15 Ekim 2020

İlişkileri Çıkmaza Sokan 10 Zehirli Tutum

Tuba Nur Güneri

Rekabet

İlişkimize zarar veren en büyük hata, partnerimizle rekabet halinde olmaktır. Belki iş, okul hayatında rekabet bizi ileriye taşıyabilir ama ilişkimiz, rekabet edeceğimiz değil, destekleyeceğimiz bir alandır. Partnerimizle girdiğimiz her tartışmada haklı olmaya çalışmak veya iyi olduğumuz yönlerimizle üstünlük sağlamaya çalışmak, güven ortamını yok eder.

Duvar Örmek

Duvar örmek, yani iletişim kurmamak, ilişkiyi kısır döngüye sokan en büyük tehlikedir. Sorunları, üzüntüleri konuşmak yerine, duvar örüp kendimizi kapatmak eşimizi yok saymaktır. Bir ilişkiyi kavgadan çok partnerlerden birisinin kendisini görünmez hissetmesi tehlikeye sokar.

Eleştirmek

Bir ilişkiyi ayakta tutan ve çiftleri birbirine bağlayan en önemli şey, birbirlerini koşulsuz kabul etmektir. Eleştiri, partnere olduğu gibi kabul görmediği hissini verir ve bu durum, çiftler arasındaki bağı zedeler. Duygularımızı suçlayıcı olarak değil; ben diliyle ifade etmek, sorunları çözmeyi kolaylaştırır.

Sürekli Savunma Halinde Olmak

İlişkileri çıkmaza sokan bir durum da, tartışma esnasında karşımızdakini anlamak yerine, olaya sadece kendi açımızdan bakarak savunma haline geçmektir. Karşımızdaki kişi kendini ifade edemediğinde, anlaşılmadığını hissedecek ve durum duvar örmesine ilişkide iletişimi koparmasına neden olacaktır.

Aşağılamak

Bir ilişkide olmaması gereken, en olumsuz tutum aşağılamaktır. Partnerimiz bizim hayattaki yol arkadaşımız, destek verip destek gördüğümüz ilk kişi konumunda olduğu zaman sağlıklı bir ilişki yaşayabiliriz. Eşlerden birisinin kendini üstün görmesi ve partnerini küçümsemesi durumu aşağılamadır. İlişkide toparlanması en zor durum, eşlerden birisinin yetersiz hissetmesidir.

argument

Eşini Değiştirmeye Çalışmak

İnsanın yaşadığı toplum, aile yapısı, karakter özellikleri kendisini oluşturan temel taşlardır. İlişkiden önce bu şekilde yaşamış bir kişi, ilişkiden sonra bu özelliklerini değiştiremez. Değiştirmesi de gerekmez. Bir kişi, ilişkisinde kendi olamıyor veya olmasına izin verilmiyorsa, o ilişkide barınması mümkün olmaz. Bu nedenle, partnerimizi tanıdığımız andaki yönleriyle kabul edebiliyorsak ilişkiye başlamalı ve ilişki esnasında da tüm yönleriyle olduğu gibi kabul vermeliyiz.

Birbirine Vakit Ayırmamak

Hayat, iş yoğunluğu ve stresi nedeniyle eşler birbirine zaman ayıramayabilirler. Özellikle çocuk sahibi olduktan sonra birbirlerini ihmal edebilirler. Çocuklarını veya işi merkeze alan partner, diğerinin kendisini dışlanmış hissetmesine neden olur. Bu sebeple eşler birbirinden uzaklaşıp birine yabancılaşmaya başlayabilir. İlişkinin ayakta durması için emek verilmesi ve az da olsa, vakit verilmesi gerekir.

Dış Müdahaleler

İlişkinin mahremiyetinin korunmaması, ilişkinin kolayca zedelenmesine neden olur. Eşler kendinden emin olmadığında ve en ufak sorunda ilişkiyi dışarıya açtığında, ilişki kendi ilişkileri değil, başkalarının söz sahibi olduğu bir mecraya dönüşüyor. Aile büyüklerinin, arkadaşların ve hatta çocukların ilişki üzerinde yorum yapma hakkı, ilişkiyi yavaş yavaş öldürür. İlişki iki kişi arasında yaşanır.

Sorunların Üzerini Örtmek

Sorunlar nokta gibidir. O nokta büyümeden silinmezse zaman içinde büyüyerek ilişkiyi yutmaya başlar. Başta ne kadar sorunları görmezden gelirsek sıkıntı yaşamayız gibi düşünülse de, sonradan içimize attığımız her konu bir gün çok daha büyük şekilde patlak verir. Belki en başta kolayca çözülecek bir konu ileride geri dönülemez bir hal alabilir.

Cinsel Sorunlar

Konuşulmaya en çok çekinilen ve aslında en önemli olan konuların başında gelir. Hayat koşturması nedeniyle vakit ayrılmayan cinsel yaşam, eşlerin birbirinden soğumasına ya da eşlerinden birisinin beğenilmediği düşünmesine neden olabilir. Eğer ilişkide cinsel bir problem varsa, büyümeden çözülmesi iki eşinde birbirine olan bağlılığını arttırır.

Tuba Nur Güneri

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.