12 Nisan 2020

Ingmar Bergman: Melankoli ve Bunalımın Eşiğinde

10layn


Ingmar Bergman Kimdir?

30 Temmuz 2007 tarihinde aramızdan ayrılan oyun yazarı ve yönetmen Ernst Ingmar Bergman, 14 Temmuz 1918’de Uppsala, İsveç’te doğmuştur.

2005 yılında, Time dergisi tarafından Dünyanın Yaşayan En Büyük Yönetmeni olarak nitelendirilen Bergman’ın filmleri, toplam dokuz defa Oscar’a aday gösterilmiştir.

ingmar bergman

Öğrenimi ve Kariyerinin Başlangıcı

Özgün sinema dili ve başarılı yapımlarıyla ismini tüm dünyaya duyuran Ingmar Bergman, Stockholm Üniversitesi’nde edebiyat ve sanat eğitimi almıştır.

Bergman, üniversite yıllarında hem oyuncu hem de yönetmen olarak tiyatro oyunlarında yer almış, mezuniyetinin ardındansa stajyer yönetmen olarak Stockholm Tiyatrosu’nda çalışmaya başlamıştır.

1941 yılında İsveç Film Endüstrisi’nde senaryo redaktörü olarak çalışmaya başlayan Ingmar Bergman, ilk filmlerinde gençlik sorunlarını, hayal kırıklıklarını, kuşaklar arası farkları ele almıştır.

Ingmar Bergman Sineması

Katı bir Luteryan papazın oğlu olan ve sert kurallar içinde sorunlu bir çocukluk yaşayan Bergman, çocukluk ve ilk gençlik deneyimlerine hem filmlerinde hem de oyunlarında yer vermiştir.

Bergman, kişisel sorunlarını varoluşsal bir sorgulama içinde beyazperdeye yansıtmıştır. Bunu yaparken de tanrı-şeytan, ölüm-yaşam, kadın-erkek ve yalan-gerçeklik ikiliklerini sıklıkla kullanmıştır.

Bergman sinemasının ayırt edici diğer özellikleri ise; ışık oyunları, ses ve imge kullanımıdır.

Bergman’ın Kadın ve Erkek Karakterleri

Çektiği filmler ve yarattığı karakterler aracılığıyla anne ve babasıyla hesaplaşan Bergman, annesine duyduğu, aşk denebilecek ölçüdeki büyük sevgiyi Büyülü Fener kitabında dile getirmiş ve filmlerinde, bu duygusunu destekler şekilde; kadınların yanında olmuş ve kadınları ön plana çıkartmıştır.

Erkekleri ise, kendi çocuk halinden esinle, genellikle anneye ihtiyaç duyan erkek çocuklar gibi tasvir etmiştir.

Ayrıca karakterlerin sanat çevrelerinden olması ve abartılı oyunculukları dikkat çekmektedir. Oyuncular, bir Antik Yunan trajedisindeki gibi abartılı mimik ve jestler kullanır ve uzun tiratlar atarlar.

ingmar bergman

Toplumsal sorunlardan ziyade, öznel bir bakış açısıyla çektiği filmler, dünyadaki değişimlerden uzak kalamamıştır.

Bergman’ın 1945 ile 1949 yılları arasında çektiği Bunalım, Aşkımızın Üstüne Yağmur Yağıyordu, Hindistan’a Giden Gemi (Kaybolan Kızlar Limanı), Cehennemi Karanlıkta Müzik, Liman Kenti, Zindan ve Susuzluk filmleri; II. Dünya Savaşı’nın etkilerini taşır şekilde umutsuzdur. Karakterler varoluş sorunları yaşamakta ve yalnızlığı yoğun bir şekilde hissetmektedir.

1949’dan itibaren kadınların ön plana çıktığı, erkeklerinse alaya alındığı; aşk, sevgi ve ayrılık temalarına odaklandığı filmler çekmeye başlamıştır.

1956 yılında çektiği Yedinci Mühür filmiyle Bergman’ın ‘dikey sineması’* kendini göstermiştir. Yönetmen bu filmde metafiziksel imgelere ve varoluş sorunsalına yönelmiştir. 

Ancak Bergman, 1957’de çektiği Yaban Çiçekleri’nden 1960’da çektiği Şeytanın Gözü’ne kadarki süreçte metafizikten uzaklaşmış ve ikinci sınıf da sayılabilecek eğlendirici filmler çekmiştir.

1961 ile 1963 yılları arasında çektiği Tanrının Sessizliği isimli üçlemesiyle tanrı sorununa geri dönen Bergman; 1964’de Bütün O Kadınlar (Bütün O Kadınlardan Söz Etmeden) isminde bir eğlendirici film ile 1965’de oğluna ithafen Daniel’i çekmiştir.

*Dikey Sinema: İsveç’in günlük gerçekleri yansıtmayı tercih eden genç sinemacıları tarafından, Bergman’ın metafizik simgelerle örülmüş sinemasını küçümsemek amacıyla yönetmenin filmlerine verdikleri isimdir.

Persona

Ingmar Bergman, tüm dünyada büyük ses getiren Persona filmiyle birlikte parçalama tekniklerini daha fazla kullanmaya başlamıştır.

Persona sonrasında, bilinçdışına ve bilinçsiz güdülenmeye giderek daha fazla yer vererek seyirciyi rahatsız eden özgün sinema dilini çarpıcı bir şekilde ortaya sermiştir.

Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri

1956 yılında, Cannes Film Festivali’nde gösterilen Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri, Şiirsel Hiciv Ödülü’nü aldı. 

Bu ödüllü film sayesinde ismini Avrupa’da duyuran Bergman, 1970’li yıllarda kıtanın en popüler yönetmenlerinden biriydi.

Kısa Kısa

  • Bergman, gerçek dünyadan ve toplumsal sorunlardan uzak durması sebebiyle eleştirilmektedir.
  • Bergman filmlerinde papazlar, sorun yaratan ya da eleştirilen karakterler olarak yer alırlar.
  • Kadınların içsel dünyası Bergman sinemasının ayrılmaz bir parçasıdır.
  • 1976 yılında, vergi dolandırıcılığı suçuyla tutuklanan Bergman, girdiği depresyondan çıkamamış ve bir süre hastanede yatmıştır. Aynı yıl gönül sürgünü olarak Almanya’ya taşınan yönetmen, Alman-Amerikan ve İngiliz-Norveç yapımı filmlere imza atmıştır.
  • 1978 yılında, 60. doğum gününü İsveç’te kutlamış ve Stockholm Kraliyet Drama Tiyatrosu’nun müdür olmuştur. 2007 yılında ise, vatanında hayata veda etmiştir.

E-bültenimize kaydolun.