9 Şubat 2021

Emeğin Vücut Bulmuş Hali: Kathe Kollwitz ve Marjinal, Trajik Yaşamı

Mehmet Halıcı

Hristiyan ama sosyalist bir dünya görüşüne sahip olan bir ailede dünyaya gelen Kathe Kollwitz, 8 Temmuz 1867’de Königsberg’de doğar. Aslında babası hukukçudur, fakat sistemle olan mücadelesi onu dekorasyon yapmaya yönlendirir. Fırsat budur ki, Kollwitz de küçük yaşında babasının dükkanına gider ve ufak tefek çizimler yaparak ona destek olur. En sevdiği iş ise, dükkana gelip giden insanları gözlemleyerek onları resmetmektir. Toplumsal adaletsizliği fark etmesi, işçi ve köylülerle tanışması da tam olarak bu zamana denk gelir.

Ailesinin geneli sosyal demokrat olmasına karşın natüralist yazar Emile Zola’nın 1885 tarihli ‘Germinal’ adlı romanından oldukça etkilenen Kollwitz, bu eserden yola çıkarak maden işçilerinin zorlu yaşam koşullarını işlediği desenler yapar. Berlin’de sanat eğitimine başlayan Kollwitz, Rudolf Mayer’den gravür, baskı teknikleri ve grafik üzerine dersler alır. Heykel alanında kendini geliştirmek için Fransa’ya gider. Ve bu konuda da yetkin hale gelir. Büyükbabasının, ‘yetenekli olmak büyük sorumluluk ister’ sözünü adeta hayatına işleyen Kollwitz, yeteneğinin farkında olarak kişisel gelişimine çok önem verir ve sürekli olarak sanatında yeni teknikler dener.

Kollwitz, 1891’de Karl Kollwitz ile evlenir. Karl Kollwitz doktordur. Kathe ile evlendikten sonra, birlikte Berlin’e yerleşirler. Berlin’de Kathe Kollwitz tabiri caizse çocukluk yıllarına geri döner. Eşinin açtığı muayenehanede tıpkı çocukken babasının iş yerinde yaptığı gibi buraya gelen işçileri ve köylüleri gözlemler, onları resmeder.

kathe kollwitz self portrait

1914’de geldiğimizde ise, Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Kathe Kollwitz, her ne kadar ‘Oğullarım böyle bir çılgınlığa kapılmayacaklar’ dese de, oğulları Hans ve Peter gönüllü olarak askere giderler. Savaşın başlamasından iki ay sonra da, Ekim 1914’de 18 yaşındaki Peter’in ölüm haberi, Kollwitz’i korkusuyla yüzleştirir. Tabi ki korkularıyla yüzleşen her birey gibi Kollwitz’de daha cesur davranır ve toplumsal adaletsizliğin üstüne daha sert basar.

‘Görme, sözcüklerden önce gelir.’ diyen John Berger’in cümlesini, hayatını adadığı resimlerle daha önce tarif eden bir kadındır Kathe Kollwitz. O, her şeyden önce savaşta bir oğlunu kaybetmiş acılı bir ana ve başka çocuklar ölmesin diye, bu acıya sarılıp ağlamak yerine; sözüyle, resmiyle, heykeliyle bu acıyı tüm dünyaya duyuran ve mücadelesini gösteren toplumsal duyarlılığı yüksek bir kadın sanatçıdır. 

1945 yılında, savaş bitmeden kısa bir süre önce son nefesini verirken; ‘Günün birinde yeni bir ideal ortaya çıkacak ve tüm savaşlar sona erecek, belki zorlu bir uğraş olacak ama başarılacak.’ diyecek ve son nefesinde bile insanlığı düşündüğünü gösterecek bir aktivisttir.

Kathe Kollwitz’in Etkileyici Eserleri

Ekmek

Kollwitz’in en etkileyici resimlerinden ilki, “Ekmek” taş baskısıdır. Resimde iki tane küçük çocuğu olan sırtı bize dönük bir kadın görmekteyiz. Çocuklar annelerinin eteğini çekiştirmekteler. Muhtemelen açlar ve annelerinden bir şey bekliyorlar. Bize göre soldaki çocuk, annesinin yüzüne çaresizce bakarken yine bize göre sağdaki çocuk, annesinin sağ elinden bir şeyler yemekte. Sonuç itibariyle, burada bir çocuğuna gizlice yemek verirken diğer çocuğuna yemek veremeyen bir annenin çaresizliğini görmekteyiz. İnsanı yüreğinden yakalayabilecek kadar sade ve çarpıcı bir resim. Sırtı dönük insana duyulan merhamet duygusu ise, resme bakanı ilk dakikadan içine çekiyor.

Ebeveynler

Kollwitz’in bir diğer etkileyici çalışması ise “Ebeveynler.” Ebeveynler çalışmasında, evlatlarını kaybetmiş dizlerinin üzerine çökmüş ağlayan anne ve babayı görüyoruz. Derin bir keder ve üzüntü ile çaresizlik harmanlanıp seyredenin takdirine sunulmuş gibi. Baba sağ eliyle yüzünü kapatırken sol eliyle anneyi tutmaya çalışmış. Anne ise, ağlayan her kadın gibi sevdiği adamın omuzlarında, onun göğüs ve kollarına sokuluyor. İki birey dünyadaki yalnızlıklarını çaresizce birbirlerine sarılarak gidermeye çalışıyor.

Ölü Çocuğu Olan Kadın

Kollwitz’in “Ölü Çocuğu Olan Kadın” çalışması, aslında hikayesiyle bir enteresanlık taşımakta. Zira Kollwitz bu çalışmayı 1903 yılında yapar. 11 yıl sonra ise bu tablo adeta can bulur. 1914’de Kollwitz tıpkı resmettiği kadın gibi kendi evladını kaybeder. Belki de Kollwitz’in yaşamını özetleyen bu çalışmada, annenin saf bir duyguyla ölen çocuğuna sarılıp onun göğsünde ağladığını görmekteyiz. Acının resmi bu olsa gerek…

kathe kollwitz ölü çocuğu olan kadın
Görsel Kaynağı

Mahkumlar

“Mahkumlar” adlı çalışmasında Kollwitz, aralarında çocukların da bulunduğu bir dizi köylünün dikenli tellerin arkasında bekleyişini resmeder. Peki, kim bunlar? 16. yüzyılın ilk yarısında, dönemin otoritesine isyan eden bir grup köylü. Bir süre sonra idam edilecek veya cezalara çarptırılacaklar. Kızgınlar, öfkeliler, gururlular bazıları da haliyle biraz da olsa ürkmekteler. Fakat her şeye rağmen bir aradalar ve dayanışma halindeler. Kollwitz bana göre bu çalışmasında tek bir mesaj veriyor:

“Yığınlar ne kadar tek vücut olursa otorite o kadar sarsılır!”

Kurban

Kollwitz’in sevdiğim çalışmalarından bir tanesi de “Kurban” adlı resmi. Bu resimde çıplak bir kadın, elindeki çocuğu gözü kapalı bir şekilde karanlığa doğru uzatıyor. Cephede ölenlerin yerine kullanılabilecek yeni bir birey bu. Kadının çıplaklığı ise, onu sadece bir doğum makinesi olarak gören ve algılayan sisteme karşı yapılmış bir protestodan ya da eleştiriden kaynaklanıyor. Kaldı ki, çocuğun kimliğinin bir önemi yok, ölen bir bedenin yerine başka bir beden olması yeterli. Satrançtaki bir piyonun yerini başka bir piyonun doldurması ile eşdeğer bir durum. Ya da askerlikte “boşluklar her zaman doldurulur” sözünü eleştiren bir çalışma da diyebiliriz.

Son söz: Bu dünyadan bir Kathe Kollwitz geçti. Selam olsun!

Kapak Görseli

Mehmet Halıcı

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.