27 Aralık 2020

Franz Kafka ve Dönüşüm

Zeynep Öztürk

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerinden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”

Kafka’nın Dönüşüm isimli kitabının ünlü girişinin cümlesinin temelleri, aslında Kafka’nın ilk roman denemesi olan, fakat tamamlanmamış taslaklardan oluşan ‘Taşra’da Düğün Hazırlıkları’ adlı esere dayanır. Bu eserde şu şekilde bir cümle geçer; 

“Yatağımda yatarken, sanırım kocaman bir böceğe; geyik böceğine ya da mayıs böceğine dönüşeceğim.”

Kafka, böceğe dönüşme fikiriyle o kadar bütünleşir ki “Dönüşüm” kitabını yazdıktan daha sonraları “Baba’ya Mektup” adlı eserinin sonlarına doğruda kendi ağzıyla kendine “kanını emen bir haşere” olarak seslenir.

franz Kafka dönüşüm

Franz Kafka bu kitapla aslında okuyucuya kendini tanıtır. Yani, kitabın ana karakteri Gregor Samsa, aslında Franz Kafka’nın ta kendisidir. Bu benzerlik daha karakterin isminde kendini gösterir; Samsa ve Kafka. Arada sadece iki harf fark vardır. Kafka, Samsa’ya kendi adını vermiştir.

Kafka “Baba’ya Mektup” adlı eserinde, babasına o zamana kadar kendisine baktığı için ona borçlu olduğunu yazar. Samsa da, babasının borcunu ödemek için çalışmak zorundadır. Samsa babasının borcu, Kafka ise babasına olan borcu nedeniyle babaların gölgesinde kalmak zorundadır. Aslında Kafka’nın babasıyla olan bu ilişkisi diğer eserlerinde de karşımıza çıkar.

Kafka, Baba’ya Mektup eserinde, “sopayı hak edip tarafından bağışlanarak dayak yemekten kıl payı kurtulma” gibi bir durumu dille getirir. Bu durum bir şekilde Samsa’nın bir gün annesine yardım etmek istemesi sonucu annesinin fenalık geçirip, bayılması sonrasında babasının Samsa’yı sopayla odaya atmasıyla benzerlik gösterir.

Dönüşüm kitabında mekân ögesinin kullanımını incelersek; 

  • Gregor Samsa’nın müdürü ve evin hizmetçileri gibi yan karakterlerin kaçtığı dış dünya= Kafka’nın asla ayrılamadığı Prag Şehri’nin dışı
  • Annesi, babası ve kız kardeşini durduğu oda= Prag şehri ve Kafka’nın Prag’ta ailesiyle kaldığı ev
  • Gregor Samsa’nın yalnız kaldığı odası= Kafka’nın odası

Kitapta Gregor Samsa ne zaman 3. kısımdan 2’ye geçmek istese, başta babası olmak üzere aile üyeleri tarafından şiddetle kovuluyor. Kafka’nın ailesiyle olan ilişkisi de göz önünde bulundurulduğunda Samsa’nın odada hapsedilirken, Kafka’nın kendi düşüncelerine, tabiri caizse kendi “kabuğuna” hapsedildiği söylenebilir.

Dönüşüm Kitabı Ve Otorite Kavramı

Kafka diğer kitaplarında da olduğu dibi dönüşüm kitabında da otorite kavramı üzerinde durur.

“Aile içinde ebeveyniler belirli şartlara uyan belli tipteki insanlara kucak açarlar…Bu şartlara uymayanlar aileden uzaklaştırılmazlar ki aslında uzaklaştırmaları daha iyi olurdu, fakat bir organizmayla karşı karşıya olduğumuz için bu imkansızdır ama lanetli yada tükenmiş ve hatta belki ikisi birden olabilirler…”

(Franz Kafka’nın kardeşi Ellli’nin oğlu Felix’in eğitimi hakkında Elli’ye yazdığı mektuptan bir kısım)

Toplum için düşüncelerini toplumun en küçük birimi olan aile üzerinde okuyucuya aktarır. Gregor Samsa ailenin geçimini sağlar. Gregor, hem ailesinde hem iş yerinde büyük bir baskı altındadır. Bu da onu büyük bir sıkıntıya iter. 

Kitaba tekrar döndüğümüzde; bir odaya hapsedilen, bir odaya hapsedildiği için bütün özgürlüklerinden mahrum bırakılan Samsa, bu durumdan kurtulması gerektiğini düşünür ki, odadan çıkmaya teşebbüs eder. Genelde aile, özelde otorite olan babası, bunu istemez. Odasından çıkmaya çalışan Samsa’ya, babası tarafından bir elma fırlatılır. Bu fırlatılan ilk elma isabet etmez. Fırlatılan ikinci elma sırtına saplanır, sırtında çürür, yara olur ve sonunda Samsa bu yaradan dolayı ölür. Yani otorite tarafından öldürülmüş olur.

Bir gece hep su diye mızmızlanıp duran Kafka’nın bu davranışından rahatsız olan babası; Kafka’yı balkona çıkartıp, gecelikleriyle orada kalmaya zorlar. Üstüne kapı kapanan Kafka, bu olaydan nasıl etkilendiğini babaya mektupta şöyle anlatacaktır: “içimde bir yıkıma yol açmıştı”. Yani Kafka’nın hayatındaki en büyük otorite babasıdır. Gregor Samsa’nın ölümüne neden olan olaya geldiğimizde her şey daha net görünür. Otorite Samsa’yı öldürmüştür.

Dönüşüm Hikayesinin Temaları

Absürtlük

Absürt düşünce, İkinci Dünya Savaşı’nı yaşayan insanların yaşadıkları korku güvensizlik ve kaoslar içinde oluşan bir felsefe ve sanat anlayışı olarak ortaya çıktı. Kafka bu düşüncenin temellerinin atılmaya başladığı savaştan hemen önce yaşamıştır. 

Absürdizm, varoluşçuluk ile bağlantılı ama ondan biraz daha farklı bir görüştür. Absürdizm 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Saren Kierkegaard’a dayanır, ki Kafka da Kierkegaard’ın kitaplarının birkaçını okumuştur. 

Bu tema, kitabın her sayfasında kendini belli eder. Oldukça absürt bir durum vardır, fakat kitabın hiçbir karakteri bu durumu anlamaya girişmez. Her karakter durumu çok sıradanmış gibi kabul eder. Hatta Samsa ailesinin ilk yardımcısı hariç, kimse pek de şaşırmıyor gibidir. Gregor Samsa’nın kendisi bile…

Beden ve Zihin Arasındaki Kopukluk

Henüz hikaye başlamadan Gregor Samsa’nın bedensel dönüşümü gerçekleşmiştir. İnsan olan Samsa artık bir böcektir ve Kafka neden öyle olduğunu asla okuyucuya anlatmaz. Buna rağmen okuyucuyu garip bir şekilde hikayeye çekmeye başarır. 

Gregor Samsa henüz kendi içinde olduğu durumu kavrayamamış olsa da, tanrısal anlatıcı, okura önce Gregor’un bedeninin ve daha sonra odasının detaylı bir betimlemesini vermektedir. Kafka’nın detaylı ifadeleri söz konusu olanın ne türden bir böcek olduğunu ortaya koyar: 

“Zırh gibi sertleşmiş sırtına, yay biçiminde katı bölümlere ayrılmış kümbet şeklindeki kahverengi karnına ve havada kontrolsüzce hareket eden, bedeninin diğer bölümlerine oranla cılız birçok bacağa yabancıdır, ancak burası duvarda kürk şapkalı kadın resminin asılı olduğu odasıdır. Karşısındaki resim onun için bir uyarıcı rolüne sahiptir. Şu an nerede olduğunun ve bu yaşadığının gerçek mi yoksa başka bir şey mi olduğunun belirleyicisi bir dergiden kesilerek altın yaldızlı çerçevesiyle duvarda asılı duran bu resimdir. Bu nedenle bunun bir düş olmadığını hissetmektedir.”

Yabancılaşma

Kendini Prag’ın dar sokaklarında ve babasının otoritesi altında ezilmiş ve yabancı hisseden Kafka bu duygularını “Dönüşüm” öyküsünde açığa vurmuş. Gregor’un değişiminin en önemli sonucu sevdiği yemeklerin değişmesi ya da işe gidememesi değil, Gregor ve etrafındakiler arasında koskoca bir mesafe oluşması. Değişimi sonucunda her zaman odasında kapı kapalı bir şekilde duruyor ve başkaları ile neredeyse hiçbir etkileşimde bulunmuyor. Kız kardeşi odasına geldiğinde bile koltuğun altına saklanıyor. Bu mesafenin oluşmasının en büyük nedenlerinden biri ise Gregor’un artık konuşamaması. Fakat öykü ilerledikçe Gregor’un dönüşümünden önce bile yabancı hissettiğini öğreniyoruz. Gregor, gezen bir satıcı olarak hayatını gözden geçirirken sık yolculukları yüzünden kimseye pek bağlanamadığını ve insanlarla ilişkilerinin samimilikten uzak olduğunu görüyoruz. 

Öyküde Gregor’un ailesi dışında yakın olduğu kimseden bahsedilmiyor. Belki de dönüşümü, insan hayatında hissettiği yabancılığın bir uzantısı. Kafka ile ailesi arasındaki bağ da samimi değildi ve içe dönük bir yapıda olan Kafka’nın samimi olduğu çok fazla arkadaşı yoktu.

Zeynep Öztürk

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.