10 Haziran 2021

10 Maddede EURO 2020 A ve B Grubu Analizi

Mehmet Mert Özkan

A Grubu

A milli takımımızın da yer aldığı grup, birçok futbol yorumcusuna göre; turnuvada F grubuyla birlikte en zorlu gruplardan biri olarak değerlendiriliyor ve bu değerlendirmenin çok da yanlış olduğu söylenemez. Zira İtalya, İsviçre ve futbolda adı bu ülkeler kadar büyük olmasa da Galler, karşılaştığı her rakibi zorlayabilecek kapasitede ülkeler.

Türkiye

Grubumuzdaki takımlara bakarsak; en ciddi rakibin İtalya olduğunu görmek çok da zor değil. Ancak ön alan baskısı kurarak oynayan rakiplere karşı ne kadar zorlandıkları ortada ve Şenol Güneş de bir basın toplantısında buna değinmişti. 

Takım halinde ön alan baskısını iyi kurabilecek, efektif oyun sergileyebilecek bir kadroya sahibiz. Burak, Zeki ve Yusuf Lille’nin kilit rol oynamasıyla, yıllar sonra şampiyonluğa geldiler. Uğurcan, Avrupa devlerinin radarına girmiş durumda. Ozan, İrfan ve Hakan yine aynı şekilde, belki turnuva sonrası çok daha büyük takımlara transfer haberleriyle gündemi meşgul edecekler. 

Savunma hattında niteliği çok yüksek futbolcularımızın yeterli sayıda bulunduğunu görüyoruz. Genel olarak değerlendirdiğimizde; eksikleri olan fakat şampiyonaya hazır bir takım izlenimi veriyoruz. Potansiyelimiz var, umutsuz olmak için hiçbir sebep yok ve final hayal değil.

İsviçre

Kadrosunda deneyimi yüksek, ayağı kaliteli birçok oyuncuyu barındıran İsviçre, uluslararası kupalarda sahne almayı seven, oldukça tecrübeli bir takım. Hazırlık maçlarında izlediğimiz kadarıyla görüyoruz ki; Petkovic kemik bir takım oluşturma arayışında ve buna dair denemeler yapıyor. 

Kendisi kadroda rotasyona gitmeyi çok da seven bir hoca değil ve muhtemeldir ki, bu yüzden kadronun iskeletini bir an önce kurmayı amaçlıyor. Takımın çoğunluğu Bundesliga ve Serie A’da forma giyen oyunculardan oluşuyor. Bu durum, fizik gücünün gerektiği maçlarda İsviçre adına bir avantaj olacaktır. 

Kadroda genç isimlerden ziyade tecrübeli ve bu tarz turnuvalarda boy göstermişliği daha fazla olan oyunculara yer verilmesinin avantajları olduğu gibi dezavantajları da mevcut. Xhaka, Xhaqiri, Seferovic, Ricardo Rodriguez ve Sommer gibi isimler takıma abilik etmek ve maç esnasındaki olası bir demoralizasyon durumuna karşı sahadaki negatif havayı dağıtmak adına önemli isimler. Ancak burada bir yaş faktörü de var. Takımın enerjiye ihtiyaç duyduğu anlarda bu isimlerden alınabilecek katkı, tartışmaya açık bir konu olarak gözümüze çarpıyor. Ki bu konuda özellikle yerel basından eleştiriler de yöneltildi Petkovic’e. Yine de tüm eleştirilere rağmen İsviçre’nin yazılı ve görsel basınında ülke futbol tarihinin en iyi kadrosuna sahip olunduğu yönünde bir görüşün hakim olduğunu söylemek mümkün.

İtalya

Açılış maçında karşılacağımız İtalya, teknik direktör Mancini ile çok iyi bir performans sergiliyor. 2016 Avrupa Şampiyonası’nda göze hoş gelen, alışıldığı üzere savunma ağırlıklı oyunun yanı sıra hücumu ve set oyununu da iyi bir şekilde oynayan bir İtalya vardı. Mancini yönetiminde ise; oyun anlayışı, yine bir önceki şampiyonadan esintiler taşıyor. Ancak biraz daha farklı görünüyor. Topa sahip olmak isteyen, oyunu rakip yarı sahada kurma çabasında olan bir takım izlenimi sunuyor olsalar da, topa sahip olmadıklarında da dağılımı koruyan ve topsuz oyunu da başarıyla icra eden bir takım görüyoruz. 

Takım olarak çok kaliteli ve deneyimli futbolculara sahipler. Ancak özellikle orta saha bölgesi dikkat çekiyor. Şampiyonlar Ligi finalinde ve finale kadar ki süreçte Chelsea’nın önemli isimlerinden olan Jorginho, 11 yıl aradan sonra ligi şampiyon tamamlayan İnter’de inanılmaz bir sezon geçiren Barella ve bu iki isim kadar parlak bir sezon geçiremese de, kalitesiyle ön plana çıkan Veratti, İtalya’nın orta sahasını oluşturuyorlar. Ki bu üçlü, hat turnuvada boy gösterecek takımlar arasında en güçlü orta sahalardan diyebiliriz. 

As oyuncuların kalitesinden söz etmişken; yedek oynaması muhtemel isimlere de değinmemek olmaz. Özellikle de yedekte Locatelli, Sensi gibi isimlerin olacağını düşünürsek. Birisi Sassuolo, diğeri İnter ile harika sezonlar geçirdiler. Hücum bölgesinde de pek çok opsiyona sahip bir İtalya var. Immobile’nin durdulamayan performansı, Belotti’nin zaman zaman forvet arkası olarak değerlendirilmesi ve asıl bölgesi olmayan bu mevkiide bile oldukça iyi bir performans sergilemesi kuşkusuz ki Mancini’yi mutlu eden gelişmeler arasında. Keza Bernardeschi, Chiesa, Insigne gibi açık oynayan isimler ceza sahasını beslemek açısından İtalya için büyük şans. 

Belki şampiyonluk için en büyük aday değiller, ancak unutulmamalı ki; İtalya turnuvaların, büyük organizasyonların, büyük başarıların takımıdır ve tek başına bu bile çekince duymak için yeterli bir sebep.

Galler

Kadrosunda Gareth Bale, Aaron Ramsey gibi isimleri bulunduran Galler, kontra atak futbolu oynuyor. Topa sahip olma yüzdelerini oldukça düşük tutma gayretinde bir oyun anlayışı ile sahaya çıkıyor ve ani ataklarla hücum ediyorlar. Turnuva sonrası futbolu bırakacağı konuşulan Bale için bu şampiyona belki de bir son dans olacak ve kariyerinde Real Madrid’e transferiyle başlayan hızlı düşüş bu şekilde sona erecek. Buna rağmen Ramsey ile birlikte takımın en büyük umudu olmayı sürdürdüğünü söylemek yanlış olmaz. Teknik direktör Ryan Giggs oyunu yine onun üzerine kurmuş durumda ve neler yapabileceklerini kestirebilmek pek de kolay değil açıkçası.

B Grubu

Belçika’nın favori olarak görüldüğü, liderliği göğüslemesi muhtemel olarak bakılan bir grup. Ancak Rusya ve Danimarka gibi yabana atılmaması gereken iki ekibin de bu grupta yer aldığı unutulmamalı. Futbol tarihinde bu denli önem arz eden bir turnuvaya ilk kez katılan Finlandiya ise, gruba renk getiren bir diğer takım olarak gözümüze çarpıyor.

Belçika

Yıllardır herkesin beklediği, birçok futbolseverin, henüz yaşı küçükken izleyip ‘bu çocuklar büyüyüp milli takımda oynayacak seviyeye geldiğinde o milli takımı düşünemiyorum’ şeklinde yorumlar yaptığı isimler 2018 Dünya Kupası’yla birlikte Belçika milli takımının tam anlamıyla as kadrosunu ele aldılar ve artık Belçikalılardan ziyade birçok futbolsever bu altın jenerasyondan bir kupa bekliyor. 

Savunma hattındaki futbolcuların birçoğunun artık ilerleyen yaşlarını da göz önünde bulundurursak; özellikle Hazard, Lukaku, KDB, Tielemans gibi yıldız isimlere takıma başarı getirmek adına çok büyük işler düşüyor. Yani sadece taraftarların değil, takım arkadaşlarının da en büyük umudu onlar. Turnuvanın favorilerinden olarak gösteriliyor olmaları boşa değil, son dönemde oynadıkları oyun ve skor anlamındaki üretkenlikleriyle bunu hak ediyorlar. 

Danimarka

Grupta özellikle Rusya ile birlikte ikincilik adına mücadele vermesini beklediğim bir takım. İki takım da kalite olarak asla düşük değiller. Ancak Belçika çok formda ve birçok futbol otoritesinin de grubu lider bitireceğine inandığı bir ekip kurmuş durumdalar.

Burada Danimarka; Eriksen, Poulsen, Delaney, Hojbjerg gibi isimlerle öne çıkıyor. İlerleyen yaşına rağmen kale yine Schmeichel’a emanet. Savunma bölgesinde Christensen ve Kjaer, elemelerde sadece 6 gol yenildiğini göz önünde bulundurursak iyi bir ikili olmuş gibi görünüyor. 

Finlandiya

İlk kez büyük bir turnuvaya katılıyorlar ve eğlenceli bir oyunla karşımıza çıkmaları muhtemel bir takım. Pukki gibi önemli bir golcüye sahipler. Gruba renk katacakları kesin.

Rusya

Euro 2008’de milli takımımızla beraber, yakaladığı harika jenerasyonla turnuvaya damgasını vurmuş bir takımdan söz ediyoruz. Sonrasındaki uluslararası şampiyonalarda o kadar ileri gidememiş olsalar da hemen her dönem kaliteli oyunculardan oluşan kadrolara sahiplerdi ve bu sahneye de öyle geliyorlar. 

Mehmet Mert Özkan

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.