1 Ocak 2022

Tarihte Kısa Bir Yolculuk: Türk-Alman İlişkileri

Adil Kara

Geçmiş yalnızca insanlar için değil, devletler için de sürprizlerle dolu. Bugün dost olduklarınız geçmişte düşmanınız, düşman olduklarınız ise dostunuz olabiliyor. Bu durumun en iyi örneklerinden biri de, kuşkusuz geçmişten günümüze süregelen Türk-Alman ilişkileri.

Tarih sahnesine çok erken çıkan ve hemen hemen her dönemde söz sahibi olan Türkler ve Almanlar, aslında birçok açıdan birbirine benziyor.

Her iki millet de birden fazla devlet kurmuş ve sürekli genişleme politikasıyla uzun yıllar bu devletleri yaşatma becerisine sahip olmuştur.

Türklerin kurduğu devletlerin başında Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu gelirken Almanların kurduğu devletlere ise, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ve Alman İmparatorluğu örnek verilebilir.

Türk-Alman İlişkilerinin Başlangıcı

Türkler ve Almanların ilk temasları, Asya Hun Türklerinin başlattığı; Avrupa’ya doğru gerçekleşen şiddetli insan göçüne sebep olan ve birçok devletin yıkılması, kurulması ve sınırlarının yeniden belirlenmesiyle sonuçlanan I. Kavimler Göçü ile başlamıştır.

Tüm dünyayı etkileyen ve İlk Çağ’ın kapanıp Orta Çağ’ın başlamasını sağlayan Kavimler Göçü ile Germen halkları Avrupa’nın Batısından Kuzeyine kadar uzanan bir coğrafyada yaşamaya başladılar.

Aynı dönemde Türkler ise, Orta Asya’nın yanı sıra Kafkasya’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayıldılar.

Hem Türkler hem de Almanlar, kendi hakimiyet alanlarında, yukarıda da bahsettiğim gibi, emperyalist bir tavır ortaya koydular ve bu tutum, iki devleti karşı karşıya getirdi.

Kanuni Sultan Süleyman’ın padişah olduğu dönemde Doğunun hakimi olan Osmanlı İmparatorluğu, Almanların Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nu tarih sahnesinden silmek için büyük bir sefer düzenledi.

Tarihe Alman Seferi olarak geçen bu olay sonucunda Osmanlı İmparatorluğu, Almanların Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nu ezici bir mağlubiyete uğrattı.

Artık Türkler yalnızca Doğuda değil, Batıda da söz sahibi bir konuma gelmişti. İki devlet arasında imzalanan İstanbul Anlaşması ile de Osmanlı’nın dünya üzerindeki hakimiyeti perçinlenmişti.

Almanları yenerek zirve noktaya ulaşan Osmanlı, çok değil, yalnızca bir asır sonra II. Viyana Kuşatması mağlubiyeti ile başta Almanlar olmak üzere ittifak kuvvetleriyle Pasarofça Anlaşmasını imzalayarak Batılı ülkelerin üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalacaktı.

Uzun yıllar boyunca birbirlerine karşı üstünlük savaşı veren bu iki devlet, takvimler 1914’ü gösterdiğinde düşmanlığı bir kenara bırakıp dost olmuş, I. Dünya Savaşı’nda yan yana savaşmış ve imparatorluklarını kaybetmişti.

Güçlü dönemlerinde birbiriyle savaşan, zorlu dönemlerde beraber kaybeden bu iki devletin ilişkisi belgesellere, filmlere konu olabilecek cinsten.

Yakın geçmişe baktığımızda ise; birçok defa aynı safta olan bu iki devlet arasında çok sayıda diplomatik ve siyasi kriz yaşandığını görüyoruz.

SONSÖZ

Umarım Türk-Alman ilişkileri dostluk temelinde devam eder ve gelecek günler savaş değil, tüm insanlığın hak ettiği gibi barış getirir.

Kapak Fotoğrafı

Adil Kara

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.