27 Eylül 2019

Bedel Yasası: Çok Şey İstiyoruz da… Bedelleri ne olacak?

Arda Ös

İstemeyi çok iyi biliyoruz. Sadece istemeyi.

Yahu benim istediğim ne ki, bir başımı sokacak ev, bir de araba. Yani sonra daha yüksek model olmayacak öyle mi? Ev, daha büyüğü. Adam Smith bu konuda son noktayı koymuş; insan ihtiyaçları sonsuzdur. Buradan rahatlıkla anlayabileceğiniz gibi; isteme eylemeni bilinçli bir şekilde sonlandırmak pek mümkün değil. Bence olmamalı da. Yani böyle olması iyi olmuş. Sorun, isteklerimiz ile onları elde etmek için ödeyeceğimiz bedellerin dengesizliğini kabul etmememiz veya kendimizce kurduğumuz sakat dengenin bizi bir yere kadar götüreceğini, sonra da yolda bırakacağını anlamamamızdan kaynaklanıyor gibi. 

Bedeller ile isteklerimiz arasındaki dengeyi kurabilmek için alim olmaya gerek yok. Fakat denge hep ve sadece istemeyi bilmek yönünde şaşıyor. Nedense, bedellerine katlanmak yönünde değil.

ev 3d tasarım

Çünkü vazgeçmek kolay.

Olmadı mı? Vazgeç. Vazgeçmekten kolay ne var? Sizce de öyle değil mi? Oysa gözden kaçırdığımız bir şey var; mücadele etme güdümüzden her ödün verdiğimizde arzularımız ve isteklerimiz daha büyük arzulara ve isteklere kayıyor, fakat iş bunlar için katlanılması gereken zorlukların da arttığına gelince vazgeçmek daha zor hale geliyor. Ta ki hayat bizi artık vazgeçemeyeceğimiz bir noktaya sürükleyinceye dek.

engel sporcu

Çoğu zaman nereye bakacağımızı bilmiyoruz.

Hiç gözünüzün önünde duran bir şeyi aradığınız oldu mu? Eğer böyle bir anınızı yakaladıysanız şanslısınız demektir. Yani böyle bir şeyi hatırlıyorsunuz çünkü birçok kişi için böyle bir durumu veya anı hatırlamak mümkün değil. Oysa hayat o derece cömerttir ki, aradıklarınızı tam olarak karşınıza çıkarır. Bakmayı biliyorsanız… 

En çok da bu durumu ilişkilerde gözlemlerim; doğru kişiyi arayan birçok kişi, yanlış kişilerle buluştuğundan yakınır. Kendisinin ne derece “doğru kişi” olduğunu sorgulama gereği duymaz bile. Bakılması gereken yer bellidir; onun bunun şunun eksiği değil, kendindeki eksikliği gidermenin yolunu bulmaktır. Tabii ki önce kendinde yani kendi içinde bir şeylerin yolunda gitmediğini görmek asıl meseledir. 

Ne yazık ki, çok az kişi bu asıl mesele ile meşguldür.

çift bank

İsteklerimizin sonuçları hakkında beklentimiz çok, fikrimiz yok.

Eğer her istediğiniz şu an -mümkün değil, daha ötesi- gerçek olsaydı ve bu böyle gitseydi; nasıl bir hayatınız olacaktı? İsteyecek hiçbir şeye ihtiyacınız kalmasaydı yani. Ben size söyleyeyim; bu filmin sonu büyük dramdır. Bu yüzden, istemek bir ihtiyaçtır.

İstenen şeyden çok ötedir ve çok anlamlıdır. Fakat bu -sadece- istemek bir ihtiyaçtır benim de buna ihtiyacım var diyerek harekete geçebileceğiniz ölçüde pervasız kullanılamaz.

Burası en değerlendirmeye en muhtaç noktası; kullanılmamalı değil, kullanılamaz.

evren

Ne demek, istemek hakkım pervasızca kullanılamaz. Gayet kullanırım!

Siz kabul edin veya etmeyin ana kural şu; denge için her şey bir karşıt barındırır. Denge şaşarsa karşıtı olmaksızın eski haline ulaşamaz. Çok gülersen çok ağlarsın gibi. Her şey karşıtı ile dengeyi bulur. Eğer sadece ister ama bunun için ödenmesi gereken bedeli hiç düşünmezsen, bedel olmadan istemenin sonucuna da katlanırsın. Daimi bir tatminsizlik, ardından kurban psikolojisi, ardından büyük hayal kırıklığı, suçlamalar, şikayetler ve inkar. En son kabul.

akarsu taşlar denge

Konfor alanı hepimizi ele geçirmiş.

Matrix has you…

Matrix’in ne olduğu bir film boyunca anlatılıyor. Neden böyle olduğu ise sadece tek kelime ile geçiliyor; çünkü seni ele geçirdi. Aslında isteklerin çok yerinde ve bence de olması gerekir; neden olmuyor? Çünkü hep Konfor Alanındasın ve ne sen bunun farkındasın ne polis farkında 🙂

Daha fazla izin günü olmalı ve kazancım artmalı. Daha az okuyarak daha çok şey öğrenmek mümkün olabilir. Daha az dinleyeyim ama beni hep dinlesinler. Dünya turu yapmak istiyorum, belki yarın belki yarından da yakın. Evde çöplerimi değerlendirmiyor, ayrıştırmanın yolunu aramıyor ve bu durumu fazla kafama takmıyorum ama koyu çevreciyim. Gibi gibi… Bizler, sanki bir şeyler yapma ihtimalimizi seviyoruz. Yapacağımızdan değil.

piknik şehir insanlar

Netlik ile başımız dertte!

İstemek ve bedelleri ile ilgili diğer sorun ise, isteklerimizin net olmayışı. Mesela; kariyer hedefimiz var, ama zamanla sınırlı değil, farklılık planlarını içermiyor. Yani; bundan sonra neyi farklı yapacağım bir plana bağlanmamış ve net değil. Unutmayın, zihin göremediği hedefi vuramaz.

kapılar seçim karmaşa

Ne ekersen…

Sizi anlamadığını düşündüğünüz kişileri gözden geçirin. Hiç onları anlamaya çaba gösterdiniz mi? Kaç kişinin hayaline ortak oldunuz, o hayalleri gerçekleştirmek için uğraştınız? Yoksa sizin hayallerinize ortak olacak kişileri bulamıyor musunuz? İstediğiniz küçük bir iyilik mi sadece? Siz en son ne zaman karşılıksız -hiç karşılıksız- küçük/büyük bir iyilik yaptınız? Doğru kişilere ulaşmak konusunda çektiğiniz sıkıntı ortadan kalksa neler neler yapacaksınız değil mi? Siz en son ne zaman “doğru kişi” olduğunuzu düşündünüz de, bu muhasebenizden sağ selamet çıktınız?

dokunmak michalengelo

Bedel yasası ve kapsamı

Bedel Yasasının kapsamı; bedelini ödeyeceğiniz, ödeyebileceğiniz, ödemeye hazır olduğunuz isteklerinizin kusursuz şekilde yerine getirileceğidir. Hayatta “peşin ödeme” sistemi var. Şimdi ben isteğime kavuşayım, sonra ne ise sıkıntısı çekerim gibi bir “açık büfe” sistemi mevcut değil. Önce ne istiyorsak bunun bedelini ödemeliyiz, ardından isteğimize ulaşmak ile ilgili kanallara kavuşabiliyoruz. İsteğimize değil, ona ulaşabileceğimiz kanallara!

not defteri kalem

Kafanı kaldır!

Sadece isteklerine odaklanma.

İsteğinin sana ne getireceğine değil, seni nereye götüreceğini doğru anladıktan sonra iste. Birçok isteğinin kimliğinin üzerindeki etkisini doğru tahlil et. İstemekteki haklı sebeplerinin “sadece senin için” geçerli olmadığını anla. Sonra… istemeye ve istediğine kavuşmak için planlarına geri dön.

Ha, bir de her isteğin gerçekleşecek zannı büyük hayal kırıklığı yaratır. Olmuyorsa da nereye kadar ısrar edeceğini bil. Yoksa istek çok ani bir şekilde saplantıya dönüşebilir. Farkında olmadan hayatını ele geçirmiş bir saplantı.

Bu konu ile ilgili bizim müthiş bir atasözümüz var; ayağını yorganına göre uzat. Lütfen isterken hem boyunuza hem de yorganınıza dikkat edin.

yukarı bak

Arda Ös

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.