25 Nisan 2020

Zaman Hakkında Konuşmanın Zamanı: Saat Zamanından Olay Zamanına Geçiş

Arda Ös

Zaman, göreceli bir kavram ve bir bakış açıdır.

Kişinin olaylara ve sürelere karşı algısının bir neticesidir. Karantina günlerinde hep beraber görüyoruz ki; zamanın olmaması, onunla ne yapacağını bilmediğimiz bir zamanın olmasına göre çok daha küçük bir sorundur. 

saat

Saat Zamanı ve Olay Zamanı

Saat zamanı, süreleri belirli ve geleceğe doğru akan bir zaman dilimidir. Olay zamanı ise, süreleri belirli olmayan olayların sürüklediği zamandır. 

Profesyonel dünyada zaman yönetimi eğitimlerinin neredeyse hiçbirisinin verimli olmamasının sebebi, zamanı sadece saat zamanı olarak ele alınıp, olay zamanının görmezden gelinmesidir.

Bu yüzden, hemen hemen tanıdığım tüm eğitmenler, süreleri verimli kullanmanın çözüm olmadığını bildikleri halde, zamanın sadece saatlerle ölçebildiğimiz kısmı hakkında atıp dururlar. Olay zamanları ise, ANLATILMAZ!

İnsan olarak doğamız bizi çooook uzun yıllar olay zamanının içinde tutmuştur. Ay ile ilgili döngüler üzerinde mutabık kaldığımız takvimlerin ortaya çıkmasına kadar hepimizin gelişimini şekillendirmiştir.

eski saatler zaman

Robert Levine, Zamanın Coğrafyası adlı kitabında, zamanın farklı kültürler tarafından nasıl algılandığını işlemiştir. Bulguları ise, -pek- sürpriz olmamıştır. Zamanın sürelerle ölçüldüğü yerlerde ekonomi tıpkı zaman gibi hızlı akmakta, olaylara bağlı kaldığı yerlerde ise durağanlık yaşanmaktadır. Ekonomi ve saat zamanı tansiyonu yükseltmekte paralellik göstermiştir. Japonya hariç. 

Japonya’da birçok memur için sorun; Pazartesi günü değil, Cuma günüdür. Hatta Robert Levine’in aktardığına göre; bazı memurlar, cuma akşamından başlayan ve geçmesi zor olduğu düşünülen sırt ağrılarının gizemli bir şekilde haftanın ilk çalışma günü ile kaybolduğunu sık sık gözlemlermiş.

saat mekanizması zaman

Tezim burada da kendini doğruluyor. Zaman bir bakış açısıdır. Bu açı, neyi nasıl değerlendirdiğinize göre değişir. Bu günlerde istesek de istemesek de, saat zamanından olay zamanına geçmiş bulunuyoruz. Bu deneyimin sonuçlarını hep beraber yaşıyoruz. En yüksek çalışma disiplinine sahip kişilerin bile evde çalışırken zorlanmalarının nedeni bu. Yani, bir iklimden hiç umulmadık ve beklenmedik şekilde başka bir iklimin içine düştük.

Bu radikal geçiş yetmiyormuş gibi, monokronik zamandan ve sonuçlarından, onunla elde ettiğimiz (zar zor) kazandığımız süreçlerden polykronik zaman birimine uyum sağlamamız gerekiyor. Yani, artık süreçlerin gerçekleşmesi için olayların da daha anlaşılabilir ve çoklu sonuçlardan daha az yalıtılmış olması gerekiyor. 

Mümkün mü?

saat zaman

Değil! Saatler belirsizliği en aza indirmek için müthiş bir buluş. Aksini tartışmak yersiz. Fakat cümleyi daha doğru kuracak olursak; kontrol edebileceğimiz şeylere ait belirsizlikten bahsetmiş olduğumuzu ıskaladık gibi duruyor. 

Olay zamanı tamamıyla belirsizliklerle dolu değildir. Sabırsız kişilerin çuvallayacağı bir tuzak soru gibidir. Cevabı bilirsiniz ve sıra artık tahammüle gelmiştir. Saat zamanı ile, yani monokronik yaşayan bizlerin, istemeden de olsa, inorganik yollardan hızlanmasına neden oldu. Tempo umulandan fazla yükseldi.

gece yıldızlar

Açıkçası şimdi ‘zaman’ bir nevi kendini dengeliyor. Bunu olay zamanı ile yapıyor. İçinde olduğumuz olaylar, zaman hakkında düşünmemiz için bize bir fırsat yarattı. Kanımca en büyük fırsatı ise; -kendi düşünce şeklini ve- olaylar karşısındaki düşünce şekillerini doğru değerlendirenlerin, imkanı ve imkansızlıkları doğru anlayabilenlerin ve olaylar karşısında ilk görünen kadar çaresiz olmadığımızı idrak edenlerin olacak. 

Ve inanın ki; bunun için tam zamanı! Çünkü ondan şu anda fazlasıyla mevcut! 

Bu makaledeki fikirler ilginizi çektiyse; Robert Levine’in Zamanın Coğrafyası (Maya Yayınları) ve Jay Girfftihs’in Tik Tak Zaman Kaçamak Bir Bakış (Ayrıntı Yayınları) kitaplarını okuyabilirsiniz.

Arda Ös

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.