28 Mayıs 2020

Michael Haneke: Mutlu Sonla Bitmeyen Filmlerin Yönetmeni

10layn

Kısaca Michael Haneke

Yazar, senarist ve yönetmen Michael Haneke, 23 Mart 1942 tarihinde doğdu. Annesi oyuncu, babası ise oyuncu ve yönetmendi.

Genç yaşlarında oyunculuğu deneyen Haneke, Viyana’da drama, felsefe ve psikoloji dallarında öğrenim gördü.

Sinema hayatına ise, film eleştirmeni olarak adım attı. Sonrasında, uzun yıllar televizyon yazarı ve yönetmeni olarak kariyerine devam etti.

michael haneke

Kamera Arkasına Geçişi

Haneke’nin kamera arkasındaki ilk projesi, 1973 yılında After Liverpool isimli bir televizyon filmiyle oldu.

1989 yılına kadar, çok sayıda televizyon dizisi ve filmi yazdı ve yönetti.

Yedinci Kıta (Der Siebente Kontinent)

Michael Haneke, 1989 yılında, ilk uzun metraj sinema filmi olan Yedinci Kıta’yı çekti.

Yedinci Kıta, sonradan Duygusal Buzlaşma ya da Buzlaşma, Soğuma, Donma isimleriyle anılacak üçlemenin ilk filmiydi ve gerçek bir hikayeden uyarlanmıştı.

Film, yaşamları satın al-tüket-izole ol üçgeninde geçen ve nesneler dünyasına sıkışıp kalmış orta sınıf bir ailenin, sahip oldukları her şeyi kırıp döktükten sonra intihar edişini anlatıyordu. Bir başka açıdansa; hayata yabancılaşan, yalnızlaşan ve nesnelere tutunan bir ailenin özgürleşme hikayesiydi.

Yedinci Kıta, Haneke’nin özgün sinema dilini ve daha sonra da işleyeceği tema ve konuları, beyazperdede ilk görüşümüzdü.

Wolfgang_Berger,_Marika_Green,_Michael_Haneke,_Susanne_Haneke

Üçlemenin Diğer Filmleri

Üçlemenin aynı temalara odaklanan diğer filmleri, sırasıyla 1992 ve 1994 yılında izleyici karşısına çıktı. Bu filmler, Benny’nin Videosu (Benny’s Video) ve Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası’ydı (71 Fragmente Einer Chronologie des Zufalls).

Benny’nin Videosu, televizyonun insanları manipüle etme biçimine ve şiddeti sıradanlaştırmasına odaklanıyordu. Yönetmen, aynı zamanda insanların kendi duygularına ve dünyaya yabancılaşmasını, duyarsızlaşmalarını ve yalnızlaşmalarını işlemişti.

Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası ise; birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanların, bir banka katliamında yollarının kesişmesini anlatıyordu. Haneke, üçlemenin son filminde de gerçek bir hikayeden esinlenmişti.

İnsanları nasıl koşullandırırsan insanlar bir ideolojiyi takip etmeye hazır hale gelirler? Derin bir huzursuzluk, derin bir toplumsal hoşnutsuzluk ve savunmasızlık duygusu içinde bulunan insanlar, kendilerini kurtaracak bir dal ararlar. Bu dal ise, genellikle ideolojilerdir.

Ölümcül Oyunlar (Funny Games)

1997 yılında, belki de en bilinen filmi olan Ölümcül Oyunlar’ı çekti.

Ölümcül Oyunlar, mutlu ve masum bir aileye, ‘oyun’ adı altında sebepsizce işkence yapan, iki genç -ailesi tarafından sevilen ve başarılı- komşu çocuğunu anlatıyordu. Sadistik oyunu yöneten genç karakterlerin gerçekdışı olmasının yanı sıra, filmin en dikkat çekici özelliklerinden biri, evin içindeki televizyonun hep açık olmasıydı.

Yönetmen 2007 yılında, filmin Hollywood versiyonunu da aynı isimle, İngilizce olarak çekti.

Şato (Das Schloß)

Haneke, 1997’de, Kafka’nın Şato eserini uyarladığı bir televizyon filmine de imza attı. Şato, hem eleştirmenleri hem de seyirciyi şaşırtmasının ve rahatsız etmesinin yanı sıra bir kez daha Haneke’ye hayran bıraktı.

‘Sanat eğlencelidir.’

Sinema eğlence midir, sanat mıdır sorusuna ‘sanat eğlencelidir’ cevabını veren Haneke, dünyada hem izleyiciye hem de festival komite üyelerine en fazla salon terk ettiren yönetmenlerden biridir. Bunun sebebi, Haneke’nin şiddetin dozunu kaçırmasından ziyade, verdiği duygusal rahatsızlıktır.

Haneke kendi ifadesiyle, ‘kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler’ çekmeyi tercih etmiştir.

Michael Haneke Sineması

Michael Haneke, genellikle aynı tema ve konuları işlese de; her zaman birbirinden farklı, birbirine hiç benzemeyen filmler çekmiştir.

Modern dünyada yaşayan ve bu dünyanın getirilerine hapsolan insanların hikayelerini, kendine özgü bir dille aktaran Haneke; insanın karanlık arzularına, kendi duygularına ve çevresine yabancılaşmasına odaklanmaktadır.

Haneke filmlerinde, bireylerin arasındaki iletişimsizlik ya da iletişimlerindeki yüzeysellik ve kopukluk dikkat çeker. İletişimsizliğin yanı sıra ırkçılık, cinsel istismar, şiddetin sıradanlaşması, duyarsızlaşma, medya manipülasyonu ve meta fetişizmi baskın olan temel temalardır.

Genellikle olayların içinde orta ve orta-üst sınıf birey ve aileler vardır.

Neredeyse tüm filmlerinde ana mekan evdir. Metaforları büyük bir ustalıkla kullanan Haneke, ev metaforu ile orta ve üst sınıfın yalıtılmışlığını ve dünyadan kopukluğunu gösterir. Fakat ev, ne kadar korunaklı da olsa, evin içinde yaşayanlar genellikle tehlike ve ölümle yüzleşmek zorunda kalır.

Evin yanı sıra Haneke sinemasında sıklıkla; geçişleri sağlayan kapılar ile insanların vazgeçilmez eşyalarından biri olan ve onları dış dünyadan ayıran otomobiller karşımıza çıkar.

Haneke, çoğunlukla film müziği kullanmamayı ve gerçekliği tüm çıplaklığıyla göstermeyi tercih eder. 

Piyanist (La Pianiste)

Bağımsız ve auteur yönetmen olan Haneke, kendi yazdığı ve yönettiği filmlerin dışında iki uyarlamaya imza atmıştır.

Bunlardan ilki, televizyon filmi olan ve 1997 yılında izleyici karşısına çıkan Şato’dur. İkincisi ise, bir sinema filmi olan ve 2001 yılında çekilen Piyanist / Piyano Öğretmeni’dir. Piyanist, şair ve yazar Elfriede Jelinek’in kitabından uyarlanmıştır. Kitap, ülkemizde sansürlü bir şekilde yayımlanmıştır.

Diğer Filmleri

  • 2000, Bilinmeyen Kod (Code inconnu: Recit incomplet de divers voyages)
  • 2003, Kurdun Günü (Le temps du loup)
  • 2005, Saklı (Cache)
  • 2009, Beyaz Bant (Das weiße Band)
  • 2012, Aşk (Amour)
  • 2017, Mutlu Son (Happy End)

BONUS

Michael Haneke, televizyon ve sinema yapımlarının yanı sıra çok sayıda tiyatro oyunu ve opera yönetmiştir. Yönetmen, aynı zamanda Viyana Film Akademisi’nde yönetmenlik dersleri vermektedir.

E-bültenimize kaydolun.