25 Haziran 2018

Yusuf Atılgan: ‘Hüzünlü Bir Sevgi Ustası’*

*Eşi Serpil Atılgan’ın ifadesidir.

Yusuf Atılgan, 1921 yılında Manisa’da dünyaya geldi. Kimliğinde yazan 25 Ağustos tarihinden farklı olarak, doğum gününün 27 Haziran olduğunu belirtmiştir.

Tam ismiyle Yusuf Ziya Atılgan’ın ilkokul yılları Manisa’da, lise yılları ise Balıkesir’de geçmiştir. Ailesi tıp öğrenimi görmesini istediyse de Atılgan, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans öğrenimine başlamıştır.

Yaşadığı maddi sıkıntılar sebebiyle 2. sınıftayken askeriyeye başvurmuş ve başvurusu kabul edilmiştir.

‘Dayanamayacaktım. Kahredici bir sıkıntı vardı içimde. Birden hatırladım. Eve varınca kendimi öldürecektim. Rahatladım.’

Ülkü Tamer, Tomris Uyar & Yusuf Atılgan

Ülkü Tamer, Tomris Uyar & Yusuf Atılgan

Lisans öğreniminde öğretmenleri arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Halide Edip Adıvar, Ali Nihat Tarlan ve Fahir İz gibi Türk edebiyatının önemli isimleri bulunan Atılgan’ı en fazla etkileyen Tanpınar olmuştur.

‘İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri ama olamadıkları kişiyi anlatırlar.’

İkinci Dünya Savaşı sırasında üniversite öğrencisi olan Atılgan, bu dönemde faşizm karşıtı görüşlerini desteklediği Türkiye Komünist Partisi’ne üye olmuş ve İleri Gençler Hareketi içinde yer almıştır.

‘Acelem yok benim, biliyorsun. Bir gün sana dünyada dayanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim.’

Mezuniyetinin ardından Akşehir’de bulunan Maltepe Askeri Lisesi’nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır.

Henüz görevindeki ilk yılında pek çok soruşturma geçirmiş ve İleri Gençlik Hareketi’yle olan bağı sebebiyle 6 ay hapis cezasına mahkum edilmiştir. Mahkumiyeti 10 ay sürmüş ve öğretmenlik görevinden ihraç edilmiştir.

‘Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?’

Serbest kaldıktan sonra Manisa’ya, ailesinin yaşadığı köyüne dönen Yusuf Atılgan, bu süreçten sonra hayatını çiftçilik yaparak sürdürmüştür.

Bu dönemde annesinin isteğiyle bir evlilik yapmış, ancak kısa süre sonra boşanmıştır.

‘Ne kadar az şeyiniz olursa size o kadar az hükmedilir diyor Nietzsche; kolay bir özgürlük yolu bu. Güç olan, belki imkansız olan, insanın çok şeyi varken özgür olabilmesidir.’

Aylak Adam Yusuf Atılgan

Köyde yaşadığı dönemde edebiyatla daha yakından ilgilenmeye başlayan Atılgan, kardeşi Turgut Atılgan’ın ısrarıyla, 1955 yılında Tercüman Gazetesi’nin düzenlediği öykü yarışmasına iki öyküsünü göndermiştir.

Yarışmada birinci olan Evdeki isimli öyküsünü Nevzat Çoruh, dokuzuncu olan Kümesin Ötesi isimli öyküsünü ise, Ziya Atılgan imzasıyla göndermiştir.

Atılgan, 1958 yılında, Yunus Nadi Roman Ödülü’ne Aylak Adam ile başvurmuştur. Jürisinde Sabahattin Eyüboğlu, Behçet Necatigil, Azra Erhat, Haldun Taner ve Orhan Kemal gibi önemli isimlerin yer aldığı yarışmada birinciliği Fakir Bayburt’un Yılanların Öcü romanı alırken Aylak Adam ikinci olmuştur.

‘Hep böyleydi. Bir şey en gerektiği anda olmazdı.’

Aylak Adam’ın okuyucusu olarak yazara mektup yazan Serpil Gence’yle 14 yıl boyunca görüşen ve bu birlikteliği evliliğe dönüştüren Atılgan, İstanbul’a yerleşmiştir.

Oğlu Mehmet Hamdi doğduktan sonra, 1980 itibariyle, çeşitli yayınevlerinde danışmanlık, çevirmenlik ve redaktörlük yapmıştır.

‘Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor. Onsuz olamıyor.’

1989 yılında, pek çok hastalıkla aynı anda mücadele etmeye çalışan Yusuf Atılgan, aynı yıl kalp krizinden dolayı vefat etmiştir.

 ‘Bir bakıma haklı. Hepimiz korkağız. Korktuğumuz için severiz; korktuğumuz için yaşarız; korku yüzünden öldürürüz. En kötüsü kısa sıkıntılardan korkarız.’

Şiir ve öyküleri çeşitli gazete ve dergide yayımlanan Atılgan, romanlarında iç gözlem tekniğini kullanmıştır.

Mekan ve zaman unsurlarını işleyiş şekliyle Türk edebiyatında post-modernizmin ilk dönüm noktalarını yaratan Atılgan, kahramanlarının ruh halini ve içsel çatışmalarını başarılı bir şekilde aktarmıştır.

Modern Türk edebiyatının öncülerinden biri olan Atılgan, yalın bir dille yazdığı hikaye ve romanlarında; yabancılaşmayı, yalnızlığı, iletişimsizliği ve yaşamın anlamsızlığını isyankar kahramanları üzerinden anlatmıştır.

‘Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı.’

Atılgan’ın ölümüyle yarım kalan, İşkence ismini vermeyi düşündüğü son romanı, 2000 yılında Canistan ismiyle yayımlanmıştır.

Yazarın son yayımlanan eseri ise, Gergedan dergisinde basılan Eylemci isimli öyküsüdür.

‘Ya insanlar? Onların yaşamasında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenebilecek yemeğin çeşididir; giysi değil, giysinin çeşidi; ayakkabıların çeşidi. Günlerin adı bile…’

Canistan Yusuf Atılgan

BONUS I

Almanca ve Fransızcaya da çevrilen Anayurt Oteli, 1986 yılında, yönetmen Ömer Kavur tarafından beyazperdeye aktarılmıştır.

Film;

  • 24. Altın Portakal Festivali’nde En İyi Yönetmen ve En İyi İkinci Film (Jüri Özel Ödülleri),
  • 6. Uluslararası İstanbul Sinema Günleri’nde En İyi Türk Filmi,
  • Venedik Film Festivali’nde FIBRESCI Ödülü,
  • Nantes Three Continents Festival’de Büyük Ödül (Golden Montgolfiere),
  • Valencia Film Festivali’nde Bronz Ödül ve
  • Sinema Yazarları Derneği Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Müzik, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülleri kazanmıştır.

‘Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?’

BONUS II

1990 yılında, Manisa Hacırahmanlı Belediyesi tarafından Yusuf Atılgan Halk Kitaplığı kurulmuştur.

 

Kapak fotoğrafı


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.