26 Ocak 2021

Bizans İmparatorluğu: Duraklama ve Yıkılış

Adil Kara

Yazı dizisinin birinci bölümü olan 10 Maddede Bizans İmparatorluğu: Kuruluş ve Yükseliş listemize buradan ulaşabilirsiniz.

Bizans İmparatorluğu, kısa sürede merkezileşmiş, tüm dünyada etkin bir güç haline gelmişti. 

Fakat ülkede pek çok şey yolunda gidiyor görünse de, sorunlar yavaş yavaş baş göstermeye başlamıştı.

Stratejik olarak çok güçlü bir konumda olan imparatorluk, seneler akıp giderken içerisinde birleştirdiği halkların isyanları, diğer devletlerin saldırıları ve hanedan çekişmeleriyle birlikte duraklama dönemine girmişti.

Kuruluşu itibariyle güçlü bir kamu düzenine sahip olan Bizans İmparatorluğu’nun, gücüne güç katmasında en önemli etken, yönetimdeki istikrar ve yetenekli komutanların ordunun başında olmasaydı. Bundan yüz bulan Bizanslı komutanların ardı ardına yaptığı askeri darbeler, hanedan değişikliklerini beraberinde getirmişti. 

Merkezin sürekli el değiştirdiği bu olayların en göze çarpanı ‘Jüstinyen Hanedanlığı’ dönemidir.

Konstantinopol, Justinian Dönemi
Konstantinopol, Justinian Dönemi

Okuma yazması olmayan Justinus, Bizans İmparatorluğu emrinde çalışan çok iyi bir askerdi. Askeri rütbeleri giderek artarken imparatorluğa kadar yükselmiş, daha sonra adıyla anılacak Jüstinyen Hanedanlığı’nı kurmuştu. 

Bu ve buna benzer hanedan değişiklikleri sürekli yaşanınca, devlet yönetiminde tecrübesiz kişilerin imparator olmaları, devleti duraklama ve gerileme dönemine sokmuştu.

Bu kaos yıllarının devamında, Doğuda güçlenen Sasani İmparatorluğu, sınırlarını Batıya doğru genişletmeye başladı. Zaten kendi iç karışıklıkları ile uğraşan Bizans İmparatorluğu için sürpriz bir düşman olan Sasaniler, Anadolu topraklarını işgal ediyor, yağmalar-işgallerle birlikte Bizans merkezini zor duruma düşürüyordu. Hatta tarihler 626’yı gösterirken, Avar-Sasani ittifakı ile başkent bile kuşatılmış, Bizans İmparatorluğu bu kuşatmayı kırıp bir kez daha ölmediğini dünyaya göstermişti.

Anadolu’da ve Kuzeyde toprak kayıplarına uğrayan Bizans İmparatorluğu için, artık yeni bir tehdit daha vardı: Müslümanlar. 

İslam peygamberi Hz.Muhammed İstanbul’un fethedilmesi ile ilgili sözleriyle Bizans imparatorluğu’nu daha değerli hale getirmişti. Peygamberin sağlığında başlayan Müslüman akınları, halifeler Ebu Bekir, Ömer ve Osman döneminde de devam etti. Suriye ve Akdeniz kıyıları da Bizans İmparatorluğunun elinden çıkmıştı.

Tarihin tekerrür ettiği bir gerçektir. Bizans İmparatorluğu da, ardılı olduğu Büyük Roma İmparatorluğu gibi, Batı İmparatorluğu haline geliyordu. 

Emeviler döneminde, I. Muaviye’nin emriyle, 674 yılında Bizans İmparatorluğu’na istilaya başlandı. Başkent Konstantinopolis’i 4 yıl kuşatan Araplar, 678’de kuşatmayı kaldırıp geri döndüklerinde, gerilerinde yorgun ve ciddi bir nüfus kaybı yaşamış bir Bizans İmparatorluğu bıraktılar.

Düşmanları çok olsa da, Bizans İmparatorluğu, hep bahsettiğimiz devlet kültürüyle ayakta kalmayı yine başarıyordu. Fakat dini açıdan halkı ikiye bölen bir tartışma olan ‘ikonoklazm’ (Hz. İsa’nın resimlerine tapınmak) 730 yılında yasaklanınca, halk da isyana kalkıştı. Yönetim, bu isyanı zar zor bastırsa da, devlete bir darbe daha vurulmuştu.

Byzantine_Constantinople

Ortodoks Bizans İmparatorluğu’nun en büyük düşmanlarından birisi de, Katolik Latin Hristiyanlardı. 

Tarihler 1204’ü gösterirken, büyük bir haçlı ordusu Venedik’den yola çıkıp Bizans İmparatorluğu’nu işgal etti ve Konstantinopolis’i düşürdü. Şehri aylarca yağmalayan Latinler, şehrin muhteşem tarihi dokusunu katlettiler. Dünyanın en güzel ve en zengin şehri darmadağın edilmiş, sanat eserleri ortadan kaldırılmıştı.

Şehri istilacılardan kurtarmayı başaran Bizans İmparatorluğu, şehri geri almış olsa da, artık şehrin eski güzel günlerinden eser yoktu. Bunlar yetmezmiş gibi, Moğol baskısından kaçan Türkler akın akın Selçuklu Devleti’nin emriyle Bizans sınırlarına yerleşiyor ve sınırda Bizans İmparatorluğu’na bağlı tekfurlara (imparatorluğa bağlı yarı özerk valiler) saldırıyorlardı. 

Bu obalardan biri olan Kayı obası, 1299 yılında Osmanlı adında bir beyliğe ve ardından da devlete dönüşünce, Bizans İmparatorluğu’nun en büyük baş belası haline gelmişti.

Osmanlı Padişahı Orhan Gazi’yle başlayan Bizans-Osmanlı savaşında hep kaybeden Bizans İmparatorluğu olmuştu. 

Yüzyıllardır savaşlarla, isyanlarla, saldırılarla yıpranan Bizans İmparatorluğu, yeni yükselen Türk gücüne karşı koyamıyordu. Tarih boyunca 20’den fazla kuşatmaya maruz kalan Bizans İmparatorluğu’nun sınırları başkent Konstantinopolis’ten ibaret hale gelmişti. 

Yedinci Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet, tarihler Nisan 1453’ü gösterdiğinde şehri kuşatmış ve 53 gün süren kuşatmanın ardından  29 Mayıs 1453’de imparatorluğu lağvetmişti. 

Bin senelik İmparatorluk kendini Osmanlı’ya teslim etmiş, Osmanlı da bu zaferden sonra imparatorluk haline gelerek, Bizans İmparatorluğu’nun boşluğunu doldurmuştu.

SONSÖZ

Bizans İmparatorluğu; savaşlara, isyanlara ve türlü güçlüklere rağmen dünyanın en uzun süre ayakta kalan imparatorluğu olmayı başarmıştı. Günümüzde dünyanın neredeyse her yanında imparatorluktan kalan izleri görmekteyiz.

Kapak Görseli: Mural, İstanbul Arkeoloji Müzesi

Adil Kara

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.