
Fenerbahçe, Tedesco ile İlk Sınavında
Yaz transfer dönemini John Duran, Tarık Çetin, Dorgeles Nene, Edson Alvarez, Kerem Aktürkoğlu, Marco Asensio ve Ederson gibi ses getiren isimleri kadrosuna katarak tamamlayan Fenerbahçe’de sezon beklenildiği gibi başlamamıştı. Bunun faturası da Jose Mourinho’ya kesilmişti.
Öyle ki; Mourinho, Benfica maçlarında alınan skorlar ve oynanan oyunun ardından, Göztepe mücadelesinde de isabetli tek şutun uzatma dakikalarında kaçan bir penaltıyla gelmesinin ardından özellikle taraftarların yoğun tepkisine maruz kalmıştı. Maç sonrası yönetime yönelttiği sert eleştiriler de bardağın taşmasına neden olmuştu.
Fenerbahçe yönetimi devre arasına girerken Portekizli hocayla yollarını ayırdı ve Roger Schmidt, Marco Rose, Ange Postecoglu, Sebastian Hoeness, Zinedine Zidane gibi adaylarla görüştü ancak nihai kararı genç teknik adam Domenico Tedesco yönünde verdi.


Kısaca Tedesco’nun Kariyeri
Tedesco, Almanya’nın futbol antrenörlük akademisi olan Hennes-Weisweiler-Akademie’den 2016 mezunları arasında en iyi dereceyle; bugün Alman milli takımının teknik direktörlüğünü yapan Julian Nagelsmann’ın önünde 1. sırada bitirerek mezun oldu.
2017 Yılında Erzgebirge Aue’yi kısa bir maceranın ardından ligde tutan Tedesco, aynı yılın sonunda Schalke 04’ün başına geçmiş ve burada 2 yıl görev yapmıştı. Schalke’yi ilk sezonunda Bundesliga ikincisi yapan Tedesco, 2019 yılındaki Manchester City’e karşı alınan 7-0’lık mağlubiyetin ardından takımla yollarını ayırdı.

Spartak Moskova & Leipzig
3 Senelik Almanya macerasının ardından Rus ekibi Spartak Moskova’nın yolunu tutan Tedesco, 2 sene burada görev yaptı. Burada beklentileri karşılamayı başarmasına rağmen sözleşmesi bittiğinde görevinden ayrıldı ve Almanya’ya geri döndü. 2021 yılının Aralık ayında, Leipzig’in Marco Kurth ile yollarını ayırmasının ardından takımın başına geçen Tedesco, burada 38 maça çıktı ve sezon sonunda Almanya Kupası’nı takıma kazandırdı. Leipzig’de geçirdiği süre zarfında, genellikle 3’lü savunma (3-4-2-1 / 3-4-1-2) denedi.

Takımın merkezini sağlam tutarak, hızlı geçişlerle rakibi cezalandırmaya odaklandı. Nagelsmann dönemindeki agresif pres ve riskli oyun yerine daha dengeli, kontrollü ve pragmatik bir futbol tercih etti. Savunmadan kısa paslarla çıkıyor, topu kanat beklere aktarıyor ve hücuma geçişi bu bölgeden sağlıyordu. Orta sahada Laimer gibi dinamizmi yüksek oyuncularla oyunu iki yönlü kurguladı ve topa sahip olma oranları genelde orta seviyedeydi; Leipzig’in hücumu direkt ve hızlı geçişlere dayalıydı.

Hücumda 3’lü oyun sisteminin olmazsa olmazı kanat bekler üzerinden hücumda genişliği sağlamış, dikine oyun ve yüksek hızla topu kazanır kazanmaz 2-3 pasla kaleye gitmeyi amaçlayan bir takım yaratmaya çalıştı. Nkunku’yu serbest rolde kullanarak hem ikinci forvet hem 10 numara gibi oynattı. Bu sayede Nkunku 30’dan fazla gol/asist katkısı aldı. Asensio ve Talisca’yı sezon içinde buna benzer bir kullanımla görebiliriz.

Belçika Milli Takımı
Belçika milli takımında ise, bunun tam aksine, 4-2-3-1 ve 4-3-3 gibi dizilişler izleten Tedesco, Kevin De Bruyne, Lukaku, Doku, Carrasco gibi hücumda yaratıcı ve tempolu oyuncuları kullanarak takımı olabildiğince proaktif ve topa sahip olmaya dayalı bir yapıyla oynatmaya çalıştı.

Burada oyunu kurarken stoperleri efektif olarak kullanan Tedesco, orta sahaları merkeze çekerek pas trafiğini orta blok üzerinde kurdu. Orta saha oyuncuları topu Kevin De Bruyne’a servis ediyor ve o da üstün oyun zekasıyla takımın sahaya dağılımına yön veriyordu. Dörtlü savunmanın da getirisiyle Belçika’da geçiş oyununu Leipzig’deki kadar aktif göremedik, bunun yerine daha pasa dayalı ve sabırlı bir hücum organizasyonu seyrettik. Leipzig dönemine kıyasla daha önde basan, agresif, yüksek riskli ve ofansif bir savunma hattı kurdu. Beklentilerin karşılanılmadığı düşüncesi yüksek sesle dillendiriliyorken bir de Tchibo Courtois ile yaşadığı tartışma milli takımdan ayrılığı beraberinde getirdi. Pragmatik hocayı önümüzdeki günlerde ilk maçına Trabzonspor karşısında çıkacağı yeni takımı Fenerbahçe ile nelerin beklediğini hep birlikte göreceğiz.

Onana, Trabzonspor’da!
Trabzonspor, transferin bitmesine birkaç gün kala as kalecisi Uğurcan Çakır’ı rekor bir bonservis bedeliyle Galatasaray’a satmış ve kaleci arayışına başlamıştı. Bordo mavililer aradığı kaleciyi Premier Lig’de buldu ve Manchester United’dan Andre Onana’yı 1 yıllığına kiralık olarak renklerine bağladı.
İngiltere kariyerinde yaptığı kademe hataları ve pozisyon takibindeki eksikliklerinin golle sonuçlanmasına sıkça tanık olduğumuz Kamerunlu kalecinin bir şanssızlığı da takım savunmasının zayıf olmasıydı. Stoperlerle iletişim, savunma hattının dizilimi gibi unsurların uyum göstermemesi onun görevini daha zorlaştırdı.
Onana, Inter ve Ajax döneminde oyun kuran kaleci rolünde oynayan bir isimdi. Ancak United’ın savunma sistemi, takımın yüksek hata yapma riski doğuran durumlarda savunma bloklarının açık kalması, rakip kontra ataklara maruz kalma gibi sorunlar Onana’yı sahip olduğu oyun kurucu kimliğinden uzaklaştırdı. Hataların art arda gelmesi, medyanın ve taraftarların eleştirileri, performansın düşmesi özgüven kaybına yol açtı. Hatta zaman zaman “bir süre kaybolduğunu” kabul ettiği ifadeleri olmuş ve ‘’It took me six months or seven months not to play good just to feel good” gibi bir itirafta da bulunmuştu.
Taktiksel beklentilerin çelişmesi ve baskının kaldırılamaması tarafları sonu sürpriz olmayan bir ayrılığa sürükledi ve deneyimli kalecinin yolu bu şekilde Türkiye ile kesişmiş oldu. Uğurcan Çakır sonrası Trabzonspor kalesinde nasıl bir sezona imza atacağı herkesin merak konusu.

Beşiktaş, Jota Silva ile Tamam!
Portekizli Jota Silva, ülkesinin en üst liginde oynayan Vitoria Guimaraes formasıyla gösterdiği performansın ardından 2024 yılında Premier Lig ekiplerinden Nottingham Forest’a transfer oldu. Skorerlik anlamında kısıtlı bir karakteri olmasına rağmen hücuma getirdiği hareketlilik, kanat bindirmeleri ve zaman zaman driplingleri ile saha içinde etkili olabilecek bir isim.
Hem sağ hem sol kanatta forma giymesiyle de çok yönlü bir profil olarak değerlendirebileceğimiz Silva, özellikle arkasında forma giymesi muhtemel isimler Rıdvan ve Jurasek’ten gelecek bindirmelerin de desteğiyle Sergen YALÇIN yönetiminde doğru kullanıldığı takdirde bu lig için ortalama üstü katkı verebilecek bir oyuncu.


Galatasaray – Osimhen
Galatasaray’ın süper yıldızı Victor Osimhen, 6 Eylül’de Nijerya-Rwanda maçında sakatlanmış ve oyuna devam edememişti. Ayak bileğinde ödem ve kanama oluştuğu açıklanan Nijeryalı yıldızın 2 hafta sahalardan uzak kalması bekleniyor. Bu durum, Osimhen’in Eyüpspor ve Frankfurt maçlarını kaçıracağı anlamına geliyor. Muhtemelen bu maçlarda Osimhen yerine en uçta Icardi’yi izleyeceğiz.
Eyüpspor maçındaki alternatif oyuncu tercihinin maçı kazanmak yönünde kadrosu oturmuş, son 2-3 yıldır birbiriyle oynayan isimlere sahip Galatasaray’ın zorlanacağını söylemek zor ancak Frankfurt deplasmanında Osimhen’in yokluğu akan oyunda özellikle de 3. bölgede bir güç kaybı yaşatabilir.
Kulübe yakın kaynaklar her ne kadar Osimhen’in iğneyle de olsa oynamak yönünde bir isteği olduğunu belirtse de Okan BURUK oyuncusunu tam anlamıyla iyileşmeden sahaya sürmeyebilir. Zira mevcut sakatlığı antrenman eksiği ve kondisyon problemi de yaratabilir. Bir ihtimal, o günkü maçta kadroda olsa da yedek başlaması ve sonradan hamle oyuncusu olarak değerlendirilmesini daha ihtimalli görüyorum. Osimhen’in olmadığı bir ilk 11 kurgusunda Icardi yerine Barış Alper de temposuyla o bölgede bir alternatif olarak kullanılabilir.



