30 Temmuz 2021

10 Maddede Tarık Buğra

Burcu Tur Yüksel

Kısaca Tarık Buğra

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Süleyman Tarık Buğra, 2 Eylül 1918 ile 26 Şubat 1994 tarihleri arasında yaşamıştır.

1991 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ unvanını alan Buğra; roman, hikaye, oyun ve fıkra yazarı olmasının yanı sıra gazeteciydi.

Çocukluğu ve İlk Gençlik Yılları

1918 yılında Akşehir’de doğan Buğra, ilk ve ortaöğrenimini burada tamamlamıştır. Ardından yatılı öğrenci olan İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenimine başlamış, ancak okulun yatılı kısmı kapandığında Konya Lisesi’nde devam etmiştir.

Ortaokulda Rıfkı Melül Meriç’in; İstanbul Erkek Lisesi’nde ise, Hakkı Süha Gezgin ve Pertev Naili Boratav’ın öğrencisi olmuştur.

Yazar olmaya henüz lise yıllarındayken karar veren Buğra, Tarık Nazım ismiyle hikaye ve şiirler yazmaya başlamıştır.

Üniversite Yılları

Liseden mezun olduktan sonra iki yıl İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okumuş, daha sonra aynı üniversitenin Hukuk Fakültesi’ne geçmiştir. Ancak üç yıl sonra mezun olmadan okulu bırakmıştır.

Askerlik Yılları ve İlk Eseri

1942 ile 1945 yılları arasında askerlik yapan Buğra, ilk piyeslerini ve ilk romanını bu süreçte yazmıştır.

Yazarın ilk eseri, Akümülatörlü Radyo isimli bir piyestir. Eser Şehir Tiyatroları tarafından reddedilince Buğra, Akümülatörlü Radyo’yu, Yalnızlar ismiyle roman haline getirmiştir.

İstanbul’a Dönüşü

Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra İstanbul’a dönen Tarık Buğra, iki yıl Şişli Terakki Lisesi’nde çalışmıştır. Aynı yıllarda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenim görmeye de başlamıştır.

Edebi Hayatının Başlangıcı

Tarık Buğra, 1948 yılında kaleme aldığı Oğlumuz isimli öyküsüyle Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik ödülü kazanmıştır. Bu ödül, Buğra’nın isminin edebiyat dünyasında duyulmasını sağlamıştır.

1949 yılında ilk öykü kitabını yayımlayan Buğra, Yusuf Ziya Ortaç’ın teklifi üzerine Ortaç’ın çıkarttığı Çınaraltı dergisinde her hafta bir öykü yazmaya başlamıştır.

Bu süreçte üniversite öğrenimini tamamlamamayı tercih etmiş ve Edebiyat Fakültesi’ni bırakmıştır.

Nasreddin Hoca Gazetesi

1949 yılından babasının vefat ettiği 1952 yılına kadar, babası ile birlikte Nasreddin Hoca gazetesini çıkaran Buğra, babasının kaybının ardından Akşehir’den İstanbul’a dönmüş ve aynı yıl ikinci hikaye kitabı olan Yarın Diye Bir Şey Yoktur’u yayımlamıştır.

Bu yıllar arasında, Talat Tekin’le birlikte Zeytindalı isimli bir dergi ile kısa bir süre de İstanbul Haftası dergisini çıkartmıştır.

Gazetecilik Kariyeri

Aralıklarla uzun yıllar boyunca Şehir Tiyatrosu Edebi Kurulu’nda yer alan Tarık Buğra, 1951 yılında Milliyet gazetesinde yazdığı sanat-edebiyat yazılarıyla gazeteciliğe adım atmıştır.

Milliyet gazetesinin yanı sıra Yenigün, Vatan, Tercüman, Yeni İstanbul ve Türkiye Spor gibi gazetelerde çeşitli görevlerde bulunan Buğra, 1962 yılında Mümtaz Turhan ile birlikte Yol dergisini çıkartmış ve burada da yazıları yayımlanmıştır.

Küçük Ağa

Buğra’nın Küçük Ağa isimli romanı 1963 yılında Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edilmiş ve 1964 yılında kitap olarak basılmıştır.

Pek çok olumlu eleştiri alan roman, Mehmet Kaplan tarafından Buğra’nın mezuniyet tezi olarak kabul edilmiş, böylece Buğra İstanbul Edebiyat Fakültesi’nden diplomasını almıştır.

Ödülleri

  • İbiş’in Rüyası, TRT Başarı Ödülü, 1970
  • Akümülatörlü Radyo, Türkiye Yazarlar Birliği Tiyatro Ödülü, 1981
  • Osmancık, Türkiye Milli Kültür Vakfı Edebiyat Armağanı, 1985
  • Yağmuru Beklerken, Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, 1989
  • Yılın Sanatçısı, Türkiye Yazarlar Birliği, 1993

Burcu Tur Yüksel

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.