2 Ekim 2020

Osmanlı Minyatür Sanatında Hükümdar Portreciliği ve İlk Örnekleri

Nagihan Yıldız

Osmanlı minyatür sanatında portrecilik, 15. yüzyılın sonlarında başlayarak yaklaşık dört yüzyıl boyunca sürdürülmüş bir gelenekti. Bu geleneğin başlamasında doğu ve batıda portrecilik gelişmelerinin etkileri olduğu söylenebilir. Sonraları Osmanlı padişah portreleri, elyazması eserlerde veya bağımsız çalışmalar halinde yapılarak padişahları, saltanat simgeleri ile ülke sınırları dışında tanıtmak amacıyla kullanıldı.

Osmanlı nakkaşlarında portrecilik çok gelişmişti. Sultanların, ünlü kişilerin, peygamberlerin, ulu kişilerin portreleri yapılmıştı. Portreyi yapan nakkaşın, çağdaşı olan kişilerin tasvirleri aslına daha uygun olmakla birlikte, daha önceki dönem padişahlarının portreleri Avrupa gravürlerinden ya da padişahın döneminden kalma kitaplarda yer alan betimlemelerden yararlanılarak hayalden yapılırdı.

Fatih Sultan Mehmet’in saltanat yılları, Osmanlı portreciliğinin başladığı ve sentez yaklaşımların denendiği bir dönemdi. Bu dönemde Avrupalı sanatçılar saraya davet edilerek onlara birtakım çalışmalar yaptırıldı. Padişah, Sinan Bey olarak bilinen nakkaşı da resim eğitimi almak üzere Venedik’e gönderdi. Fatih, Doğu tasvir geleneğini izlemekle birlikte Batı tasvir geleneğine de kapılarını açtı. 1477-78 yıllarında İstanbul’a gelen Costanza de Ferrara, Fatih için madalyonlar yaptı. Bunlardan 1481 tarihli madalyonun (Resim 1) bir yüzünde Fatih’in portresi, öteki yüzünde Fatih’i at üzerinde gösteren resmi bulunuyor.

fatih sultan mehmet
Resim 1
Kaynak

Topkapı Sarayı’nda bulunan bir Fatih portresinin (Resim 2) madalyondaki portreyle benzerliği, bu portrenin de Ferrara’nın elinden çıktığını düşündürse de, yaklaşık 1460-1480’e tarihlenen Fatih portresi Julian Raby tarafından Sinan Bey’e atfedilir ve portrenin Costanzo da Ferrara tarafından yapılan bu madalyondan hareketle üretildiği iddia edilir. Portrede karşılaşılan biçim özelliklerine bakıldığında bu örneğin bir minyatür olmadığı söylenebilir. Daha çok melez bir yapıya sahiptir. Sarıkta bulunan detaylar, yüzün işlenişi ve sakalın taramalarından, eserin uygulamasında minyatür tekniklerinin de kullanıldığı görülür. 

hükümdar portreciliği örnekleri
Resim 2
Kaynak

Yine Fatih, 1479-80 yıllarında İstanbul’a gelen Venedikli bir heykeltıraş ve ressam olan Gentile Bellini’ye de çeşitli eserler yaptırdı. Bu eserlerden günümüze ulaşanlar Londra’da Victoria ve Albert Müzesi’nde bulunan Fatih’in yağlıboya portresi (Resim 3), Basel’de bir özel koleksiyonda bulunan başka bir yağlıboya tablosu, özel bir koleksiyonda bulunan bronz madalyonu ve British Museum’da bulunan bazı çizimleridir. 

fatih sultan mehmet tablo
Resim 3
Kaynak

Fatih’in bağdaş kurmuş, sağ elinde tuttuğu gülü koklarken, sol elinde bir mendil tuttuğu bir başka portresi (Resim 4) Sinan Bey veya öğrencisi Bursalı Şiblizade Ahmet’e atfedilir. Portrenin ikonografisine ilişkin yorumlarda, doğu batı sentezini yansıttığı görüşü ileri sürülür. Araştırmacılara göre bu sentezin doğulu bileşeninin kökeninde hem Osmanlı, hem de Timurlu, Türkmen saraylarında gelişen yerleşik Timurlu saltanat ikonografisi vardır. Diğer bileşenin ise, Costanzo da Ferrara’nın madalyon veya eskizlerinin olduğu düşünülür.

fatih sultan mehmet minyatür
Resim 4
Kaynak

Figürün poz değeri, yüz anatomisi, oturma biçimi, gül ve mendil motifleri ile sonraki süreçte ortaya konan Fatih Sultan Mehmet portrelerinin düzenine ve diğer bazı padişahların portrelerinin düzenine de etkileri olduğu söylenebilir. 

Bu etkilerin görüldüğü en erken tarihli minyatür, 1560-62 yıllarına tarihlenen ve Nakkaş Nigârî’ye ait olan Şehzade Selim’in (Resim 5) bir köşk içinde sağ elinde şarap kadehi, sol elinde ise bir mendil ile tasvir edildiği portredir.  

fatih sultan mehmet minyatür
Resim 5
Kaynak

Fatih Sultan Mehmet’in ölümünden sonra 1560 yılına kadar Osmanlı portreciliğinde ön plana çıkan portre örneklerine veya portre sanatçısına rastlanmaz. Fatih’ten Kanuni Sultan Süleyman’a kadar geçen süreçte, Osmanlı minyatür sanatında portreciliğin gelişimi ve buna ilişkin örnekler hakkında bilgi yoktur. Bu tarihten sonra, 1560-62 yılları arasında Nakkaş Nigârî tarafından üretildiği düşünülen padişah portreleri Fatih’ten sonraki dönemde görülen ilk örneklerdir. Nigârî’nin Barbaros Hayrettin Paşa’yı (Resim 6) karanfil koklar biçimde tasvir ettiği portresinde de Fatih’in bir elinde gül, diğer elinde mendil olan portresinden bir esinlenme görülür.

hükümdar portreciliği
Resim 6
Kaynak

Nakkaş Nigârî’nin günümüze ulaşmış on bir adet tek sayfa portre çalışması bulunuyor. Bunlar arısında Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, Barbaros Hayreddin Paşa, I. François ve V. Charles’in portreleri yer alıyor. Sanatçının Barbaros Hayrettin Paşa ve II. Selim portreleri, tasvirini yaptığı kişilerin daha sonraki süreçte yapılan portrelerine katkılarından dolayı önemlidir. Sanatçı, portrelerinden birinde II. Selim’i Kütahya’daki şehzadeler sarayında ok atarken (Resim 7) tasvir ediyor. 

nakkaş nigari II. Selim
Resim 7
Kaynak

Nakkaş Nigârî’ye atfedilen portrelerden biri de 1560-1565’e tarihlenen Kanuni Sultan Süleyman’ın yaşlılık dönemini tasvir eden (Resim 8) bir minyatürdür. Bu minyatürde Kanuni görkemli olmaktan çok yaşlı bedenini ısıtan kürklü bir kaftan giymiş bahçede dolaşıyor haldedir. Nakkaş portrede adeta Osmanlı hükümdarının ihtişamını ve resmiyetini görmezden gelerek, hükümdarı gündelik yaşamın bir kesitinde sunar. Nigârî bu özgün yaklaşımıyla öncülleri, çağdaşları ve ardılları arasında özel bir yere sahiptir.

hükümdar portreciliği
Resim 8
Kaynak

Osmanlı minyatür sanatında hükümdar portreciliğinin ilk örnekleri, başta Fatih Sultan Mehmet döneminde Avrupalı sanatçıların İstanbul’a çağrılması ve Sinan Bey’in batılı sanatçılardan resim eğitimi alması ile şekillendi. Bu aşamada üretilen eserlerde diğer İslam ülkelerinin minyatür sanatları da etkili oldu. İkinci aşamada Nakkaş Nigârî’ye ait olan veya ona atfedilen padişah portreleri dizisi ortaya çıktı. Nigârî’nin eserleri erken örnekler ile sonraki süreçte ortaya çıkan eserler arasında bağ kurulması açısından önemlidir. Fatih döneminden kalan sınırlı sayıdaki örneği kendi eserlerinde sentezleyen sanatçı, bu sayede sonraki süreçlerde geleneğin oluşmasına katkılar sağladı. Osmanlı portreciliği başlangıçta sentezci bir yapıda karşımıza çıkarken, sonraki evrelerde özgün bir biçim oluşturma isteğiyle sürdürüldü. Osmanlı nakkaşları özellikle hükümdar portreciliğini kendi başına bir tür olarak geliştirdiler.

Referanslar:

  • Metin AND, Osmanlı Tasvir Sanatları 1: Minyatür, Yapı Kredi Yayınları, 2014, ss.181-190
  • Ruhi KONAK, Osmanlı Minyatür Sanatında Padişah Portreciliğinin İlk Örnekleri ve Geleneğe Katkıları, International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Sayı 8/5, İlkbahar 2013, ss. 425-439

Nagihan Yıldız

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.