5 Temmuz 2019

Leyla Erbil: 1950 Kuşağının Özgün ve Devrimci Yazarı

Kısaca Leyla Erbil

2013 yılında, 82 yaşındayken aramızdan ayrılan Leyla Erbil, 1931’de İstanbul’da doğdu.

Türk edebiyatının önde gelen hikaye ve roman yazarlarından biri olan Erbil, aynı zamanda Türkiye PEN tarafından Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk kadın yazardı.

Bulamadığım, bulamayacağım bir şeyi daima arıyor gibiyim. Nedir beni mesut edecek, ne gibi bir şeydir, onu da bilmiyorum.

Tuhaf Bir Kadın
leyla erbil boğaziçi arşivi
Fotoğraf Boğaziçi Arşiv ve Dokümasyon Merkezi’nden alınmıştır.

Çocukluğu ve Gençliği

İlkokulu, ortaokulu ve liseyi İstanbul’da okuyan Erbil’in yazın hayatı, lise yıllarında öykü ve şiir yazarak başladı.

İlk şiirleri 1945 yılında bir taşra dergisinde yayımlanan Leyla Erbil, liseden sonra öğrenimine İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde devam etti.

Üniversitedeki birinci yılından sonra evlenerek okula ara verdi. Kısa süren evliliğinin ardından öğrenimine devam eden Erbil, aynı zamanda İskandinav Havayolları’nda çalışmaya başladı.

Hayranı olduğu ve ani ölümüne kadar arkadaş kalacağı Sait Faik Abasıyanık’la ve ikinci eşi Mehmet Erbil’le de bu dönemde tanıştı.

Kimse kimsenin değerini bilemez, başkası neden uğraşacakmış seninle? Değerini sen kendin biçeceksin kendine.

Cüce

Ankara ve İzmir

Mehmet Erbil’le evlendikten sonra, 1955’te üniversiteyi bırakarak Ankara’ya taşınan Erbil; Vüs’at O. Bener, İlhan Berk ve Fethi Topuz gibi dönemin entelektüelleriyle burada tanıştı.

Ankara’da yaşadığı yıllarda Ankara Devlet Su İşleri İdaresi’nde çalışan Erbil, 1957’de eşiyle birlikte İzmir’e taşındı.

1960 yılında ilk çocuğu Fatoş dünyaya geldi.

İstanbul ve Ankara’daki entelektüel ortamı İzmir’de bulamayan Erbil, eşinin iflasının ardından, 1961’de İstanbul’a döndü.

Ama et kişiler çıkmıştı yürümeye, yürüyüp de birbirlerine kendilerini göstererek ilgi çekerek de, ve de önemli oldukları duygusuna kapılarak mutlu sanısını uyandırıp birbirlerine sırt çevirerek de giysiler göstererek dişilikler erkeklikler göstererek de kamaştırmaya birbirlerinin gözlerini.

Hallaç 

Yazın Hayatının Başlangıcı

Erbil’in yayımlanan ilk hikayesi, Uğraşsız’dır. 

1956 yılında Seçilmiş Hikayeler dergisinde yayımlanan hikayeyi; Dost, Yeditepe, Ataç, Papirüs, Türkiye Defteri ve Yelken gibi edebiyat dergilerinde yayımlanan yazı ve hikayeleri takip etti.

Erbil’in ilk hikaye kitabı Hallaç ise, 1960 yılında yayımlandı.

… acı insanı derinleştirir dedim genç dostuma… Çukura doğru büsbütün derinleşirsin.

Üç Başlı Ejderha

60’lı Yıllar

1961 yılında Türkiye İşçi Partisi’ne katılan Erbil, Edip Cansever ve Ahmet Oktay ile birlikte, partinin sanat ve kültür bürosunda çalıştı.

1967 yılında, yaklaşık bir yıl süreyle Zürih Türk Konsolosluğu’nda çalıştı.

1968’de ikinci hikaye kitabı Gecede yayımlandı.

1969’da babasını kaybeden Leyla Erbil, bu yıldan sonra işini bıraktı ve zamanının tümünü yazmaya ayırdı.

Bu dönemde Erbil, Edebiyatçılar Birliği’nin yönetim kurulunda da yer aldı.

Devası yoktu bu işin. İnsan, kitapların yazdığına da benzemiyordu.

Tuhaf Bir Erkek
Leyla Erbil

70’li Yıllar

Leyla Erbil, 1970’de Türkiye Sanatçılar Birliği ile 1974’de Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kurucuları arasında ve Aziz Nesin’in önerisi üzerine, Türkiye Yazarlar Birliği’nin tüzüğünü hazırlayan ekibin içinde yer aldı.

PEN Yazarlar Derneği üyesi olan Erbil’in ilk romanı Tuhaf Bir Kadın 1971’de yayımlandı.

1979 yılında, Iowa Üniversitesi’nin (ABD) onursal üyesi seçilen Erbil, Türkçe edebiyat üzerine seminer vermek üzere Uluslararası Yazarlar Atölyesi’ne davet edildi.

Gözden geçip gelinen nokta yürektir.

Zihin Kuşları

80’li Yıllar

Hikayeleri çok sayıda yabancı dile çevrilen ve antolojilere eklenen Erbil’in ikinci romanı Karanlığın Günü, 1985’te yayımlandı.

1986’da yakın arkadaşı Tezer Özlü’yü kaybeden Erbil, Özlü ile birlikte tasarladıkları üçüncü romanı Mektup Aşkları’nı, 1988 yılında Özlü’nün anısına yayımladı.

Bekliyorsun, sürekli bekleyişleri art arda ekliyorsun. Seni seyrediyorum ve ses etmiyorum çünkü bekleyişin süslü bir imparatorluğu vardır. Umut silinene kadar güçlü bir direnişle dikilirsin tahtında.

Cüce

90’lı Yıllar ve Siyasi Yaşamı

90’lı yıllarda yazın hayatı sürerken siyasi duruşuyla da dikkat çeken Erbil, 1996 yılında F-Tipi cezaevleri ve açlık grevleriyle ilgili bir bildiri yayımlayarak yüze yakın şair ve yazarın imzasını topladı.

18 Nisan 1999 genel seçimlerde Özgürlük ve Demokrasi Partisi’nden (ÖDP) milletvekili adayı oldu. Seçimlerin ardından, bazı politikalarını anlamadığı ve benimsemediği gerekçesiyle partinin üyeliğinden ayrıldı.

Haksızlıkla yüz yüze geldiğin anda sana doğru yolu gösterecek olan tek şey yüreğinde duyacağın o derin öfkedir. Kalıplaşmamış bir öğüttür öfke. Öfkelenmeyi bil, haksızlıkla yüz yüze geldiğin anda öfkelenmesini bil!

Eski Sevgili

2000 ve Sonrası

Leyla Erbil, 2002 yılında Türkiye PEN Yazarlar Derneği tarafından, Türk diline ve edebiyatına egemenliği, yapıtlarında kendine özgü bir dil yaratarak oluşturduğu özel dünya ve bu dünyanın evrenselliği, sanata katkısı olduğu kadar, aynı zamanda sokaktaki insana ve dünyaya karşı sorumlu bir aydın tavrıyla Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterildi.

Böylece, Türkiye’den Nobel’e aday gösterilen ilk kadın yazar oldu.

2013 yılında ise Erbil’e, edebiyat alanındaki olağanüstü eserleri, laik ve demokratik bir Türkiye yönündeki mücadelesi için bir şükran ifadesi olarak PEN Öykü Ödülü verildi.

Aynı yıl, son romanı Tuhaf Bir Erkek yayımlandı ve Erbil, 19 Temmuz 2013 tarihinde aramızdan ayrıldı. 

Ölümünün ardından Ahmet Arif ile mektuplaşmalarının yer aldığı Leylim Leylim: Ahmet Arif’ten Leyla Erbil’e Mektuplar yayımlandı.

İnsan görünür olanı anlamakta yanılır dedim kendime…

Tuhaf Bir Erkek

Eserleri Hakkında

Kendinden önceki edebi akımlara bağlı kalmayan Erbil, düz yazılarında Ortodoks Marxçıların karşısında yer almasıyla tanındı. 

Eserlerinde psikanaliz yöntemlerinden faydalanan Erbil; din, aile ve okul gibi toplumsal yapıların tabularına karşı çıktı. 

Çeşitli kaynaklarda, kendine özgü bir dil ve biçim geliştiren Erbil’in Karl Marx ve Sigmund Freud’dan etkilendiği ifade edilir.

1950’li yıllardan itibaren eserlerinde yeni teknikler denedi ve deneysel bir kelime haznesi kullandı. Ayrıca kendine özgü bir noktalama işareti sistemi geliştirerek ve söz dizimi kurallarını değiştirerek dilin sınırlarını zorladı.

‘Önceleri varoluşçu bir anlayışla çağdaş insanın toplumla çatışmasını, başkaldırıya varan bunalımlarını işledi. Daha sonra arayışlarını sürdürerek ele aldığı kişileri toplumcu bakış açısıyla irdelemeye çalışan, gerçekçiliği değişik boyutlarıyla yansıtmayı amaçlayan öyküler yazdı.’

Atilla Özkırımlı’nın Erbil’in Eserleri Hakkındaki Yorumu

BONUS

2016 yılında kızı Fatoş Erbil, Leyla Erbil’in 1940 yılından ölümüne kadar yazdığı defterleri, mektuplaşmalarını, notlarını, gazete ve dergi kupürlerini, kişisel evraklarını, afiş ve resimlerini, ödüllerini ve çeşitli objelerini içeren koleksiyonu Boğaziçi Üniversitesi’ne bağışladı.

Bu kadar şakacı bir adama rastlamadığıma şaşmıştım hayatımda, o hayat ki tanımadığı kalmamıştır muhteşem deliler dünyasında ve ikimiz de olur olmaz her şeye gülmeye başlamıştık işte ve birleştiricidir kahkaha sonunda.

Cüce

E-bültenimize kaydolun.