12 Mayıs 2020

Turan Dursun: Köktendinciliğin ve Tabuların Ölümü

10layn

Çocukluğu ve İlk Gençlik Yılları

Düşünür ve yazar Turan Dursun, 1934 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğmuştur. Beş yaşındayken yedi kardeşi ve ebeveynleriyle birlikte, dedesinden kalan yerlere sahip çıkmak ve işletmek için Ağrı’nın Tutak ilçesine göç etmişlerdir.

Herkes, boyla posla, topla tüfekle güçlü olurken
Sen, hak ile adalet ile güçlü ol.

turan dursun

Dursun’un babası köylerde imamlık yapıyordu ve oğlunun dini eğitim alarak bir din alimi olmasını hayal ediyordu. Bu yüzden Dursun’u, yatılı din okullarına ve Kur’an kurslarına gönderiyordu.

Turan Dursun bu eğitim sürecinde, Türkiye’nin dört bir yanına gitmişti. 

Sonradan Ankara Elmadağ Müftülüğü’ne atanacak bir hocası dışında, ücretsiz eğitim görmüştü. Bu hocanın ücretini ödeyebilmek için hem esans satmış hem de hocalık yapmıştı.


Daha güzel bir dünyanın, ışıklı dünyanın, özgürlüklerin, insan aklı ve bilimin tüm boyutlarıyla geçerli olduğu bir dünyanın kurulması için bu tür çabalar, su kadar, hava kadar gereklidir. Ve şu da unutulmamalı ki, bunun, korkulagelen, ürkülegelen ‘izm’lerle de hiçbir ilgisi yoktur.

Müftülük ve İmamlık Yılları

Hem Monoteistik dinler tarihi eğitimi alan hem de antropolojiyle ilgilinen Dursun, müftülük sınavını kazandı. İlkokul diploması olmadığı için tayini yapılmadı. Kısa sürede dışarıdan ilkokulu bitiren Dursun, Sivas Müftüsü olduktan sonra ortaokulu dışarıdan bitirdi, fakat lise öğrenimini tamamlayamadı.

İlk imamlık görevini ise, Tarsus’un Baltalı köyünde yaptı.


Anlatırken gerçekleri örtme yoluna gidilmemiştir. Olduğu gibi sunulmuştur her şey. Bilindiği gibi dürüstlük, açıklıkta. Kapalılıktaysa, karanlık olur. ‘Tabu’lar karanlıkta yaşarlar.

Askere gidene kadar Arapça, Kürtçe ve Çerkesçe öğrenen Turan Dursun, askerliğin ardından İstanbul’a taşındı.

Burada İsmailağa ve Üçbaş Medreseleri’nde hocalık yaptı. Daha sonra müftülük görevine geri döndü.

İnsanlara ‘insan’ olarak bakmak gerekir. Hangi ırktan, hangi renkten ve hangi dinden olurlarsa olsunlar ya da hiçbir dinden olmasınlar. Ama dinler, dinliler, ırkçılar böyle bakmamakta. Yahudisi, Hıristiyanı, İslam inanırı hep birbirine düşman. Irkçılar da kendi ırklarından olmayanlara karşı böyle. Bugün dünyamızın yaşadığı nice acı olaylarda, bu ilkelliğin payı az değildir. Bunlardan arınmalı artık insanlık. Yoksa, acımasızlıklar, acılar, gözyaşları sürüp gidecektir.

Tekirdağ’da müftü yardımcısı olarak göreve başlayan Dursun, daha sonra Manisa’dan Tokat’a Ankara’dan Sivas ve Sinop’a kadar çok sayıda şehrin çeşitli ilçelerinde müftü olarak çalıştı.

1958 yılında başladığı müftülük görevini, pek çok sürgünün ardından, 1966 yılında bıraktı.


Önemli bir sözcük: Namus. Kökü Yunancadır: Nomos. Yasa ya da din yasası demek. Yani ‘yasa’ya ya da ‘din kuralları’na uyanlar ‘namuslu’ sayılmışlar. Gerçekte ‘namussuz’ olsalar da…
Kimi doğu bilimcilere göre ‘namus’, Arapça sözcük olarak da çok eski. Ve çok çeşitli anlamlar içermekte. Bunların içinde ‘para’ (dinar) da var. Demek ki; dünyamızın ‘paralı’ egemenleri de, eskiden beri ‘namuslu’ sayılmışlar. Bizim bildiğimiz anlamıyla ne denli ‘namussuz’ olurlarsa olsunlar.

Dursun’un müftülüğü bırakmasında tek sebep, cemaatlerle çatışması ve aldığı sürgün cezaları değildi. 

Bu kararının temel sebebi; yıllar boyunca İslamiyet’in yanı sıra Hristiyanlığı ve Yahudiliği çok sayıda kaynaktan karşılaştırarak okuması; efsaneleri ve hikayeleri derinlemesine araştırması sonucunda dini inancının sarsılmaydı.


Bende inanç devrimi neden oldu? Ya da neden inançsızlık oluştu? Onu belirteyim: Doğru bilime yönelmiştim. Çok büyük kütüphanelere gittim. O zaman ben İslam’ın kökenini gördüm, okudum. Söylencelerden de okudum. Bir gün Sümer Efsanesi ile karşılaştım. Sümerler’de bir tufan efsanesi. Baktım, Tevrat’ta da var, Kur’an’da da var. Bu bir efsane, nasıl olur da Tevrat’ta, Kur’an’da olabilir?

Komünist Müftü

Atatürkçü Müftü ya da Komünist Müftü olarak da isminden söz ettiren Turan Dursun, 1966 yılında TRT’de çalışmaya başladı.

Burada önce ambar memurluğu, malzeme memurluğu ve evrak kayıt memurluğu gibi görevlerde çalışan Dursun, prodüktörlük sınavında başarılı olduktan sonra yayın bölümünde çalışmaya başladı ve 1982 yılında TRT’den emekli oldu.

Bilcümle İslamcılar! İyice bilin! Bilin ve unutmayın ki ben, yüzyılların doğurduğu bir ‘ölüm’üm! İslam’ın, tüm dinlerin, tabuların, sonuçları bugün ve yarın görülecek ölümüyüm. Çıkarları din karanlığı üstüne kurulu olanlar, bu karanlıktan türlü biçimde yararlananlar, tüm karanlık böcekleri, benden korksunlar. Ne imzalı, ne imzasız yalanları beni yıldırabilecektir. Korksunlar elimdeki ışıktan. Bir mum ışığının bile koca bir oda karanlığını nasıl parçaladığını anımsasınlar. Binlerce yıllık ilkelliklerin, yalanlarla örülüp piyasalara sürüldüğü imanın, kafalardaki duygulardaki zincirlerinin elbette ki bir gün sonu gelecektir. 

TRT Yılları

1968 yılından itibaren çok sayıda program hazırlayan ve yöneten Dursun, TRT’de de sürgünlerden kaçamadı.

Hazırladığı programların bir kısmı denetimden geçip onay alamıyordu. Onay alan programlarında ise, programlar büyük bir ilgiyle dinlendiği halde, baskı ve şikayetlere maruz kalıyordu. Kimi programları ise, yayından kaldırılıyordu.

1987 yılında Doğu Perinçek’le tanışan Dursun, Perinçek’in desteğiyle 1989 yılında, 2000’e Doğru isimli dergide Din Bilgisi isimli bir sayfaya yazılar yazmaya başladı. Ardından Saçak, Teori ve Yüzyıl gibi dergilerde de yazıları yayımlandı. 

Yazılarının yayımlandığı bu dönemde, çok sayıda kitabı yayıma hazırladı. Türkçeye İbn-i Haldun’un Mukaddime eserini kazandırdı. Ayrıca kapsamlı bir Kur’an Ansiklopedisi hazırlamaya başladı. Ancak ansiklopedinin yalnızca 8 cildini tamamlayabildi.

Ölümü

Turan Dursun, 4 Eylül 1990 günü, Koşuyolu’ndaki evinden çıkıp işine giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucunda öldürüldü.

Ölümünden dört yıl sonra, İslami Hareket Örgütü’ne karşı düzenlenen bir operasyonla Turan Dursun suikasti çözüldü. Örgüt üyesi ve saldırının azmettiricisi İrfan Çağrıcı, müebbet hapis cezası aldı. Tetikçi, Muzaffer Dalmaz ise, yurtdışına kaçtı.

Dursun’un ölümünün ardından, 1991 yılından itibaren Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü verilmeye başlanmıştır. Ancak ödül, en son 2002 yılında verilmiştir.

BONUS I

Eserleri

İbn-i Haldun‘un Mukaddime eserini Türkçeye çeviren ilk kişi olan Dursun’un eserleri:

  • Kulleteyn (Çocukluk yıllarını anlattığı eseri)
  • Allah
  • Din Bu (4 Cilt)
  • Dua
  • Evren Bir Şaka mı?
  • Kur’an
  • Kur’an Ansiklopedisi (8 Cilt)
  • Kutsal Kitapların Kaynakları (3 Cilt)
  • Müslümanlık ve Nurculuk
  • Şeriat Böyle
  • Ünlülere Mektuplar

Altıncı yüzyıl Arapçası bilen nadir insanlardan biri olan Dursun hakkında yazılmış kitaplar:

  • Babam Turan Dursun, Abit Dursun
  • Turan Dursun ve Aydınlanma, Abit Dursun
  • Turan Dursun Hayatını Anlatıyor, Şule Perinçek

BONUS II

Yazdıklarım en sağlam kabul edilen temel kaynaklara dayalı. Çürütenler varsa, buyursunlar bunları çürütsünler, demişse de yaşadığı dönemde kimse Dursun’un eserlerini çürütme girişiminde bulunmadı.

E-bültenimize kaydolun.