16 Şubat 2021

10 Filozof ile Felsefe Tarihine Kısa Bir Yolculuk

Yasemin Tellioğlu

Platon (MÖ 428/427 – 348/347)

Platon, doğru bilginin varlığını idealar kuramından hareketle açıklar. Birbirinden farklı iki varlık alanının olduğunu belirtmiştir. İlki, akıl yolu ile kavradığımız öncesiz ve sonrasız idealar dünyası; ikincisi, içinde yaşadığımız ve duyularımızla kavradığımız görünüşler (fenomenler) dünyasıdır. İnsanın ahlaksal yaşamının amacı, mutluluğa ulaşmak, iyi ideasını gerçekleştirmek, tanrı ile bütünleşmektir. Kişiden kişiye değişmeyen nesnel ahlakın varlığını savunmuştur.

İnsanın hayatı, dünyanın hayatından daha önemlidir; asıl bilgi dünyayı değil, insanı bilmektir.

Devlet
platon filozof

Aristoteles (MÖ 384 – 332)

Makedonya kralının hekiminin oğlu olan Aristoteles, Platon’un kurduğu Akademia’da 20 yıl araştırma yapmıştır. İlerleyen zamanlarda Akademia ile rekabet edecek bir okul kurmuştur. Bu okulun adı, Lykeion’dur. 

Aristoteles’in felsefesi, birkaç yüzyıl boyunca bir mahzende kilit altında kalmış ve Romalı bir kitap koleksiyoncusunun bunları satın almasıyla gün yüzüne çıkmıştır. 

Aristoteles’e göre bilgi, akıl yoluyla elde edilir. Dış dünyadaki varlıklar, madde (beden) ve form (idea) ögelerinden meydana gelmiştir. Doğadaki her varlık ve madde formdan oluşmuştur.

Hem devletlerin hem de insanların temel amacı iyi bir biçimde yaşamaktır.

Politika
aristoteles

Baruch Spinoza (1632 – 1677)

Tüm tanrıcı (panteist) bir filozoftur. Varlığı açıklarken çoklukları birliğe indirgeme çabasındadır. Bundan dolayı monist bir nitelik taşır.

Hayattayken yayımlanan çalışmaları Descartes’in Felsefenin İlkeleri isimli çalışmasını yorumladığı bir çalışma ile Tanrıbilimsel-Politik İncelemeler isimli kitabıdır. Çalışmalarının ve en önemli eseri Ethica, ölümünden sonra yayımlanmıştır.

Her ne olursa olsun kendi varoluşunun bir nedenini bulamayan şey var değildir.

Ethica
spinoza

David Hume (1711 – 1776)

On sekizinci yüzyılda, İngiltere Tarihi isimli, iyi satan ve zevkle okunan bir kitap ile bir dizi denemesiyle edebiyat dünyasında şöhret kazanmıştır. Hume, pek çokları için keskin bir zekaya sahip ve bazı değerlendirmelere göre, Britanya’nın ürettiği en iyi filozoftur. Bütün bilgilerimizin yalnız dış deneyden geldiğini savunur (empirizm/deneycilik). Zihnimizde bulunanları, izlenimler ve fikirler olarak ikiye ayırır. Görürken, işitirken, severken ya da nefret ederken hissettiklerimiz izlenimler grubuna girer. Fikirler ise; izlenimlerin, duyumların canlılığını kaybetmiş halidir.

Hiçbir şey insanın hayal gücünden daha özgür değildir.

İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
david hume

Immanuel Kant (1724 – 1804)

Bir saracın oğlu olarak doğan Kant, Kritisizm (eleştiricilik) akımının kurucusudur. O, hem rasyonalizmin hem de deneyciliğin bilgi anlayışlarını eleştirir. Bir eylem, bir beklenti, bir çıkar içerisinde yapılmış ise; bu eylem, koşullu bir eylemdir ve ahlaki olarak nitelendirilemez. Ödev duygusu içinde, çıkar ve beklenti girmeden yapılan davranış ise, ahlaki olarak nitelendirilir. Niyet önemlidir, amacı ifade eder.

İnsan, eğitilmesi zorunlu olan tek yaratıktır.

immanuel kant

Jeremy Bentham (1748 – 1832)

‘En çok sayıda insana en yüksek düzeyde mutluluk’ ilkesiyle tanınan İngiliz hukuk, ahlak, siyaset ve toplum felsefecisi Bentham; politik ve sosyal alanlarda reformlar uğruna çalışan biriydi. Faydacılığın kurucusu ve hayvan haklarının ilk savunucularından olan filozof, ölümünden sonra mumyalanmayı ve kurulmasına yardımcı olduğu okulun salonunda cam bir kutuda sergilenmeyi vasiyet etti. Vasiyetine uyuldu. 

Bentham’a göre; insanın doğasında acıdan kaçıp, hazza yaklaşmak isteyen bir yapı vardır. Ama haz, toplumun faydası ön planda düşünülerek seçildiğinde bizi mutluluğa ulaştırır. Kişi kendi başına mutluluğa ulaşamaz.

Mutluluk, hissetmek için çok güzel bir şey ama hakkında konuşmak çok kuru.

Ponoptikon
Jeremy Bentham

Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)

Friedrich Nietzsche’ye göre; din, kitlelere verilen bir sus payıdır ve erişilebilecek en yüksek insanlık biçimi olan aristokratik birlik ve güçlülük idealini zayıflatır. Nihilizm (hiççilik) akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Nietzsche, toplumsal normları ve değerleri topyekün inkar eder. Ona göre; insanlar, güçlüler ve zayıflar olarak ikiye ayrılır.

Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik…

Friedrich Nietzsche

Henri-Louis Bergson (1859 – 1941)

Henri Bergson, Almanya’da doğup gelişmiş olan idealist felsefenin Fransa’daki temsilcisi olarak tanınır. Aynı zamanda süreç felsefesi adı verilen felsefe türünün de en önemli temsilcilerindendir. Pozitivizmin ya da oldukça dar bir çerçeve içinde kalan bilimsel yorumların iddialarına şiddetle karşı çıkarken, insani ve tinsel değerlerin önemini vurgulamıştır. Sezgiciliğin de kurucusudur. Bergson’a göre ahlak, topluma ve sezgiye dayalı olarak ikiye ayrılır. Topluma dayalı olan, kapalı ahlaktır. Sezgiye dayalı olan ise, açık ahlaktır.

Bir fikir, konuşmanın başından sonuna kadar büyüyen, filizlenen, çiçek açan, olgunlaşan bir şeydir.

Gülme
Henri-Louis Bergson

John Dewey (1859 – 1952)

John Dewey, yirminci yüzyılın en önemli ABD’li filozoflarından biridir. Bilgiyi, insanın çevresinde karşılaştığı sorunların çözümünde kullandığı bir alet olarak nitelendirir. Dewey’in bu görüşü, aletçilik ismini taşıyan felsefi bir akım olarak kabul edilir. Düşünce ve bilgi, çevreye uymayı, doğadan yararlanmayı ve mutlu olmayı sağlayan bir alettir. 

Olayları ve gerçekleri görmezlikten gelmek o kadar kişisel bir iştir ki, doğal olarak insanı bencilliğe sevk eder.

Okul ve Toplum
John Dewey

Ludwig Wittgenstein (1889 – 1951)

Wittgenstein, yirminci yüzyıl felsefe dünyasına, ‘kral çıplak’ diye haykıran bir çocuk tavrıyla girmiştir. Felsefeye tesadüfen adım atmış, mühendislik kariyerinden koptuktan sonra sessiz sedasız bir devrim yapmıştır. Felsefi sorun diye bir şey olmadığı, yalnızca dilsel sorunların var olduğu yolundaki beyanı büyük yankılara yol açmıştır. Ona göre; dünya hakkında yalnızca dil aracılığıyla bilgi ediniriz. Dil, önermelerden oluşur ve anlamlı önermeler gerçekliğin resimleridir. 

Tek başına resimden bir şey çıkarmak çoğunlukla olanaksızdır; ancak öyküyü öğrendikten sonradır ki resmin ne demek olduğunu biliriz.  

Felsefi Soruşturmalar
Ludwig Wittgenstein

Yasemin Tellioğlu

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.