13 Şubat 2021

10 Maddede Halkının Sanatçısı: Erhan Gökgücü

Adil Kara

Hiç şüphesiz insanlar, ölümlerinden sonra hatırlanmayı isterler. Fakat buna en uzun süre nail olabilenler genellikle ya siyasiler ya da sanatı, duruşu veya kişiliği ile halka önder olabilen insanlardır.

Ben de bu yazımda, sanatçı kişiliği ile ön plana çıkan ve 2020 yılında aramızdan ayrılan Erhan Gökgücü’nü anacağım.

erhan gökgücü

1939 yılında dünyaya gelen Gökgücü’nün tam ismi, Salih Erhan’dır. Ülkemizin en önemli değerlerinden biri olan Erhan Gökgücü, Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda dünyaya gelmiş olması sebebiyle, türlü sıkıntılar ve zorluklarla karşılaşmıştır. Yaşadığı döneme ve içinde bulunduğu sıkıntılara rağmen, daha o dönemde ülkemizde çok da yaygın olmayan oyun yazarlığı ve oyunculuk hevesine kapılmıştır.

Tiyatro oyun yazarlığını çok sevmesinin sebebinin; farklı insanları tanımak, anlamak ve dünyayı onların gözünden görmek olduğu bilinen Erhan Gökgücü, türlü zorluklara rağmen kazandığı Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro-Oyunculuk Bölümünden 1963 yılında mezun olmuştur. 

Ve zorlu hayallerine bir adım daha yaklaşmıştır.

Mezun olur olmaz, hiç vakit kaybetmeden Devlet Tiyatroları’nda çalışmaya başlayan Gökgücü; azmi, çalışkanlığı ve mesleğine olan bitmek bilmez aşkı ile başarıdan başarıya ulaşmaya başlamıştır. Fakat bir sorun vardır: Devlet Tiyatroları’nda oynanan oyunlar, sınırlı sayıda konuyu ele almaktadır.

Yaşananları ve gördüğü yanlışları sanatıyla anlatmak isteyen Erhan Gökgücü, bu kısıtlamalardan ve sınırlandırmalardan rahatsızlık duymaktadır.

Bir süre sonra Devlet Tiyatroları’ndan ayrılarak İstanbul’a gitmiştir. Orada Arena, Gen-ar ve küçük sahnede çalışmalarına devam etmiştir. Ardından Ankara’ya dönüp, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çalışmıştır. Hatta bu dönemde ‘Ankara Oyuncuları’nın kurucularından biri olmuştur.

Kendine has hicivleriyle ülkemizde yaşanan toplumsal olayları, zengin-fakir arasındaki uçurumu, memleket sevgisini, siyasi özgürlükleri ve düşünce özgürlüğünü oyunlarına aktarmış, bu oyunları yönetmiş ve oyuncu olarak da eserlerinde boy göstermiştir.

Oyun yazarlığı, yönetmenliği ve tiyatro oyunculuğunun yanı sıra, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenen Aziz NESİN’in ”Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” ve ”Zat-ı Devletleri İbiş Hz.” oyunlarının müziklerini de bestelemiştir. 

Sanatın her alanına dokunmayı başaran ender sanatçılardan olan Erhan Gökgücü, sanatını içinden geldiği gibi ve çok sevdiği toplumu için yapmayı sevmiştir.

Yeni sanatçılar yetiştirmek ve onlara tecrübelerini aktarmak için 1972 yılında Devlet Tiyatroları’na tekrardan dönen Gökgücü; İzmir, Trabzon, Adana ve Ankara Devlet Tiyatrolarında çalışıp, ülkemizin dört bir yanında yeni sanatçılar yetiştirilmesine katkıda bulunmuştur. 

2005 yılında, yaş haddinden dolayı emekli olmuşsa da, köşesine çekilecek bir insan olmayan Gökgücü, zevkle yaptığı mesleğinden ve öğrencilerinden kolay kopamamıştır. 

Çeşitli üniversitelerde sanat adına ülkesi için çalışmış, üretmeye devam etmiş ve turneler düzenlemiştir.

Erhan Gökgücü, aanatın hangi alanı olursa olsun, pes etmemek gerektiğini verdiği söyleşilerde öğrencilerine yeniden yeniden anlatmıştır.

Nerdeyse 60 senelik sanat hayatına ek olarak türlü sosyal sorumluluk projesinde yer almış ve yöneticilik görevini üstlenmiştir.

30’un üzerinde sanat ödülü alan Gökgücü, gerek yurtiçinde gerek yurtdışında, sanat dünyasında saygın bir statüye sahip olmuş; ülkesine başta oyuncu ve film yazarı olmak üzere çok sayıda sanatçı kazandırmıştır.

Ömrünü sanata ve ülkesine adayan Erhan Gökgücü’nün ”Ramazanla Cülide”,”Gerçek Kurbanın Acısı” ve ”İki Kalas bir Heves” gibi önemli eserleri bulunmaktadır.

13 Şubat 2020 tarihinde kalp yetmezliği sebebiyle aramızdan ayrılan Erhan Gökgücü, bıraktığı eserlerle ebediyen var olmayı çoktan hak etmiştir.

Kapak Görseli: Erhan Gökgücü’nün yönettiği Brecht’in Galileo’nin Yaşamı oyunundan bir sahne, 2008

Adil Kara

Tüm yazıları

E-bültenimize kaydolun.