
Sheila Heti
25 Aralık 1976 tarihinde Toronto, Kanada’da doğan Sheila Heti, Toronto Üniversitesi’nde tiyatro yazarlığı, felsefe ve sanat tarihi eğitimi almıştır.
Edebiyatta deneysel yöntemleriyle tanınan yazar kendi yaşamını, iç dünyasını ve ahlaki ikilemlerini anlatının merkezine taşımış; gerçek diyalog kayıtlarını, e-posta yazışmalarını ve hatta günlüklerini roman formuna dahil ederek “constructed reality” (inşa edilmiş gerçeklik) adını verdiği anlatı biçimini geliştirmiştir.
Yazdığı metinlerde yaşamın anlamı, özgür irade, kadınlık ve yaratım üzerine derin felsefi sorgulamalar yapan Heti, eleştirmenler tarafından “çağdaş edebiyatın samimi filozofu” olarak tanımlanmaktadır.
Eserleri

The Middle Stories, 2001
Heti’nin ilk kitabı olan The Middle Stories, otuz kısa öyküden oluşan bir derlemedir. Bu öykülerde sıradan olaylar, sürreal detaylarla birleşir. Heti’nin dilin ve biçimin sınırlarıyla oynadığı bu öyküler, günlük yaşamdan alınmış anlar ve beklenmedik dönüşlerle dikkat çeker.
Kimlik kırılmaları, ilişkilerdeki güç dinamikleri ve sıradanlığın estetiği üzerine küçük denemeler niteliğindeki öyküler, bireyin kendini tanıma sürecine dair mikro gözlemler içerir.
Yazar, gündelik hayatın içindeki karmaşayı ve insan ilişkilerindeki duygusal dalgalanmaları sade ama çarpıcı bir dille anlatır.

Ticknor, 2005
Tarihsel figürlerden esinlenen bu kısa roman, gerçek kişilikleri ve kurmaca öğeleri harmanlayarak dönemin entelektüel atmosferini yeniden kurgular.
Heti, karakterlerinin geçmişle hesaplaşmasını kullanarak anlatı güvenilirliği, anı ve özdeşlik kavramlarını sorgular.

The Chairs Are Where The People Go, 2011
Heti’nin Misha Glouberman ile birlikte yazdığı eser, diyalog formunda ilerleyen bir dizi denemeden oluşmaktadır.
Gündelik sohbetlerin felsefi derinliğini araştıran Heti, burada dilin, ilişkilerin ve toplumsal yaşamın anlam katmanlarını incelemiştir.
New Yorker dergisi, kitabı “konuşma biçiminde yazılmış bir felsefe dersi” olarak tanımlamıştır.

We Need a Horse, 2011
We Need a Horse, McSweeney’s tarafından sipariş edilmiş ve Clare Rojas’ın illüstrasyonlarıyla yayımlanmış bir çocuk kitabıdır.
Heti, bu eserde masalsı bir dille hayal gücü, aidiyet ve sorumluluk temalarını işlemiştir.

How Should a Person Be?, 2010
Sheila Heti’nin en çok ses getiren romanı, bir yazarın kendi hayatı ve arkadaş çevresi üzerinden “iyi bir insan nasıl olur?” sorusuna yanıt aradığı, türler arası bir deney olarak kabul edilmektedir.
Gerçek diyalog kayıtları, oyun parçaları ve mektuplardan oluşan yapı ile özgünlük, sanatçı kimliği, başarı ve samimiyet arasındaki çelişkiler; bireysel etik ve toplumsal beklentiler üzerine uzun bir sorgulama sunan kitapta okur, “iyi bir insan olmak” sorusunu hem pratik hem ahlaki düzeyde tartışmaya davet edilir.

Woman in Clothes, 2014
Heti’nin Leanne Shapton ve Heidi Julavits ile birlikte hazırladığı bu kolektif çalışma, 600’den fazla kadının giyimle kurduğu ilişkiyi incelemektedir.
Kitap, kıyafetin bir ifade biçimi olarak toplumsal cinsiyet kimliğini nasıl şekillendirdiğini göstermekte ve bireysel tercihlerin ardındaki kültürel kodları deşifre etmektedir.

Motherhood, 2018
Heti’nin en tartışmalı ve en çok konuşulan kitaplarından biri olan Motherhood, aynı zamanda Heti’nin en kişisel eserlerinden biridir.
Neredeyse otobiyografik bir sesle, bir kadının anne olup olmama kararını tüm yönleriyle sorguladığı içsel bir yolculuğa tanık olunan kitap, kadınlık, özgürlük ve kader kavramlarını modern felsefe ekseninde tartışmaktadır.
Motherhood, Annelik ismiyle Nebula Kitap tarafından 2019 yılında Aslı Mertan’ın çevirisiyle yayımlanmıştır.

Pure Colour, 2022
Heti’nin metafizik ve kozmolojik kaygılar taşıyan romanı; yaratma, varlık ve acı-şifa döngüleri etrafında dönmektedir. Eleştirmenlerin “yaratıcılığın metafiziği” üzerine cesur bir meditasyon olarak değerlendirdiği kitap, 2022 Governor General’s Award for Fiction’ı kazanmıştır.

Alphabetical Diaries, 2024
Heti, bu kitabında kendi günlüklerini alfabetik sıraya koyarak yeniden kurgulamıştır. Heti, on yılı aşkın sürelik kişisel notlarını, kelime sırasına göre düzenlemiştir. Ortaya çıkan metin, belleğin yapay düzeni ve yaşamın rastlantısallığı arasındaki ilişkiyi sorgulamaktadır.
