviyeye çıkardı (Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.)

Oyuncular ve Büyük Karakterler

Matrix, rakiplerinin 5-10 adım önüne atan şey ise, kesinlikle oyuncuları.

Dönemin en önemli isimlerinden birisi olan Keanu Reeves’in ve Carrie-Anna Moss’un performansları tekrar tekrar izlemek isteyeceğiniz tarzda. Laurence Fishburne ise, bir rehber, bir yol gösterici rolünü oynamak için belki de zamanında yapılmış en iyi seçimlerden birisiydi.

Tüm bunların yanı sıra Matrix evreninde birbirinden ilginç, her birisi kendi hikaye ve özellikleri ile dikkat çeken karakterler var. Seçilmiş kişi olan Neo, yol gösterici Morpheus, ekibin en önemli parçalarından birisi ve seçilmiş kişiye aşık olan kadın Trinity; Cypher, Ajan Smith, Merovingian, The Architect, The Oracle ve diğerleri… Hepsi Matrix evreninin çok çok önemli birer parçaları.

Büyük Fikirler

Matrix, içerisindeki büyük fikirlerle insanın çevresine, etrafına tamamen farklı bir bakış açısı ile bakmasına sebep olurken, felsefe dünyasına ve başka birçok yere yaptığı göndermeler izleyicide büyük bir entelektüel doygunluk yaratıyor. 

Matrix evreninde birçok felsefi kavrama ve büyük fikirlere rastlıyoruz. Seçimler, özgür irade, gerçeklik, insan-yapay zeka karşı durması ve daha onlarca büyük fikir barındıran Matrix, hem keyifli aksiyon sahneleri ile genel izleyiciye oynamakla beraber, büyük fikirler ile felsefe dünyasında da kendine yer ediniyor (bkz. Matrix and philosophy)

İşte tüm bunlar ve çok daha fazla detay yüzünden Matrix, çağının ötesinde, muhteşem bir seri olarak kendisine sinema tarihinde yer buluyor. Bize hem aksiyon sahneleri ile klasik bir Hollywood filmi izletiyorken hem de felsefi kavramları ile gerçekliğimizi sorgulamamıza yol açıyor.

BONUS

Matrix evreni için kronolojik izleme sıralaması:

  • Animatrix: Second Renaissance
  • Animatrix: A Detective Story
  • The Matrix
  • Animatrix: Kids Story
  • Animatrix: Final Flight of Osiris
  • The Matrix Reloaded
  • The Matrix Revolutions
  • Animatrix: Beyond
  • Animatrix : World Record
  • Animatrix: Matriculated
  • Animatrix: Program

Yazı dizisinin ikinci bölümüne buradan ve üçüncü bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Hamid Torres

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.