13 Haziran 2021

10 Maddede EURO 2020 E ve F Grubu Analizi

Mehmet Mert Özkan

E Grubu

2014 öncesine dek izlediğimiz formundan uzaklaşmış olsa da, rol aldığı her organizasyonda halen doğal favori olarak gösterilen İspanya, Lewandowski’li Polonya, İbrahimovic’ten yoksun ve ne yapacağı merak konusu olan İsveç ve saydığımız takımlara nazaran daha zayıf bir ekip olarak göze çarpan Slovakya’nın yer aldığı grup.

İspanya

2008, 2010 ve 2012 yıllarında düzenlenen organizasyonlara damga vurmuş, kelimenin tam anlamıyla bu 4 yıllık süreçte katıldığı her turnuvayı silip süpürmüş o şaşalı günlerinden her ne kadar uzak olsa da, isminin anıldığı her arenada şampiyonluk adayı olarak gösterilmeyi devam ettiren bir ekipten söz ediyoruz. 

Teknik direktör Luis Enrique’nin tercih ettiği kadroda Real Madrid’den hiçbir futbolcuya yer vermemesi tartışma konusu olmuştu. Geçtiğimiz yıllara göre kadrodaki ‘Yıldız oyuncu’ statüsünde gözle görülür bir azalma olduğunu söyleyebiliriz. Ancak İspanya futbolunda devam etmekte olan kuvvetli bir altyapı ağı var ve milli takım kadrosuna baktığımızda görüyoruz ki; bugün forma şansı bulması muhtemel birçok futbolcu ya birkaç yıl önceye kadar La Liga’daki bir takımın altyapısında ter döküyordu ya da yeni yeni parlamaya yüz tutmuş isimler. 

Bu turnuvada en büyük favori olarak gösterilmedikleri aşikar. Ancak söz konusu İspanya olduğunda, başarının çok da uzak olmadığını kabullenmek gerekiyor.

Polonya

Belki de aktif futbolcular içerisinde şu an dünyanın en iyi forvetine, Lewandowski’ye sahipler. Elbette sadece ondan ibaret değiller. Ancak takımın yükünün çok büyük bir kısmı onun omuzlarında. Kuşkusuz tüm Polonya taraftarının da gözü onun üzerinde olacak. Ancak defans ve orta saha hattında da önemli futbolcuların bu kadroda barındığını söylemek mümkün.

Savunma güvenliğini daha ön planda tutan, temposu düşük bir oyun anlayışını sahaya yayan ve gol yollarında yüzünü hemen Lewandowski’ye dönen bir takım izleyeceğiz gibi duruyor.

İsveç

İbrahimovic kısa bir milli takımı bırakma kararının ardından geri döndüğünü açıklamış, ancak kısa bir süre sonra gelen sakatlıktan ötürü milli takım kadrosunda yer bulamamıştı. İsveç’in artık İbrahimovic’e bağlı kalmak istemeyen, alternatif çözümler arayan bir ekip olduğunu biliyoruz. İbrahimovic’in çıkarılmasıyla kadroda yer alma şans bulan Isak gibi genç ve geleceği parlak bir yeteneği izleme fırsatı bulacağız. Atletik ve enerjisi yüksek olmasıyla dikkat çeken, sezon içerisinde Real Sociedad’da adından söz ettiren bir isim olmuştu. İsveç’te hedefin çok yüksek bir yerde olduğunu zannetmiyorum. Ancak yine de, sürprize aday bir takım olduklarını belirtmekte fayda var.

Slovakya

Grubun puan alması en kolay takımı gibi görünen ekibi, demek yerinde olacaktır onlar için. En önemli isimleri, ilerleyen yaşına rağmen Marek Hamsik. Hücumu düşünen, temposu yüksek bir oyun beklenmiyor. Daha sıkı ve kapalı oyunda bir şekilde gole uzanmaya çalışacak bir oluşum görüntüsü sunuyorlar izleyenlere. 

F GRUBU

Turnuvanın en zor, en çekişmeli grubu olacağı konusunda hemen herkesçe bir konsensüs oluşmuş durumda. Öyle ki; ‘ölüm grubu’ olarak isimlendirildiğine bile sık sık tanık olabiliyoruz. 

Son Avrupa Şampiyonası’nın finalisti olan iki ekip Portekiz ve Fransa’nın yanı sıra, her ne kadar eski günlerinden uzak bir görüntü verse de, futbolda bir ekol olarak kabul edilen Almanya ve Macaristan’ın yer aldığı grup.

Fransa

Yine birçok futbol otoritesi tarafından şampiyonanın en büyük favorisi olarak gösteriliyorlar ve bunu hak etmediklerini söyleyemeyiz. Son Dünya Kupası şampiyonu ünvanına ek, ellerindeki inanılmaz kadro kalitesi de, bu turnuvanın en büyük favorisi olarak gösterilmelerinde bir etken. 

Savunmada Varane’ın yeri garanti, ancak yanında kimin forma giyeceği konusundaki kararsızlık henüz çözülebilmiş gibi değil. O kadar derin ve kaliteli bir oyuncu havuzuna sahiplerdi ki; bu turnuvada milli takıma davet edilmeyen isimler bile bugün Avrupa’nın en büyük kulüplerinde vazgeçilmez oyuncu statüsünde görev alıyorlar. Örneğin; Laporte gibi bir isimden bile feragat edebilecek kadar geniş ve zengin bir havuza sahipler. 

Orta sahada Kante ve Pogba ikilisinin görev alması bekleniyor. Kante’nin günbegün artan formu ve Pogba’nın taktik zekası, mutlaka Fransa’yı yine rakiplerinden çok ayrı bir boyuta ulaştıracak. 

Benzema’nın dönüşü, kelimenin tam anlamıyla sadece Fransa’da değil, tüm dünyada infial uyandırdı denilebilir. Zaten mükemmel olan ön bölgeye böyle bir isim de 6 sene sonra yeniden eklenince, durdurulamaz bir seviyeye ulaşmaları işten bile değil.

Portekiz

Son Avrupa Şampiyonası’nın kazananı ünvanıyla geliyorlar. Açık bir favori olarak katılıyorlar ve muhteşem bir kadroya sahipler. 

Dengeli futbolu benimsemiş bir anlayışla sahaya diziliyorlar. Bu senenin en iyi stoperi olarak sıfatlandırmaktan çekinmeyeceğimiz bir isim, Ruben Dias, defans bölgesinin amiral gemisi olarak görev alacak. 

Bruno Fernandes, gittiği günden bu yana Manchester United’ın çehresini değiştirdi diyebileceğimiz bir isim. Sağ bekte Cancelo harikalar yaratıyor. İlerleyen yaşına rağmen formunu koruyan bir Cristiano Ronaldo var ve saymakla bitiremeyeceğimiz nice yıldız isim.

Birçoğuna göre, Fransa ile birlikte turnuvanın en büyük favorisi. Takıma segment atlatmış, müthiş bir teknik direktör ile çalışıyorlar. Grubu lider bitirirlerse, -ki bu gayet mümkün- şaşırmamalı.

Almanya

Grubun üçüncülük adına belki de en ideal takımı. 2014 ve öncesi günlerinden gerek oyun, gerekse başarı anlamında uzaklaşmış bir takım görüyoruz karşımızda. 

Turnuvaya doğal favorilerden biri olarak geliyorlar. Çünkü her ne kadar ciddi bir form düşüklüğü yaşıyor olsalar da, bir ekol olarak anılıyorlar ve bu da, rakiplerde maç öncesi mutlak bir çekince yaratıyor. 

Orta saha ve hücum bölgesinde muhteşem isimlere sahipler. Ancak savunma bölgesi için bunu söylemekten imtina ediyorsunuz. Evet, Rüdiger çok formda, ama yanındaki isimler ne yazık ki gözü kapalı güven duyacağınız isimler değil. 

Bek bölgesinde hem sağ, hem sol mevkide problem yaşıyorlar. İkinci bir stoper olarak uzun bir süredir Ginter ile oynasalar da, kafadaki soru işaretleri giderilebilmiş değil. Kalede bir kaleci değil de, adeta bir duvar var desek yeridir. Belki de en güvenilir bölge. Bu yüzden kale olarak değerlendiriliyor Panzerler adına.

Macaristan

Tabiri caizse, grubun şanssız takımı. Turnuvanın en güçlü 5-6 takımından üçünün bulunduğu bir gruba düşmek nereden baksanız talihsizlik. Gruptan çıkma ihtimalleri bir hayli düşük ve muhtemelen kendileri de bunun bilincinde. Turnuvaya ve grup müsabakalarına renk katmak adına mücadele edeceklerinden kimsenin şüphesi yok. Ancak bir peri masalı gerçekleşmesi oldukça zor.

Mehmet Mert Özkan

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.