20 Ekim 2017

10 Maddede Fermi Paradoksu ya da Evrende Yalnız Mıyız?

Fermi Paradoksu, evrendeki varlığımıza ilişkin sorunları ve dünya dışı akıllı canlılar tarafından neden henüz tespit edilmediğimizi sorgular. Paradoks, 1960 yılında Enrico Fermi’nin soruları sonucunda ortaya çıkmıştır.

Fermi Paradoksunda çok sayıda teori ve ilke yer alır. Bunlar arasında paradoksla en yakından ilişkili olan ise Drake Denklemidir.
 


Drake Denklemi, Green Bank Denklemi ve yanlış olsa da Sagan Denklemi olarak da adlandırılır.  Fermi Paradoksunu çözmeyen; ancak konu hakkındaki bilgileri düzenlemenin bir yolu olan denklem, Frank Drake tarafından 1970’li yıllarda ortaya konmuştur.

Denklemin faktörleri:

N: İletişim kurmayı umabileceğimiz uygarlık sayısı
R*: Galakside bir yılda oluşan yıldız miktarı
fp: Yıldızların kaç tanesinin gezegene sahip olduğu
ne: Gezegene sahip olan yıldızlardaki yaşama elverişli gezegenlerin ortalama sayısı
fl : Gezegenlerin arasında yaşama uygun bir ortamın oluşabileceği gezegen sayısı
fi : Yaşama elverişli gezegenlerden kaçında akıllı hayatın oluştuğu
fc: Bu uygarlıklardan uzayda varlıklarına dair tespit edilebilir sinyal bırakabilecekler
L: Bu tür bir uygarlık tarafından uzayda yayınlanan tespit edilebilir sinyalin süresi

Denklem

N = R*. fp. ne. fl. fi. fc. L

Uygarlıkların kendi güneş sistemlerinde ortaya çıktığı ve yok olana kadar kendi sistemleri içinde kaldıkları yönündeki varsayıma karşı öne sürülen Drake Denklemi, bilim insanları tarafından pozitif ve negatif olmak üzere iki bakış açısıyla da değerlendirilmiştir.

Pozitif ya da iyimser bakış açısıyla değerlendirenlerden biri Carl Sagan’dır. Dünya dışı akıllı uygarlıkların olduğunu öne sürmüştür.

Denkleme kötümser bakış açısıyla yaklaşanlardan biri ise Frank Tipler’dir. Herhangi bir galakside ortaya çıkabilecek medeniyet sayısının birden daha az olduğunu savunmuştur.

Bilim dünyasında, güneşe benzeyen yıldızların sayısı konusunda henüz ortak bir noktaya varılmış değildir. İhtimaller %5 ile %20 arasında değişir ve bu da en düşük değer ele alındığında bile güneş benzeri 500 kentilyon yıldızın varlığı anlamına gelir.

Denklemle ilgili görüşlerin bu noktadan sonrası tamamen spekülatiftir. Elde edilen verilerden yola çıkıldığında; 

Evrende dünyaya benzeyen 100 kentilyon gezegen olmalıdır. Bunların yalnızca %1’inde yaşam meydana geldiği kabul edildiğinde, insanlara benzeyen akıllı uygarlıkların sayısı 10 katrilyona ulaşır. Bu da yalnızca Samanyolu Galaksisinde bile 100.000 akıllı uygarlık olduğu anlamını taşır.

 

Diğer uygarlıklardan gelebilecek sinyalleri araştırmak için kurulan Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması (SETI), geliştirdiği uydu ve antenlerle bugüne kadar herhangi bir sinyal yakalayamamıştır. Ancak güneş sistemimizin evrenin yaşam döngüsü içinde oldukça genç olduğu, hem güneşten hem de dünyadan çok daha eski güneş ve gezegenler bulunduğu biliniyor. Bu da, araştırmacılara ve konuyla ilgilenen bilim insanlarına, dünya dışı akıllı uygarlıkların teknolojik olarak bizden çok daha ileri bir seviyede olabileceğini düşündürüyor.

Rus astronom Nikolai Kardashev’in, Kardashev Skalası olarak bilinen dünya dışı uygarlıklara ilişkin oluşturduğu teorik sınıflandırmaya göre, akıllı medeniyetler kullandıkları enerji miktarına göre 3’e ayrılır.

Tip 1: Enerjinin tamamını kendi gezegenleri üzerinde kullananlar. Carl Sagan’ın geliştirdiği formüle göre biz 0.7 Tip medeniyet grubuna giriyoruz.

Tip 2: Enerjisini misafiri olduğu yıldızda kullananlar.

Tip 3: Diğer iki tip medeniyeti yok edebilecek güce sahip, yıldızlararasında seyahat edebilen ve galakside koloniler kurabilecek güce sahip olanlar.

Bugün Kardashev’in tipleri 2 bakış açısıyla ve değerlendiriliyor.

1.GRUP

Matematiksel hesaplamaları değerlendiren I. Gruba göre; ‘evrende 2. ve 3. Tip medeniyetler mevcut değildir; çünkü ileri seviyede medeniyetlere dair bir iz ya da işaret yoktur.’

Büyük Filtre Teorisi: Yaşam öncesi evre ile 3. Tip medeniyetler arasında geçilemeyen bir sınır vardır. Yaşam buraya çarpar ve ilerleyemez. Büyük Filtrenin varlığı kabul edildiğinde ise; filtre gerimizde kaldı, filtreyi geçmeyi başaran ilk türüz ya da filtreyi aşamıyoruz.

2. GRUP

Sıradanlık İlkesini savunan II. Gruba göre ise; ‘evrende 2. Ve 3. Tip medeniyetler vardır ve onlarla iletişime geçemememizin mantıklı nedenleri vardır.’

Grubun öne sürdüğü ihtimaller ise şu şekilde sıralanabilir;

  • Bizden üstün olan medeniyetler dünyayı ziyaret etti; fakat ya henüz insanlar yoktu ya da onları algılayabilecek zeka seviyesinde değildik.
  • Samanyolu Galaksisi kolonize edildi; fakat biz galaksinin ıssız bir bölgesinde yaşıyoruz.
  • İleri seviye medeniyetlerin bir bölgeyi kolonize etme amacı olmayabilir.
  • Evrende hem zarar verme kapasitesi bulunan medeniyetler hem de ileri seviye medeniyetler vardır. İleri seviye medeniyetler, diğerleri tarafından fark edilmemek için sinyal göndermiyorlar.
  • Evrende süper yırtıcı bir medeniyet var ve diğerlerinin gelişimini engelliyor.
  • Bizimle iletişime geçmeye çalışan medeniyetlerin sinyallerini algılayabilecek teknolojiye sahip değiliz.
  • Hayvanat Bahçesi Teorisi: Dünya dışı canlılar bizi gözlemliyorlar.
  • İleri seviyedeki uygarlıklar bizimle birlikte yaşıyorlar; ancak biz onları göremiyoruz.
  • Gerçekliğin ne olduğuna dair tamamen yanlış tespitler yapıyoruz.


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.