9 Nisan 2020

Bir Solukta Okuyabileceğiniz 10 Klasik Eser

Musa Can Durmaz

Dünyamızın Coronavirüs ile mücadele ettiği şu günlerde, hepimiz sosyal mesafemizi korumak adına evimizde oturmuş günümüzü nasıl dolduracağımızı düşünüyoruz. Bu zamanlar, yeni bilgiler edinmek ve kültür birikimi yapabilmek için büyük bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Ben de bu yüzden gün içinde bir solukta bitirebileceğiniz 10 klasik kitap önerisinde bulunmak istedim.

ADEM’DEN ÖNCE / JACK LONDON

Kahramanımız düşünde daha çok küçükken bile onu korkutan ve dehşete düşüren imgeler görmektedir. Gördüğü bu düşleri kimseye anlatamaz. Çünkü anlatmayı bir iki kere dener ve insanlar ona farklı gözle bakar. Kahramanımız büyür, fakat gördüğü düşler ne yazık ki peşini bırakmaz. Kahramanımızın da düşlerinin peşini bırakmaya niyeti yoktur. Ve başlar araştırmaya ve yazmaya.

Kitabın içindeki çok eski çağlarda yaşayan atalarımızla modern insanlık arasında benzerlikleri görünce şaşıracağınıza eminim. 

Sayfa Sayısı: 152 

GENÇ WERTHER’İN ACILARI / JOHANN WOLFGANG VON GOETHE

İmkansız bir aşkın pençesinde can çekişen, yanıp tutuşan bir adam düşünün ve onun ne düşündüğünü ne hissettiğini, yüzyılların etkisini silip süpüremeyeceği dimdik bir heykel gibi ayakta duracağı sözlerle ve tespitlerle anlatıldığını düşünün. Bu kitabı okumak kimsesiz karanlık bir sahilde dolaşmak gibi gerçekten.

Bu kitap, depresyonda olan, hayattan vazgeçmiş, yani kalbi manen hasta olanların okumaması gereken bir kitaptır, en azından iyileşinceye kadar. Böyle düşünme sebebim arka kapağında yazan şu ifadedir: “Roman piyasaya çıktıktan sonra birçok intihar vakası ile karşılaşılmıştır. Almanya sokakları bir çeşit “Werther Salgını”na uğrayarak, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiştir.” 

Eser sahibi Goethe 1774 yılında sadece iki haftada yazılmıştır. Böyle bir eseri iki haftada yaratabilmek mümkün müdür diye sormadan da edemiyor insan…

Sayfa Sayısı: 126

AMOK KOŞUCUSU / STEFAN ZWEIG

Amok Koşucusu öncelikle depresif bir duruma geçer, kara kara düşünme halinden sonra bir anda vahşi, nedeni olmaksızın ve ayrım gözetmeden çevresindeki her canlıya karşı saldırıya geçer. Bu hale giren Amok Koşucusu birileri tarafından durdurulana, öldürülene veya kendini öldürene kadar asla durmaz.

Bazı kitaplar vardır, söylemek istediği şeyi dolaylamadan bir çırpıda tam suratınızın ortasına söyler o an midenize yediğiniz yumruğu kestirecek vaktiniz olmadığını fark edemezsiniz bile. Tam da böyle bir kitap. Kısa fakat bir o kadar da uzun bir serüvene çıkmış gibi hissedeceksiniz. Edebi dili zengin, üslup, anlatım bir o kadar lezzetli bir hikayeyi içeriyor bu kitap. 

Sayfa Sayısı: 64

ÖNEMSİZ BİR KADIN / OSCAR WILDE

‘’Önemsiz Bir Kadın’’ Oscar Wilde’ın kendisini yansıttığı bir eser olmuş.

‘’Her azizin bir geçmişi olduğu gibi, her günahkarın da bir geleceği vardır.’’ Sözü ile kitabını neredeyse özetlemiş. Yalnız bırakıldığını düşünen bir kadının duygusal serzenişi, yılların ondan götürdükleri ve elinde kalan tek sermayesi oğlu ve bir adam… Bir kadını yalnız bırakıp arkasına bile bakmamış olan. Ancak gerçeklerle karşılaştığında ise sorumluluk hisseden ve gerekeni yapmak için çabalayan bir adam. 

4 perdelik bir tiyatro oyunu olan bu kitap, tiyatro severler tarafından daha çok sevilerek okunulacaktır.

Sayfa Sayısı: 128

VAHŞETİN ÇAĞRISI / JACK LONDON

Jack Landon’ın köpekleri ruhanileştirmesi ve bu köpeklerin dünyasını mükemmel bir kurgu üzerine oturtması büyük bir ustalık örneği.

Yazar, okurunu kitabın her sayfasında canlı tutmayı başarıyor ve örgü okuyanın her daim merakını celp ediyor. Oldukça sürükleyici olan bu eseri bir dakika bile sıkılmadan rahatça bitirebilirsiniz.

Sayfa Sayısı: 132

ON KÜÇÜK ZENCİ / AGATHA CHRISTIE

Kitapta çeşitli nedenlerle ve birbirinden habersiz olarak Zenci Adası’na davet edilmiş on kişinin başından geçen olaylar anlatılıyor. On kişinin tek ortak yanları bu ıssız adaya davet edilmeleri değil; aynı zamanda hepsinin hayatlarını etkileyen, birer sırra sahip olmaları. Adada mahsur kalmış bu on kişinin hataları, sırları birer birer açığa çıkarken, Agatha Christie’ye neden polisiye romanların kraliçesi denildiğini anlayacaksınız.

Sayfa Sayısı: 192

KIRIK KANATLAR / HALİL CİBRAN

Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama bak bana, sana, Cennet’in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o Aşk’tır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için, içimdeki arzuyu öldürüyor.

Yazarın hayatının bir kısmının otobiyografisi şeklinde kaleme alınan, toplumda kadının yeri ve önemini geçmişten günümüze isim değiştiren, şekil değiştiren haller dışında hep aynı kaldığını gösteren bir yazı…

Sayfa Sayısı: 80

PALTO / GOGOL

Bir palto ne ifade edebilir derken, yazar sizi götürüp dönemin sefil şartları içinde Rusya’nın buz gibi bir sokağına bırakıveriyor. Öyle gerçekçi anlatıyor ki hikâyeyi, yazın sıcağında bile üşüyebiliyorsunuz sayfaları çevirirken.

“Hepimiz, Gogol’un paltosundan çıktık.” Dostoyevski’nin çok ilgi çeken bu sözünden sonra bu kitabı okumaya başlayabilirsiniz. Zira bir paltonun hikayesi bu kadar hoş anlatılabilirdi.

Kitabı okuduktan sonra askılıkta asılı duran paltolarınıza farklı gözle bakacaksınız…

Sayfa Sayısı: 56

ALTINCI KOĞUŞ / ANTON ÇEHOV

Bir taşra kasabasında bulunan bir akıl hastanesinde geçen bir olayı, bir söyleyişi, bir çatışmayı anlatmaktadır.

Bu koğuşun sakinleri sıradan deliler değil…

“Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil mi?”

Sayfa Sayısı: 68

ZAMAN MAKİNESİ / HERBERT GEORGE WELLS

Harika ötesi bir bilimkurgu edebiyatı duruyor karşınızda. 1895 yılında yani hiçbirimiz dünyada yokken yazarımız oturmuş, düşünmüş ve bugün hala bilimin sırrını çözemediği bir konu hakkında “Zamanlar Arası Yolculuk” ile ilgili muhteşem bir edebiyat parçalamış ve bizi yaklaşık 800.000 yıl sonrasına götürmüş. 800.000 yıl sonrasında günümüz insanının torunlarını tarif etmiş, onlarla iletişim kurmuş hatta ve hatta o dönemde sosyalizmi bile bir sonuç olarak işlemiş. Bunu işlerken de yaşayan torunlarımızı sınıflara ayırmış: Yerküre üzerinde yaşayanlar ile yer altında yaşayanlar.

Sayfa Sayısı: 84

Musa Can Durmaz

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.