20 Mart 2019

John Berger: Sanat ve Gerçeklik

10layn

2017 yılında aramızdan ayrılan John Berger, 1926 yılında Londra’da doğmuştur.

Tüm dünyaya, Görme Biçimleri isimli TV programıyla adını duyuran Berger, sanat eleştirmeni olmasının yanı sıra çevirmen; roman, senaryo ve belgesel yazarıdır.

Seni algılayışım aynı ya da ayrı yerlere oluşumuza göre değişiyor. Yani, sen diye tanıdığım iki kişi var. Benden uzakta olduğunda bile, benim için varsın. Varlığının bu şekli çok biçimli: Sayısız imgeler, geçişler, anlamlar, bildiğimiz şeyler ve yerlerden oluşmakta, ama her şeyin altını çizen şeyse, her yere yayılmış yokluğun. Sanki sen bir mekana dönüşmüşsün, hatların da ufuk olmuş. İşte o zaman bir ülkede yaşar gibi yaşıyorum içinde. Sen her yerdesin. Fakat bu ülkede asla seninle yüz yüze gelemiyorum.

Öğrenimine Central School of Arts and Crafts’ta başlayan Berger, II. Dünya Savaşı sebebiyle 1944-46 yılları arasında İngiliz ordusuna hizmet vermiştir.

1946 yılında, savaşın ardından, Londra’ya taşınmış ve Chelsea School of Art’ta resim eğitimine yeniden başlamıştır.

Berger, ressamlık kariyeriyle birlikte, 40’lı yılların sonundan 50’li yılların ortasına kadar resim dersleri de vermiştir.

Medya, insanları yaşadıkları adaletsiz dünyayı sorgulamaya sevk edebilecek bir sessizlik kalmasın diye, uyduruk ve geçici şeylerle dikkat dağıtıyor.

john berger 2009

40’lı yılların sonunda, sanat eleştirmeni olarak New Statesman ve New Society gibi dergilerde makaleleri yayımlanan Berger’e göre; üstün sanat, toplumu yansıtmakta ve sosyalizm, 20. yüzyıl toplumunun en derin beklentilerine ilham vermektedir.

Dönemin sanat çevrelerinde, Marksist ve hümanist duruşuyla dikkat çeken John Berger, kariyerinin ilk günlerinden itibaren pek çok tartışmanın merkezinde yer almıştır.

Çoğu insanın kendine ayıracak vakti yok, oysa bunun farkında değiller. Birileri onların peşinde, onlar da hayatın peşinde.

Berger’in 1958 yılında yayımlanan ilk romanı, Zamanımızın Bir Ressamı (A Painter of Our Time), Londra sanat dünyasına ve yazarın deneyimlerine dayanmaktadır.

1960 yılında yayımlanan Kalıcı Kırmızı (Permanent Red) ise, Berger’in sanatla ilgili makalelerini içeren ilk koleksiyonudur.

Dünya, ancak onu dönüştürme umudu var olduğu ama bu umudu gerçekleştirme olanağı bulunmadığı zaman katlanılmaz bir hale gelir.

Pablo Picasso ve Fernand Léger gibi Kübist sanatçılardan etkilenen Berger’in en tartışmalı eserlerinden biri, 1965’de yayımlanan Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı’dır (The Success and Failure of Picasso).

Berger bu eserinde, Picasso’nun Kübist resimleri ilerici olduğunu, fakat diğer çalışmalarının devrimci sinirinin başarısızlığını temsil ettiğini iddia etmiştir.

Kitap, yayımlandığı dönemde, çok sayıda sanat eleştirmeni tarafından saygısızlık olarak değerlendirilmiş olsa da, bugün, Picasso hakkında yazılmış en başarılı kitaplardan biri kabul edilmektedir.

Her ne durumda olursa olsun, iki farklı insanın ortak noktası onları birbirinden ayıran, farklı kılan olgulardan çok daha büyük olacaktır. Ne var ki birçok sebep ve koşul, insanların bu gerçeği görmesini engelliyor.

İngilizce yazan, en etkili sanat eleştirmenlerinden biri kabul edilen John Berger, 1972’de yayımlanan G. isimli deneysel romanıyla Man Booker Ödülü’nü kazanmıştır.

Berger, ödül konuşmasında, Booker McConnell’i ticari sömürgecilikle suçlamış ve ödülün yarısını Black Panther grubuna bağışladığını açıklamıştır.

Yazarın, karmaşık ilişkileri, çeşitli boyutlarıyla ele aldığı G., her şeye rağmen, akılcı ayrıntılarıyla hem eleştirmenler hem de okuyucular tarafından övgüye değer görülmüştür.

Geçmiş, mahkumu olmadığımız tek şeydir. Geçmişle dilediğimizi yapabiliriz. Yapamadığımız ise, sonuçları değiştirmektir.

john berger

Aynı yıl, G.’nin basımından önce, Görme Biçimleri (Ways of Seeing) BBC’de bir TV serisi olarak yayınlanmaya başlamıştır.

Sanat eleştirisine yeni bir bakış açısı getiren Görme Biçimleri’nin çıkış noktası televizyondur. Sanatın kurumsallaştırılmasını eleştiren ve sanatın nasıl okunması gerektiğini inceleyen dizi, ilerleyen yıllarda kitaplaştırılmıştır.

Gördüklerimizle bildiklerimiz arasındaki ilişki asla çözülemez. Her akşam güneşin batışını görürüz. Dünyanın ondan uzaklaştığını biliriz. Oysa bilgi, açıklama, asla gördüğümüze uymaz.

Çok yönlü bir insan olan John Berger’in önemli eserleri arasında, sosyolojik özellikleriyle ön plana çıkan Şanslı Adam (A Fortunate Man, 1962) ve Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa (And Our Face, My Heart, Brief as Photos, 1984) yer almaktadır.

Gezi ve anı türlerinin özelliklerini taşıyan bu iki kitap, felsefe ile foto-muhabirliği de bir araya getirmektedir.

Berger’in düzyazı ve şiir türleri ile fotoğrafı bir araya getirdiği diğer bir önemli eseri ise, Yedinci Adam’dır (A Seventh Man, 1975).

Avrupa’daki Türk göçmen işçilerin yaşamlarını konu alan kitapta Berger ve fotoğrafçı Jean Mohr birlikte çalışmıştır.

Umut, bir güvence biçimi değildir; bir enerji şeklidir ve çok karanlık koşullardaki enerjinin en güçlüsüdür.

1970’li yıllardan sonra, yönetmen Alain Tanner’la birlikte üç senaryoya imza atan Berger; kitaplarından sergilerine ve film senaryolarına kadar ortaya çıkarttığı tüm eserleriyle, kendinden sonra gelen pek çok sanatçının ilham kaynağı olmuştur.

Önceleri emperyalizm ucuz hammadde, emek sömürüsü ve denetlenebilir bir dünya pazarı istiyordu. Bugünse hiçbir değeri olmayan bir insanlık istiyor.

John Berger’in Ödülleri

  • Man Booker Ödülü, 1972
  • James Tait Black Memorial Ödülü, 1972
  • Petrarca Ödülü, 1991
  • Golden PEN Ödülü, 2009

Görünüş bir yanılsama değil, geçici bir şeydir, dâhiler için de, hatalar için de geçerlidir bu. 

E-bültenimize kaydolun.