20 Mayıs 2020

Pedro Almodovar: Özgür, Aykırı ve Şaşırtıcı

10layn

İspanya’nın La Mancha bölgesinde, 1949 yılında doğan Pedro Almodovar, ismini sinema tarihine silinmemek üzere yazdırmış en başarılı auteur yönetmenlerden biri.

pedro almodovar

8 yaşındayken ailesiyle birlikte Estramadura’ya göç eden ve öğrenimini burada tamamlayan Almodovar, 16 yaşındayken sinema eğitimi alma hayaliyle Madrid’e taşındı.

Tek başına ve hiç parası olmadan gittiği Madrid, ne kadar diktatörlük rejiminin baskısı altındaysa da, taşradan gelen Almodovar için bir özgürlük alanıydı.

Almodovar Madrid’e taşındığında Sinema Sanatları Okulu, General Francisco Franco tarafından kapatılmıştı. Bu durum Almodovar’ı farklı işlerde çalışmaya yönlendirdi.

Uzun yıllar İspanya telekomunda çalışan yönetmen, bu dönemde ilk olarak yazmaya ve filmlerde figüranlık yapmaya başladı. 

Yazılarının bazıları Star, Vibora ve Vibraciones gibi underground dergilerde yayımlanıyordu. Glam rock akımının parodisini yapan bir grupta çalıyordu. İspanyol bağımsız tiyatrosunun en saygın gruplarından biri olan Los Goliardos’da oynuyordu.

Bunlara ek olarak, Super 8 kamerasıyla çekim yapıyordu.

La Movida Madrilena

1970’li yılların ikinci yarısında, Franco’nun ölümünün ardından bir karşı kültür akımı olarak ortaya çıkan La Movida Madrilena; diktatörlük rejiminin baskısına karşı bir isyan, kültürel ve sosyal özgürlük hareketi olarak tanımlanabilir.

Pedro Almodovar, bu hareketin çok yönlü, özgün ve en ünlü sanatçılarından biri olarak tanınmaya başlamıştı.

Sinema Kariyerinin Başlangıcı

Sinema kariyerine 1970’li yıllarda çektiği kısa filmlerle adım atan Almodovar’ın ilk uzun metraj filmi, 1978 yapımı Folle… Folle… Folleme Tim! oldu.

1980 yılında ise, ikinci uzun metraj filmi geldi: Pepi, Lucy, Bom and Other Girls Like Mom

Yönetmenin kendi yaşamından hareketle çektiği ve ilk ticari başarıyı yakalayan filmi; Almodovar’ın farklı sanat dallarındaki birikimini, çok yönlülüğünü ve punk-pop üslubunu ortaya koyuyordu.

Film, hem bir kült film klasiği hem de La Movida Madrilena akımının sembollerinden biri oldu.

Almodovar Sineması

Dahi yönetmenler arasında sayılan Almodovar, filmlerinde kırmızı ve maviyi, yani bir anlamda tutkuyu ve hüznü, çarpıcı bir ağırlıkta kullanır. 

Almodovar filmleri, dekoru kadar kostümleriyle de ayırt edicilik gösterir. 

Renkler, kullanılan aksesuarlar, karakterlerin fiziksel ve karakteristik özellikleri gerçekçi olduğu kadar gerçeküstüdür.

Kadınların Yönetmeni

Kadınların Yönetmeni olarak da anılan Almodovar, filmlerinde güçlü ve özgür kadınlara; kimliğini kabul etmiş ve açık yaşayan LGBTİ bireylere yer verir.

Karakterleri, iyi ya da kötü değildir. Onun filmlerinde pedofili bir papazın duygusallığına ya da komadaki bir kadına tecavüz etmiş bir erkeğin aşkına yer vardır. Karakterlerini yargılamaz; onların çelişkilerini ve duygusal kırılmalarını değerlendirmeyi seyirciye bırakır.

Almodovar filmleri, karakterlerin kendini keşfetme ve inşa etme süreçlerini izleme; onların tutkularına ve saplantılarına ortak olma sürecidir.

Doğrusal olmayan, dinamik ve kompleks bir anlatım dili vardır. 

Karakterleri geçmişle bugün arasında yolculuk yapar. Farklı olay ve dönemleri birbirine ustalıkla bağlar.

Popüler kültür ürünleri, reklamlar, punk kültür öğeleri Almadovar’ın filmlerinde kendilerine yer bulur.

Almodovar filmleri ile ilgili pek çok sıfat ve yakıştırma duymak kaçınılmaz: Şaşırtıcı, kışkırtıcı, cüretkar, put kırıcı, vahşi, isterik, sapkın, aşırı, provakatif, …

Tüm özgünlüğüyle kült filmlere imza atan Pedro Almodovar, tüm şekilleriyle cinselliği özgürce yansıtır. Melodramı trajediye çevirmez, doğal bir akıcılıkla beyazperdeye yansıtır.

Aynı zamanda bir yazar olan Pedro Almodovar, sinemada sürrealizmin babası kabul edilen Luis Bunuel’in ardından uluslararası tanınırlığa sahip en başarılı İspanyol yönetmen kabul ediliyor.

E-bültenimize kaydolun.