2 Mayıs 2020

10 Maddede Kozmogoni Mitleri

Elif Patan

Tüm dinler kendi inanç ekseni doğrultusunda evrenin ve yaşamın varoluşuna yönelik mitler anlatır. Çok tanrılı inançların tamamında anlatılan mitler, toplumların evrene ve insana bakış açısını etkiler.

Mitolojiler üzerine araştırma yapıldığında da, evrenin varoluşuna yönelik mitlerin çoğunda yaratılıştan önce her şeyin sis ve suyla kaplı olduğuna yönelik anlatımlara sıklıkla rastlanır. Kozmogoni mitlerinde ilksel madde su olarak karşımıza çıkar. Çoğalma ilksel maddenin dönüşümünden meydana gelir. Dolasıyla su üretken olan gücü sembolize eder. Biçimin öncülü, yaratılışın destekleyicisidir. Suyla temas her kültürde yenilenmeyi temsil eder.

babil kulesi
Babil Kulesi

Babil Kozmogonisinde mevcut dünya var olmadan önce sulu bir kaosun varlığından söz edilir. Yaratılış destanı tabletlerinde yeryüzü ve gökyüzünün henüz oluşmadığı bir dönemde tanrı Apsu’dan bahsedilir. Tatlı suların ve denizlerin tanrıçası Apsu ilksel varlıktır. 

Başka bir yaratılış hikayesine göre; evrenin yaratılmasından çok önce içinde canavarların bulunduğu bir denizin varlığından bahsedilmektedir. Tanrı Marduk, dişi bir deniz canavarını öldürerek bedeninin yarısıyla yeryüzünü diğer yarısıyla gökyüzünü oluşturur. Babil mitolojisindeki iki kozmogoni mitinde de ilksel varlık olarak karşımıza çıkan su, yaşamı dağıtan güç olarak görülür. Ayrıca suyun tanrısallaştırıldığı görülmektedir.

Mısır mitolojisinde, tanrı Atum’un başlangıçtaki kaos sularından çıkıp dünyayı yarattığı bir kozmoloji üretilmiştir. Atum, ilksel maddenin içinde doğarak dünyayı yaratır. Söylencelerden birine göre; başlangıç sularının içinde bir yılan olarak kabul edilen Atum, yeryüzü ve gökyüzünü yarattıktan sonra sevinç gözyaşları döker ve gözyaşlarından insanlar doğar. 

Atum
Atum

Kuzey Amerika’da Huronların kozmogoni mitinde evrenin başlangıcında uçsuz bucaksız bir denizin varlığından bahsedilir. Mite göre deniz içinde yaşamı barındırır. Birçok balık ve bitki çeşidine sahip verimli denize, gökyüzündeki çatlaktan kocası tarafından yanlışlıkla bir kadın itilir. Suyun içindeki balıklar, gökyüzünden denize düşmekte olan kadının güzelliğinden çok etkilenir ve ona yardım etmeye karar verirler. Böylece kadın hayatta kalır. Mitte dikkat çeken pek çok nokta vardır. Evrenin başlangıcında yeryüzünün olmadığı açıktır. Ancak doğanın evrenin bir parçası olduğunu, denizin canlılar ve bitkilerle kaplı olmasından anlamak mümkün. İnsan, doğanın bir parçası değildir ancak doğaya uyum sağlayarak ve ondan faydalanarak hayatta kalmıştır.

Mitler, toplumların bakış açısını özetleyen hikayelerdir. Çin mitolojisinde kozmogoni mitine bakıldığında yaratılışın felsefi ve soyut bir bakış açısıyla oluştuğu görülür. Başlangıçta var olan Kaos’un yapısı hakkında bilgi verilmez. Kaos’tan saf ışık açığa çıkarak gökyüzü oluşur. Yoğun bir karanlık hareket ederek dünyayı meydana getirir. Gökyüzü ve Dünya, yıldızları, gezegenleri ve diğer varlıkları yaratır. Yin ve Yang (dişil ve eril prensip) kökleri de yine gök ve dünyanın içinde doğar. Birbirlerine karışır ve beş element onlardan ayrılır. Sonra bir adam doğar. Çin mitolojisi her şeyin bir tamamlayıcısı ya da karşıtı olacağı var saymaktadır. 

Marduk
Marduk

Hindistan’ın kozmogoni miti Rig-Veda kutsal metinlerinde şu şekilde anlatılır;

Ne varlık ne yokluk varken, Ne atmosfer, ne gök kubbe, ne ötesi varken,
O neyi kapsıyordu? Neredeydi? Kim onu koruyordu? Su muydu, o derinlik, akıl sır ermez,
Ne ölüm vardı ne ölümsüzlük, Geceden veya Gündüzden eser yoktu.
Başlangıçta karanlıkla sarmalanan karanlık vardı; Her şey görünmez bir suydu.

Hindu kozmogoni miti, en derin ve karmaşık mitlerden biridir. Varlığın kökenini resmetmenin zorluğu vurgulanırken “O halde kim bilir bu ortaya çıkışın ne zaman olduğunu” der. “Belki Tanrı bilir. Fakat Tanrı ilk varlık olduğundan kendi kendine gelişmiştir, belki o da bilmez” şekilde devam eder. 

Hindu kozmogoni mitinden sonra tek tanrılı bir kozmogoni mitini anlatmak çok doğru olacaktır. Dünyanın ve insanın altı günde yaratıldığı mitte pagan etkileri görülür. Eski Ahit’in Yaratılış bölümünde evrenin yaratılışı tanrının isteği doğrultusunda gerçekleşir. Başlangıç ise şu şekilde anlatılır;

Yer boştu, engin karanlıkla kaplıydı. Tanrı’nın ruhu, suların üzerinde hareket ediyordu.

Karanlık ve suyun olduğu bilinen başlangıçta yaratıcı gücü yani tanrıyı görüyoruz. Ancak onun varlığı sorgulanmaz ya da açıklanmaz.

Kuzey Amerika köken mitlerinde de başlangıç karanlık ve sisli bir atmosferde durgun suların varlığıyla başlar. Kiçe Mayaları da dünyanın ve evrenin yaratılış mitini aynı başlangıçla verir. Aksinin anlatıldığı kozmogonilere rastlanılmakla birlikte suyun ve karanlığın hakim olduğu kaos fikri yaygındır

Su, şekillenme öncesi ilk oluş halidir. Değişime uğrayarak hayatı yayar. Dolayısıyla cinsellikle de ilişkilendirilir. Cinsellikle ilgili kozmogoni simgelerinde gök, yeri yağmur aracılığıyla kucaklar ve döller. Pima Kızılderililerin anlattığı mitlerden birine göre bakire ve güzel bir kadın, yağan bir yağmurun altında kalarak gebe kalır.

Marduk
Marduk

Çok tanrılı inançların tamamında kozmogonide belirsizlik vardır. Yaratılış kendiliğinden ya da maddeyi simgeleyen tanrının gücünden çoğalır. Tek tanrılı inançlar da ise evrenin ve insanın yaratılış hikayesi Tanrı kontrolünde gerçekleşir. Ancak kutsal Metinler tanrının varlığı ile başlar. Kısacası ondan öncesi bir belirsizliktir. 

Elif Patan

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.