5 Kasım 2018

Yılmaz Güney Nam-ı Diğer Çirkin Kral

Yılmaz Güney, asıl ismiyle Yılmaz Pütün ya da nam-ı diğer halkın asi çocuğu, Çirkin Kral’ı, 47 yıllık kısa yaşamına sinema oyunculuğunu, yazarlığı, senaristliği ve yönetmenliği sığdırdı.

1937 yılında, Adana’da doğan Güney’in yaşamı 1984 yılında, hapisten kaçarak gittiği Paris’te, mide kanseri sebebiyle sonlandı.

‘Ben bir kavga adamıyım. Sinemam da bir kavganın halkımın kurtuluş kavgasının sinemasıdır.’

yılmaz güney

1958 ile 1983 yılları arasında aktif olarak Türk sinemasına katkıda bulunan Güney, sinema kariyeri boyunca 100’den fazla filmde rol almış; 26 filmin yönetmenliğini, 15 filmin yapımcılığını ve 64 filmin senaristliğini yapmıştır.

‘Gülümsüyorum! Çünkü biliyorum ki gülümsemek dostlarıma karşı sunduğum en iyi ikram düşmanlarıma karşı en asil darbedir.’

Adana’da büyüyen Yılmaz Güney, maddi olanaklı kısıtlı bir ailenin iki çocuğundan biriydi.

Hayatın gerçekleriyle henüz çocukken tanışan Güney, simitçilikten çobanlığa ve pamuk işçiliğine kadar çok sayıda işte çalışarak öğrenimini sürdürdü.

Lise yaşamının sonuna kadar Adana’da yaşayan sanatçı, lise yıllarında Doruk isimli bir sanat dergisi hazırlıyor ve hikayeler yazıyordu.

Güney’in hayatına sinemanın girişi de bu yıllara denk gelmektedir. 16 milimetrelik film bobinlerini sinemadan sinemaya götüren Güney, 1957 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girmeye hak kazanarak İstanbul’a taşınmıştır.

çirkin kral yılmaz güney

1955 yılında yayımlanan 3 Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri ismindeki öyküsü sebebiyle hakkında komünizm propagandası yapmaktan dava açılan Güney’e, 1961 yılında, 1.5 yıl hapis ve 6 ay sürgün cezası verilmiştir.

Mahkumiyeti sebebiyle lisans öğrenimini tamamlayamayan Güney’in yaşamı, Atıf Yılmaz’la çalışmaya başlamasının ardından değişmiştir.

1959’da Atıp Yılmaz’ın yönettiği Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik filmlerinin senaryosunu yazan Güney, aynı zamanda oyuncu olarak bu projelerde yer almıştır. Karacaoğlan’ın Karasevdası filminde ise yönetmen yardımcısı olarak çalışmıştır.

Bu süreçte yazmayı bırakmayan Güney’in hikayeleri Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilerde yayımlanmıştır.

yol, yılmaz güney

Yol

Önce hapis ve ardından Konya’da sürgün cezasını tamamlayan sanatçı, bu iki yıllık süreçte sinemaya ara vermemiş senaryo yazarlığına devam etmiştir.

Cezasının ardından macera filmlerine yönelen Güney’in, Çirkin Kral lakabını kazandığı bu dönemde, en başarılı çalışması, kendisinin yazdığı ve Lütfi Akad’ın yönettiği Hudutların Kanunu olmuştur.

‘Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili.’

1968 ile 1970 yılları arasında askerlik görevini tamamlayan sanatçı, 1971 yılında pek çok aydı ve sanatçı gibi gözaltına alınmış ve sözlü bir emirle 3 ay Nevşehir’e gönderilmiştir.

1972 yılında ise, aralarında Mahir Çayan’ın da bulunduğu Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 10 yıl ağır hapis ve sürgün cezasına mahkum edilmiştir.

1974 yılında genel afla özgürlüğüne kavuşan Güney’in ilk projesi Arkadaş isimli film olmuştur.

hudutların kanunu, yılmaz güney

Hudutların Kanunu

Aynı yıl, Endişe filminin çekimi için gittiği Yumurtalık, Adana’da Sefa Mutlu’yu öldürmekten tutuklanan Güney’e, 19 yıl hapis cezası verilmiştir.

Güney bu suçu işlediğini reddederken görgü tanıklarının çelişkili ifadeleri sebebiyle  cinayeti Güney’in işleyip işlemediğine dair kesin bir sonuca hala ulaşılamamıştır.

‘İnsanları taş duvarlar demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır.’

Hapishanede bulunduğu süre içerisinde senaryo çalışmalarına devam eden Yılmaz Güney, sıkıyönetim sırasında kapatılana kadar Güney isimli bir sanat-kültür dergisini de cezaevindeyken çıkartmıştır.

Güney’in cezası; komünizm propagandası yapmak, milli duyguları zayıflatmak, halkı suç işlemeye teşvik etmek, suç sayılan fiilleri övmek ve devletin içte ve dışta itibarını sarsmak suçlarından açılan 10’dan fazla davanın sonucunda 100 yıla çıkmıştır.

arkadaş film afişi, yılmaz güney

Güney, 1981 yılında izinli olarak çıktığı Isparta Yarı-Açık Cezaevi’ne dönmeyerek Antalya, Yunanistan ve İsviçre üzerinden Fransa’ya kaçmış ve geri kalan yaşamını burada sürdürmüştür.

Cezaevinden kaçtıktan sonra geri dön çağrılarına uymadığı için 1983 yılında Türk vatandaşlığından çıkartılan Yılmaz Güney, ölümünün ardından 1993 yılında yeniden vatandaşlığa alınmıştır.

Başarılı sanatçının mezarı, Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı’ndadır.

‘Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm hep yandım.’

 Ödülleri

1967 yılından itibaren En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo ve En İyi Film gibi pek çok kategoride; Antalya, Adana Altın Koza ve Grenoble Film Şenliklerinden çok sayıda ödül kazanan Yılmaz Güney, Sürü filmiyle 27. Berlin Film Festivali’nde FIBRESCI ve Düşman filmiyle 30. Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödüllerini almıştır.

Bunların yanı sıra Yol filmiyle 35. Cannes Film Festivali’nde En İyi Film, Hristiyan Birliği Özel Mansiyonu, FIBRESCI ve En İyi Yabancı Film Ödüllerini kazanmıştır.

Sürü film afişi, Yılmaz Güney


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.