6 Ağustos 2021

10 Maddede Dünya’nın En Uzun Nehri: Nil

Burcu Tur Yüksel

Nil Nehri, yaklaşık 7.000 kilometrelik uzunluğuyla Dünya’nın en uzun nehridir.

Dünyanın en büyük tropikal gölü olan Victoria Gölü’ne dökülen akarsulardan başlar, Albert Gölü’ne kadar Kyoga Gölü ile Mırchison Şelaleleri’nden geçer ve buradan Albert Nili olarak devam eder. Devamında Güney Sudan’dan Dağ Nil’i olarak ilerler ve sonrasında Beyaz Nil’e katılır. Sonunda ise; Hartum yakınlarında Mavi Nil ile buluşur.

Nil Nehri

Nil kelimesi, Yunancada nehir yatağı anlamına gelen neilos kelimesinden gelmektedir.

Güneyden kuzeye doğru akan nehrin; Beyaz Nil, Mavi Nil ve Atbara olmak üzere üç ana kolu vardır.

Nil Nehri

Nil Nehri’nin havzası Afrika kıtasının onda birini kaplamaktadır ve 3 milyon kilometrekarelik havza genişliği ile dünyanın en geniş havzalı üçüncü nehridir.

Ayrıca Amazon Nehri’nden sonra su kapasitesi en yüksek ikinci nehirdir. 

Nil Nehri’nin havzasında en önemli geçim kaynaklarından biri balıkçılıktır. Nehrin havzasında en fazla pamuk ve pirinç yetişmektedir.

Nil Nehri

Nil Nehri, başta Mısır olmak üzere birçok Afrika ülkesinde yüzyıllardır sulamanın yanı sıra taşımacılıkta da büyük önem taşımaktadır.

Nil Nehri’nin doğduğu yer yüzyıllar boyunca bulunamamış; bilim insanları, tarihçiler, şairler ve araştırmacılar nehrin doğduğu yerle ilgili farklı yorumlar yapmış, ayrıca birçok efsane ortaya atılmıştır.

Bugün hala Nil Nehri’nin ve kollarının kaynağı tam olarak bilinmemektedir.

Nil Nehri

Nehrin havzasında Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Tanzanya, Burundi, Ruanda, Kenya, Uganda, Güney Sudan, Etiyopya, Eritre, Sudan ve Mısır olmak üzere 11 ülke bulunmaktadır.

Nil Nehri boyunca çok sayıda farklı flora ve fauna bulunmaktadır. 

Muz ağaçlarından bambuya ve papirüsten abonoza kadar zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olan Nil Nehri’nin çevresinde; çok sayıda balık ve kuş türünün yanı sıra kabuklu kaplumbağa, kara mamba, suaygırı ve timsah gibi pek çok hayvan türü de yaşamaktadır.

Nil Nehri

Nehir Suyunun Kullanım Hakkı

1929 yılında İngiltere ve Mısır arasında yapılan anlaşma sonucunda; nehir suyunun kullanım hakkının %92,3’ü Mısır’a ve %7,7’si Sudan’a verilmiştir.

Sudan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından, 1959’da Sudan’ın hakkı %25’e çıkarılmıştır.

Mavi Nil’in %85’i Etiyopya topraklarında olsa da, Etiyopya ne 1929’da ne de 1959’da anlaşmaya dahil edilmiştir. Havzadaki diğer devletler ise, o dönemde sömürge durumunda oldukları için anlaşmalarda yer almamışlardır.

İlerleyen yıllarda devletler bağımsızlıklarını kazanmışsa da, hak talepleri Mısır tarafından reddedilmiştir.

2010 yılında ülkelerin bir kısmı bir araya gelerek yeniden hak istemişlerse de, nehir suyunun paylaşımıyla ilgili bir değişiklik olmamıştır. 2011 yılında Etiyopya bir baraj projesi ortaya koymuş, ancak bu durum Mısır’la aralarında kriz yaşanmasına sebep olmuştur.

2015 yılına gelindiğinde ise, Mısır, Sudan ve Etiyopya baraj inşası da içeren bir İlkeler Deklarasyonu imzalamıştır. Buna göre; barajın ürettiği elektrik ihracatında Mısır ve Sudan’a öncelik verilecek, zararların tazmini ve uzlaşmazlıkların çözümü için bir yapı kurulacaktır.

Burcu Tur Yüksel

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.