11 Aralık 2019

Bir Sanat Akımı: Bauhaus

Furkan Uzundiz

Bauhaus

Bauhaus, Nisan 1919’da mimar Walter Gropius yönetiminde, Weimar’da kaplarını açtı. Grandükalık Sanat Okulu’nun devamı olarak kurulmuştu. Geçmişe ya da bugüne değil, teknolojik ilerlemenin önümüzde açtığı manzaraya hayranlık duyarak gelişimine devam etti. Birbiriyle uyuşmayan, çatışan fikirlerin bir araya gelerek ortaya çıkaracağı özel tasarımlar ve fikirler üzerine kurulu bir bünyesi vardı. Daha iyi bir gelecek fikriyle yola çıkmış bir sanat akımı idi. 

Kuruluş Dönemi

Bauhaus, geçmişte hiç olmadığı kadar güç siyasetinin hakim olduğu bir zamanda kuruldu ve bu dünyada eğreti bir denge kurmak isteyen, demokratik bir topluluk modeli oluşturdu.

Daha iyi bir dünyanın temellerini attığına inanan bu grup amacını, demokrasiden gün be gün uzaklaşılan Weimar Cumhuriyeti Almanya’sında gerçekleştirmeye çalışmıştı. İşte, tam da bu yüzden Bauhaus, sadece bir sanat akımı ve mimari akım olmaktan çok daha fazlasıydı.

Sanat ve Ötesi

Sadece basit bir sanat akımı olmanın ötesine geçmiş olan Bauhaus, artık ülkesi Almanya’nın siyasi kesimleri tarafından da konuşulmaya başlanmıştı. Kapatılması ve devam etmesi hakkında birçok farklı görüşün ortaya atıldığı bir okul haline gelmişti.

O günün şartlarında, Almanya’ya zarar verdiği ve bir sanat akımını ifade etmediği görüşü ile artık okulun kapatılması gündemdeydi.

Tasarım Dili

Fikirlerini özgürce dile getirip yeni bir sanat akımı oluşturmak isteyen bu topluluk, fazla karmaşıklıktan ve kavramsallaşmaktan uzak bir hal almaya çalışıyordu. Sadelik ve işlevsellik ön plana çıkmalı görüşü ile, modern sanatlar dönemi ve endüstriyel sanat dönemini birleştirmişti. Endüstriyel tasarımları, işlevselliğini kaybetmeden daha modern çizgilere büründürmek temel amaçtı.

Hedef ve Anlayış

Karmaşıklık ve geçmişi geride bırakarak modern çizgileri, hız ve ilerleme gibi imgelerle birleştirerek daha önce yapılmamış, tamamen kendisine özgü bir tasarım dili ve alanı oluşturmak amaçlanmıştı. Tam da amaçlanan hedefe ulaşıldı. Adeta bir devrin kapanışı ve yeni bir devrin açılışı gibi modern sanatın kapılarını aralamıştı. Yenilikçi fikirler sayesinde yolunda hızla ilerlemeye devam etti.

Kapanışın Belirtileri

Bauhaus ideali, bir süreliğine toplumun geri kalanından yalıtılan, görevlerin paylaşılması temelinde, dahili bir eşitçiliğe dayanan yaratıcı bir topluluktu. Başka bir deyişle, Bauhaus toplumun geri kalanı ile yeniden birleşmeden önce kendini, üzerinde çalışılabilecek bir prototipe dönüştürecek olan deneysel bir atölyeydi. Böylece Bauhaus’ta bireysel performansa daha çok değer verilir oldu; oysa bu durum kurucu manifestonun ruhuna ters düşüyordu. Ve Bauhaus içinde ortaya çıkan dengesizlikler okulun yaşamını tehdit eder bir hal aldı.                                                                          

Parlamentoda Bauhaus

Gropius’un gösterdiği olağanüstü halkla ilişkiler çabası ve Avrupa entelektüel sahnesinde yer alan pek çok önemli kişiyi seferber etmesi bile Bauaus’un parti siyasetinin dişlileri arasında hapsolduğu gerçeğini değiştirmemişti. Parlamentoda çoğunluk olan sağ kanat, Bauhaus’un bütçesini yarıya indirdi, ustaların sözleşmesini de sadece altı ay için yeniledi.

Yeniden Doğuş

Gropius’un son ve gecikmiş hayat kurtaracak fikri; Bauhaus atölyeleri, ürünlerini ya da tasarımlarını sanayiye satmaktı. Böylece okul, kendini ayakta tutmayı sağlayacak bir üretim şirketine dönüşecekti. Bu şekilde modern sanatı endüstriyel tasarım ile birleştirmenin yolları açılmış ve artık sanat anlayışı yeni bir hale bürünmüştü.                                                      

Siyasetin Gücü

5 Mart’ta yeni seçimler yapıldı ve başa Nasyonal Sosyalistler geçti. Siyasetin içindeki yeri ve günlük hayattaki varlığı tehlikede olan Bauhaus Sanat Okulu, yeni yönetim tarafından, yasal olarak olmasa da, fiilen 11 Nisan 1933 tarihinde kapatılmıştı.

Bir gün öncesinde öğrenciler ortadan kaybolmuştu. Hemen arkasından sabah erkenden kamyonlar ve polisler gelerek Bauhaus Sanat Okulu’nun kapanışını gerçekleştirdi. Bauhaus, dönemin güç ve gövde gösterisi siyasetine daha fazla dayanamamıştı.

Kaçınılmaz Son

Okulun kapatılmasından dört ay sonra, Mies Van Der Rohe Okulu, Bauhaus’u yeniden açma izni aldı. Ama uyması gereken koşullar vardı. Bauhaus Sanat Okulu’nun kuruluş amacından tamamen vazgeçmesini gerektiren bu koşullar kabul edilemezdi. Bunun üzerine Mies 10 Ağustos 1933’te öğrencilere mektup göndererek şu bilgiyi verdi: ”Öğretim üyeleri, son toplantıda Bauhaus’u lağvetmeye karar verdi. Bu kararın nedeni enstitünün ekonomik açıdan güç durumda olmasıdır.” 

Ve kaçınılmaz son gelmişti…

Furkan Uzundiz

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.