20 Ekim 2017

Dünyayı Değiştiren 10 Politik Düşünce

Demokrasi

Demokrasinin ortaya çıkışına dair izler Antik Yunan’a kadar götürülebilir. Resmi tarihte ilk olarak İngiltere Kralı’nın yetkilerini, din adamları ve halk tarafından sınırlandıran Magna Carta ile uygulandığı kabul edilir.

Demokrasinin tanımına ilişkin tartışmalar bugün de devam etmektedir. Ancak genel olarak; üniversitelerden sivil toplum örgütlerine ve devletlere kadar tüm kurum ve kuruluşların üyeleri ve vatandaşlarının yönetimde eşit söz sahibi olması anlamına gelir.

Kuvvetler Ayrılığı

Yasama, yürütme ve yargıdan oluşan devlet organlarının birbirinden ayrı ve bağımsız olduğu yönetim modeli olan kuvvetler ayrılığı, kolların güç ve sorumluluk bakımından birbiriyle çatışma yaşamamasını öngörür.

Kuvvetler ayrılığının temelleri Antik Yunan ve Roma’da atılmıştır.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, 1776

On üç koloninin Britanya Krallığı’na karşı bağımsızlıklarını bildirmelerine dayanan Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, 4 Temmuz 1776 yılında ilan edilmiştir.

Avrupa’da, özellikle de Fransa’da büyük etki yaratan Bağımsızlık Bildirgesi, Fransız İhtilali’ni tetiklemiş ve insan haklarının dünyaya yayılmasını sağlamıştır.

Yazımı Thomas Jefferson tarafından yapılan bildiride şu ifadeler yer almaktadır:

‘Aşağıda gerçekler bizim için gayet açıktır: Tüm insanlar eşit yaratılmışlardır; Yaradan’ları tarafından bağışlanmış, belli bazı vazgeçilemez haklara sahiptirler; yaşam, özgürlük ve mutluluğa erişme hakları da bunların arasındadır. Bu hakları güvence altına almak amacıyla, insanlar kendi aralarında yönetimler kurarlar; bu yönetimler gerçek güçlerini, yönetilenlerin onamasından alırlar; herhangi bir yönetim biçimi, bu hedeflere ulaşmada köstekleyici olmaya başladığında, bu yönetimi değiştirmek ya da düşünmek, yeni bir yönetim kurmak ve bu yeni yönetimin yetkilerini ve dayandığı temelleri, güvenlik ve mutluluklarını sağlayacağına en çok inandıkları bir biçimde düzenlemek ve kurmak, halkın hakkıdır.

Aslında sağgörü, uzun bir geçmişi olan yönetimlerin sudan ve geçici nedenlerle değiştirilmemesini buyurur; bu yüzden insanların durumlarını düzeltmek amacıyla alışılagelen yönetim biçimlerini değiştirmek yerine, kötülüklere katlanmayı yeğlediklerini deneyimler göstermiştir; ancak sürekli aynı amaca yönelik, uzun bir yolsuzluklar ve zorbalıklar silsilesi, ulusu, mutlak bir despotizme sürüklemek niyetini açığa vurursa, o zaman böyle bir yönetimi yıkmak ve gelecekteki güvenlikleri için yeni koruyucular seçmek, o ulusun hakkı ve görevidir.’

Feminizm

Feminizme ilişkin ilk yaklaşımlar 17. yüzyılda ortaya çıksa da teori olarak feminizm, 18. yüzyıl sonlarında dünyada duyulmaya ve yayılmaya başlamıştır.

Başlangıç noktası kadının toplumsal yerinin iyileştirilmesi ve temel insan haklarından erkeklerle eşit derecede yararlanması olan feminizm, bugün LGBTTİ haklarının savunulmasını da içine alan geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Komünizm

Tarihsel izleri sürüldüğünde Marx ve Engels’in Komünist Manifestosundan yüzyıllar öncesine uzanan komünizm; üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplum düzenini ifade eder. Bu düzenin kurulmasını amaçlayan siyasi, ekonomik ve toplumsal bir hareket ve ideolojidir.

Komünist sistemde yaşayabilmiş ilk topluluk Paris Komünüdür, ilk devlet ise 1917 Ekim Devrimi’yle kurulan Sovyetler Birliği’dir.

İnsan Hakları

Bir ideal olan ve olanı değil, olması gerekeni ifade eden ‘insan hakları’; ırk, etnik köken, millet, din, dil ve cinsiyet ayrımı olmaksızın tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerdir. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir.

10 Aralık 1948’de ilan edilen, 30 maddelik Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ilk maddesi:

‘Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.’

İnsan hakları düşüncesinin ilk izleri Sofizmde ve semavi dinlerde görülmektedir.

Milliyetçilik

Kültür, tarih veya dil bağlarıyla kurulan bir üstyapıyı ifade eden millet kavramı, 19. yüzyıldan itibaren giderek gelişmiş ve hakim siyasi düşünce olmuştur. Kökenleri Fransız İhtilali’ne dayanan modern milliyetçilik,  soydan gelen hükümdarlık ve zümrelerin yönetimine karşı siyasi aidiyetin halkın ortak iradesine dayandırılmasını ifade eder.

Serbest Piyasa Ekonomisi

Sanayi Devrimi ile gelişen serbest piyasa ekonomisi; ekonomik faaliyetlerin rekabet şartları içinde serbestçe yapılabildiği, ekonomik sorunların fiyat mekanizması aracılığıyla gerçekleştiği bir ekonomik sistemdir. Serbest piyasa ekonomisinde arz ve talep ana belirleyici olarak kabul edilir ve ideal bir düzende üreticiler ile tüketiciler pazarda aynı şartlar altında bulunur.

Birleşmiş Milletler

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, 10 Ocak 1920’de kurulan Milletler Cemiyeti ile temelleri atılan ve 24 Ekim 1945’de kurulan Birleşmiş Milletler, ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözme amacıyla kurulmuştur.

Birleşmiş Milletler Örgütü kendisini, adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararası platformda tüm ülkelerde sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluş olarak tanımlamaktadır.

Uluslararası ilişkilerde kuvvet kullanımını evrensel düzeyde yasaklayan ilk anlaşma Birleşmiş Milletler Anlaşması’dır.

Avrupa Birliği

Uluslararası ve çok uluslu siyasi ve ekonomik bir örgütlenme olan Avrupa Birliği, 1992 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun görev ve sorumluluk alanlarının genişletilmesiyle kurulmuştur.

Temelleri 1951 yılında kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’na dayanan, ve katılımcılar arasında ortak pazar geliştiren birlik içinde ortak bir ticaret politikası izlenmektedir.


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.