10 Ağustos 2021

10 Maddede Osman Hamdi Bey ve Türk Sanatına Kısa Bir Bakış

Adil Kara

Sanata değer vermeyen toplumların yok olduğu herkesçe bilinen bir gerçek. Ben de bu yazımda, sanat ve bilimde, deyim yerindeyse; ülkemize can suyu olan Osman Hamdi Bey‘i ve Türk sanatına kattıklarını anlatacağım.

Osman hamdi bey eserleri

Osman Hamdi Bey, Osmanlı Sadrazamlarından İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu olarak 30 Aralık 1842 yılında dünyaya geldi. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu Batının üstünlüğünü kabul etmiş ve bilim başta olmak üzere, her konuda Batının yeniliklerini almak konusunda uğraş veriyordu.

İmparatorluğun üst düzey yöneticileri Batı ülkelerine geziler düzenliyor, orada eğitim alıyorlardı. Osman Hamdi Bey’in babası İbrahim Ethem Paşa’da yurtdışında öğrenim görmüş ve Avrupa’yı yakından izleme fırsatı bulmuş bürokratlardan biriydi.

Büyükelçilik görevlerinde de bulunan İbrahim Ethem Paşa’nın ufku haliyle açılmıştı.

Babasının farklı ülkeler ve farklı kültürler görmesi, Osman Hamdi Bey’e çok şeyler kazandırdı. Tıpkı babası gibi o da, Viyana başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli yerlerinde eğitim gördü ve sanat etkinliklerinde yer aldı. Bu da onun çok yönlü bir kişiliğe bürünmesini sağladı. 

Osman Hamdi Bey, hem sanatla yakından ilgileniyor hem de arkeolojiye merak duyuyordu.

Bu merakı onu dünyanın hatırı sayılır arkeologları arasında yer almasını sağladı. İlk arkeoloji kazısını Bağdat’ta yapan Osman Hamdi Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun arkeoloji ile ilgilenmediğinin farkına varmış, devlet yetkilileri ile görüşüp bu konuya daha fazla önem verilmesini talep etmişti.

osman hamdi bey tablo

Bu çabaları sonuçsuz kalmadı. Sultan II. Abdülhamit tarafından, arkeolojinin profesyonel bir alan haline gelmesi için bir kanun çıkarıldı ve konuya ilişkin tüm yetki Osman Hamdi Bey’e verildi.

Diğer Batılı devletlerde olduğu gibi, artık Osmanlı’da da arkeolojiyle ilgili çalışmalar yürütülüyordu. Osman Hamdi Bey’in bu başarısı, birçok kazının başlamasını ve sanata olan ilginin artmasını sağlamıştı.

Osman Hamdi Bey’in en önemli kazısı, 1887-1888 yılları arasında yapılan Sayda Kral Mezarlığı (Lübnan) kazılarıdır. Bu kazılarda dünyaca ünlü İskender Lahdini bulan Osman Hamdi Bey, zorluklar içerisindeki bir dönemde devletin Batı karşısında çehresini değiştirmişti.

Yapılan kazılar kadar, bulunan arkeolojik kalıntılar da onun için çok önemliydi ve ülkemizde sergilenmeliydi. Bunun için derhal harekete geçen Osman Hamdi Bey, İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni kurmuş, 29 yıl boyunca müzenin müdürü olarak görev yapmış ve müzeyi dünyanın sayılı müzeleri arasında yer almasını sağlamıştı.

Modern Türk müzeciliğinin kurucusu ve geliştiricisi olan Osman Hamdi Bey, kısa süre içinde temellerini attığı İstanbul Arkeoloji Müzesi ile köklü dünya müzelerine meydan okuyacak kadar büyük başarı göstermişti. 

Başarıları sadece arkeoloji alanında değildi. Osman Hamdi Bey, aynı zamanda başarılı bir ressamdı ve yapmış olduğu yağlı boya tablolar dünyanın en önemli eserleri arasında sayılıyordu. Oryantalist eserleri ile, bir otorite olarak kendini ispatlayan Osman Hamdi Bey, 24 Şubat 1910 tarihinde yaşama veda etmiştir.

kuran okuyan kadın osman hamdi bey

Eserleri dünyanın birçok yerinde sergilenen Osman Hamdi Bey’in en bilinen eserleri arasında; Kaplumbağa Terbiyecisi, Arzuhalci ve Kuran Okuyan Kadın gibi tabloları yer almaktadır.

Kuran Okuyan Kadın isimli eseri, Eylül 2019’da, Londra’daki Bonhams Müzaye Evi’nde açık artırmada 6.3 milyon Sterline satılarak, bir Türk ressama ait en pahalı resim unvanını almıştır.

SONSÖZ

Osman Hamdi Bey’in ülkemiz ve toplumumuz için yarattığı değerleri bugünlerde daha fazla anlıyoruz. Bize düşense; Osman Hamdi Bey gibi yaptığımız her işi en iyi şekilde yaparak ülkemizi her alanda ileri taşımaya çalışmaktır.

Kapak Görseli

Adil Kara

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.