5 Ekim 2021

10 Maddede Kuzey’in Efendileri Kırım Hanlığı’na Kısa Bir Bakış

Adil Kara

Bu yazımda; Kırım Hanlığı, Deşt-i Kıpçak ve Taht-ı Kırım isimleriyle tarihte yer etmiş, bir dönem Kuzey’in Efendisi olarak anılan Kırımlılara ve onların hanlığına kısa bir yolculuk yapacağız.

Kırım Hanlığı Tamga
Tamga

1441 ile 1783 yılları arasında, yaklaşık 350 sene tarih sahnesinde kalan Kırım Hanlığı’nın toprakları, 13. ve 14. yüzyılda Altın Orda Devleti’nin sınırları içerisindeydi. Şu anda ise, Rusya ile Ukrayna’nın üzerinde bir anlaşmaya varamadıkları sınır bölgesidir.

Göçebe bir hayat yaşayan Tatar kabileleri, Altın Orda Devleti’nin yıkılmasından sonra, Kuzey ülkelerinden ayrılarak Kırım’a yerleşmeye başladılar.

Kırım toprakları üzerinde hakimiyet kurma yarışını, Şirin kabilesinin de yardımıyla Cengiz Han’ın soyundan gelen Hacı Giray kazandı ve 1441 yılında adına hutbe okutup para bastırarak yeni bir devlet kurduğunu ilan etti.

Hacı Giray Kırım Hanlığı
Hacı Giray

Bölgede yaşayan Slav halkları, bu göçebe topluma Kırım Tatarları ismini vermişse de, devletin yöneticileri Cengiz Han’ın soyundan gelen Moğollar, halkın büyük bir kısmı ise Türklerdi.

Kırım Hanlığı’nı diğer hanlıklardan ayıran ve dünya sahnesine çıkaran en önemli olay; Hacı Giray’ın ölümünün ardından oğulları Mengli ve Nur Devlet taht kavgasına tutuştuğunda, Osmanlı İmparatorluğu’nun, bölgede tampon görevi gören hanlıktaki karışıklığa müdahale ederek Mengli Giray’ı desteklemesi ve han ilan etmesi oldu.

Mengli Giray Kırım Hanlığı
Mengli Giray

Böylece Osmanlı İmparatorluğu, hem ülkesinin kuzeyini güvence altına alarak gücünü korumuş hem de Kırım Hanı’na ‘İki Kıtanın Koruyucusu ve İki Denizin Hanı’ unvanını kazandırmıştı.

Fatih Sultan Mehmet döneminde ise, Kırım Hanlığı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil edildi ve böylece Osmanlı Padişahı, Han seçme ve boğazları tutma haklarına sahip oldu.

Fakat Osmanlı İmparatorluğu, himayesi altındaki Kırım Hanlığı’nın dış işlerine karışmamış, Han’ın yönetme hakkını elinden almamış, Han’a bağımsızlığın sembolü anlamına gelen para basma ve hutbe okutma yetkisi vermiş ve hanlıktan vergi almamıştır.

kırım hanlığı ve osmanlı imparatorluğu

Kırım Hanlığı da bunca övgü ve iyiliğin altında kalmamış, Osmanlı İmparatorluğu ne zaman savaşsa katılırsa ona asker göndermiş, yaptığı akınlardan gelen ganimette Osmanlı’nın payını unutmamıştı.

Osmanlı İmparatorluğu Batıya doğru ilerlerken, Kırım Hanlığı Kuzeyden gelecek olan tüm tehditlere karşı, değim yerindeyse tampon görevi görmüştü.

Kırım Hanlığı sadece savunma yapmakla kalmadı.

Tarihler 1571’i gösterdiğinde, Kırım Hanı 1. Devlet Giray, büyük bir orduyla Moskova’yı kuşattı ve şehri yaktı. Bu olay, ‘Moskova Yangını’ olarak tarihte yerini aldı.

moskova yangını
Moskova Yangını
Görsel Kaynağı

Fakat her devlette çöküş nasıl kaçınılmazsa, bu Kırım Hanlığı içinde geçerliydi. Başlıca yıkılma sebebi olan taht kavgaları, hanlığı fazlasıyla yıpratmıştı. Osmanlı İmparatorluğu bunun önüne geçmek için bazen Han’ı kendisi atamış olsa da, hanlıktaki karışıklıkların önünü alınmadı. 

1683 Viyana Kuşatması’nda görevini yerine getirmeyip, izinsiz bir şekilde ordusunu geri çeken Murad Giray Han’ın bu tavrı, iki devlet arasında soğukluğa sebep oldu.

Sonraki dönemlerde imparatorluğa dönüşen Rusya’nın saldırı ve baskılarına karşı koyamadı. Osmanlı da bu dönemde yıkılış sürecinde olduğu için hanlığına yardım edemedi  ve Kırım Hanlığı 1783’de tarih sahnesinden çekildi.

SONSÖZ

Kısa bir özetle görmüş olduk ki; Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu arasında büyük bir iş birliği ve kardeşlik mevcuttu. Beraber yükselen ve birlikte sayısız savaşa katılan bu iki devletin yolları çeşitli sebeplerle ayrıldı ve birçok yeni devlet tarih sahnesine çıktı.

Ama kim bilir, belki Kırım Hanlığı bağımsız bir devlet olarak yeniden tarih sahnesini selamlar.

Adil Kara

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.