9 Ocak 2021

10 Maddede Bizans İmparatorluğu: Kuruluş ve Yükseliş

Adil Kara

Ülkenin yıkılışından sonra tarihçilerin verdiği isimle, Bizans İmparatorluğu ya da Doğu Roma İmparatorluğu, dünyanın en uzun süre ayakta kalan devleti olan Roma İmparatorluğu’nun devamı kabul edilmektedir.

Kavimler göçüyle birlikte gücünü kaybeden Roma İmparatorluğu, 330 yılında Grek Doğu ve Latin Batı Roma olarak iki parçaya bölünmüştür. Bugün Bizans İmparatorluğu olarak andığımız devlet, Roma İmparatorluğu’nun Grek Doğu parçasıdır.

bizans imparatorluğu arma

Batısında daha varlıklı Latin halkları barındıran imparatorluk, Büyük İskender’in fetihlerinin ardından Doğudaki Grek (Yunan) ve Helen halkları ile Batı Anadolu bölgesinde yaşayan diğer toplulukları içine katmıştır. Bu durum, imparatorluğun bölünmesini kaçınılmaz kılan etkenlerden biridir.

Büyük Roma İmparatorluğu, Doğudaki halklara bazı haklar tanımış ve özerklik alanları vermişse de, Hristiyanları mezheplere ayıran İznik Konsülü’nden sonra birbirinden farklı mezheplere inanan halkların bir arada yaşaması neredeyse imkansız bir hale gelmiştir.

325 yılında, hala Batı Roma’ya bağlı olan Doğu Roma İmparatoru I. Konstantin, din alimlerini bir araya getirmiş, dindeki ayrışmayı ortadan kaldırmak istemiştir. Ancak Katolik Batılı din insanları ile Ortodoks Romalılar arasında anlaşma sağlanamamış, iki taraf birbirini aforoz ederek din merkezlerini ayırmıştır.

Bu ayrışmadan itibaren Roma İmparatorluğu’na bağlı olan Doğu Roma tümüyle bağımsız hale gelmiştir.

Devletin başkenti İznik’te alınmış ve Doğu Roma İmparatoru Konstantin tarafından Konstantinopolis’e, yani İstanbul’a taşınmıştır.

Daha önce burada kurulmuş olan Byzantium kentinden dolayı imparatorluk, tarihçiler tarafından Bizans İmparatorluğu olarak da anılmaya başlanmıştır.

Doğu ve Batı arasında köprü görevi gören, deniz kıyısındaki yeni başkent, imparatorluğun hem kara hem de deniz ticaretinin merkezi olması açısından oldukça stratejik bir konumda bulunmaktaydı.

Ticaret yapmak için dünyanın dört bir yanından gelen tüccarlar, bir şekilde karadan ya da denizden imparatorluğa uğruyordu. Bu da hem ticaret yapmaları hem de vergi ödemeleri sebebiyle, imparatorluğun ekonomik açıdan güçlenmesini sağlamıştı. 

Bizans İmparatorluğu en geniş sınırlar
(En Geniş Sınırlar)

Bizans İmparatorluğu, her ne kadar yeni bir devlet olarak kurulsa da, Büyük Roma’dan kopmuştu ve askeri disiplin, savaş stratejisi, diploması ve ekonomi gibi pek çok konuda uzun süreli bir devlet geleneğine sahipti.

Bu birikimle kısa sürede Anadolu’da ve Ortadoğu’da sınırlarını genişletmeyi başarmıştı.

Kısa sürede Ortodoks Hristiyanlığın merkezi ve koruyucusu haline gelen Bizans İmparatorluğu, bugün dünya kültür mirasları arasında yer alan çok sayıda mabet-kilise inşa etmiştir.

Bu yapılardan en büyüğü ve şüphesiz en güzeli, İmparator I. Justinianos’un emriyle 23 Aralık 532’de yapımına başlanan ve dönemin teknolojik imkanlarına bakıldığında, mucize denilecek kadar kısa sürede tamamlanan Ayasofya Katedrali’dir.

Miletli Isidoros ve Trallesli Anthemios’un 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamladıkları ve Hristiyanların o döneme dek görmüş olduğu en büyük mabet olan Ayasofya, 27 Aralık 537’de açıldığında, İmparator bu muhteşemliğe bakıp şu sözleri sarf etmiştir:

Seni yendim Süleyman!


(Süleyman Mabedi’nden daha büyük bir mabet yaptırdığını kastederek.)
ayasofya

Bizans İmparatorluğu, kopmuş olduğu Roma İmparatorluğu’nun kültürünü devam ettirmekle birlikte Doğunun kültürünü de büyük ölçüde benimsemişti.

Bizans İmparatorluğu, dinamizmi ve Roma İmparatorluğu’nun devlet kültürü ile kısa sürede güçlü bir devlet haline gelmişti. Yalnızca bir asır sonra, tüm Anadolu coğrafyasına hükmediyor, Batıya sırtını dönmeden Doğunun gizemli dünyasına doğru adım adım ilerliyordu. Ve imparatorluğa kattığı yeni topraklara yatırım yaparak halkın desteğini de kazanmayı ihmal etmiyordu.

Yazı dizisinin devamı: Bizans İmparatorluğu: Duraklama ve Yıkılış

Adil Kara

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.