
Kocaeli – Galatasaray
Lider Galatasaray, hafta içi özellikle 2. yarısını çok iyi oynadığı ve 3-0 gibi net bir skorla galip geldiği Ajax maçının ardından, ligde Kocaeli deplasmanındaydı. Körfez ekibi kendi yarı sahasında Sarı Kırmızılıları kusursuza yakın bir şekilde karşıladı. Rakibin belki de en önemli silahı olan pres gücünü ciddi bir şekilde zayıflatarak sonuca gitti.
Alan savunmasını çok iyi yapan Selçuk İnan’ın takımı, özellikle sağ kanatta Ahmet Oğuz ve Agyei’i hücum organizasyonlarında çok etkin kullandı ve nitekim golü de bu kanattan gelen bir topla buldu.
Şampiyonlar Ligi deplasmanından yorgun dönen Galatasaray’da ise, Okan Buruk bu maçta Icardi ve Osimhen’i birlikte oynatmayı tercih etti. Arjantinli golcü bu sezonun genelinde alıştığımız profilinin çok altında bir performans ortaya koymaya dünkü maçta da devam etti. Takımın ön alan baskısına da ayak uyduramadı desek yanlış olmaz. Öyle ki; Icardi artık rakibe pres yapamayan, ceza sahası koşularında zayıf bir forvet konumunda. Durum böyle olunca Osimhen en uçta Kocaelispor savunmacıların üzerine gitmesi beklenen tek oyuncu gibi görünüyor. Bu da bir yerde onu, 2 kişilik oynamaya sevk ediyor. ‘’Namağlup lider’’ unvanının kaybedilmesinde Icardi ne kadar büyük bir rol oynadıysa da hakkını teslim etmek lazım. Kocaelispor bir o kadar haklı bir mücadeleyle kazandı.

Fenerbahçe – Kayserispor
Artık ligin tek bir namağlup takımı var: Fenerbahçe. Sarı Lacivertliler en yakın rakibi Trabzonspor’un kendi sahasında Alanya ile berabere kaldığı ve lider Galatasaray’ın mağlubiyet aldığı haftada, 4-2 kazandığı maçla hanesine klişe tabirle ‘’altın değerinde bir 3 puan’’ yazdırdı. Ve zirve takibinde puan farkını milli ara öncesi 1’e düşürdü.
İsmail Yüksek’in cezalı olduğu haftada ilk 11’e dönen Fred, yaptığı harika asistlerle bu takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Ve hocası Tedesco’nun ona duyduğu güveni boşa çıkarmadı.
Hafta içinde oynanan Plzen deplasmanında da Fenerbahçe’nin akan oyunda pozisyonları Fred oyuna girdikten sonra bulduğunu hatırlatmakta fayda var. Fred’in sahada olması demek, Fenerbahçe’nin topa daha fazla sahip olması demek. Ancak burada bir parantez de Edson Alvarez’e açmak gerekiyor. Meksikalı yıldız, ritmini buldukça Fenerbahçe’yi rakibi karşılama noktasında birkaç basamak yukarı taşıdı. Bu da orta sahadaki partnerlerine ekstra bir güven sağladı. Öte yandan Kerem ve Nene kanatlardaki hızlı oyunlarına bir de skor katkısı ekleme işini rutine bağladı gibi görünüyor.
Fenerbahçe’nin son haftalarda yakaladığı pozitif form grafiğini bunlardan bağımsız okumamak gerekiyor.

Machester City – Liverpool
Premier Lig’de hafta sonu, son yılların belki de en büyük çekişmesi olarak değerlendirilen bir karşılaşma vardı. Sezon başında yakaladığı seri galibiyetlerin ardından buhran dolu bir döneme giren Liverpool ve oyun anlamında inişli çıkışlı bir grafik çizen City, Etihad’da karşı karşıya geldi.
Jeremy Doku’nun resital izlettiği maçta, gülen taraf 3-0 gibi ezici ve net bir skorla Guardiola’nın takımı oldu. Belçikalı yıldızın patlayıcı koşuları, çizgiye inip içeri kat edişleri ve bilek hakimiyetinin getirisi olarak ortaya koyduğu dar alan becerisi, Liverpool sağ beki Bradley için kabus gibi bir maçın geride kalmasına yol açtı. Maçın yıldızı olarak her ne kadar Doku’yu kabul etmek gerekse de Bernardo Silva ve Nico Gonzalez’in de olağanüstü bir oyun ortaya koyduğuna değinmek gerek.
Sahanın hemen her bölgesinde olan Bernardo, 3. bölgede yarattığı fırsatlar ve sağladığı servislerle, takımın köprü görevini yapan isimdi. Harika bir gole de imza atan Nico Gonzalez ise, Rodri’nin yokluğunda eksiksiz bir performans sergiledi diyebiliriz. Geçiş oyununu bu sezon geçtiğimiz yıllara göre daha fazla izlediğimiz City, lider Arsenal’in puan kaybettiği haftada zirveye bir adım daha yaklaştı.

Sunderland – Arsenal
Premier Lig’e bu sezon yükselen ve beklentilerin çok üzerinde bir oyun ortaya koyan Sunderland, sürprizlere imza atmaya devam ediyor. Sahasında bu hafta lider Arsenal ile 2-2 berabere kalan Regis Le Bris’in ekibi, belki fazla gol beklentisi üretebildiği bir maçı geride bırakmadı. Ama sadece 0.42 xg yarattıkları bir maçta, lig liderine, hele ki savunması bu kadar iyiyken, 2 gol atmak alkışı hak ediyor.
Arsenal ise, şampiyonlar ligi dönüşü artan eksikleriyle çıktığı deplasmanda, her ne kadar baskın bir oyun sergilese de, bu oyun galibiyete yetmedi. İlk yarıyı yenik kapatan topçular, ikinci yarıda varlığını arttırdı. 54. dakikada Saka, 74. dakikada ise Trossard’ın ayağından gelen muhteşem golle öne geçmeyi başardı. Ancak son dakikalarda yedekten oyuna dahil olan Brobbey’den yedikleri gol, maçı beraberlikle sonuçlandırdı.
Arteta maçtan sonra yaptığı açıklamada takımdaki eksik oyunculara değindi ve bu konuda haksız da sayılmaz. Gyökeres, Martinelli, Odegaard ve Havertz sonrası takımda hücum yönlü oyuncu sayısı epey azalmış durumda. Forvette geçen sezonun yarısında olduğu gibi yine Merino oynamaya başladı. Milli ara belki de bu eksikliklerin giderilmesi adına Arsenal’a iyi gelecek.

Barcelona Deplasmanda 4 Golle Kazandı
El Clasico sonrası zirve yarışında, rakibinden 5 puan geride kalan Barcelona, rakibi Real Madrid’in bu hafta Rayo Vallecano deplasmanında aldığı beraberliğin ardından puan farkını azaltmak için eline geçen fırsatı iyi değerlendirdi. Ve Celta Vigo deplasmanından 4 gollü bir galibiyetle ayrıldı.
Lewandowski’nin hat-trick yaptığı maçta, bir gol de yıldızı Lamine Yamal ile bulan Katalanlar, aldığı bu galibiyetle zirveyle arasındaki puan farkını 3’e düşürdü. Hansi Flick döneminde alıştığımız oyununu oynayan Barcelona’ya karşı, Celta Vigo belki çok iyi bir direnç gösteremedi. Ancak kelimenin tam anlamıyla sahada tek başına direnen biri vardı: Borja Iglesias. İlk goldeki harika paslaşmaların akabinde Carreira’ya yaptığı asist ve 2. goldeki çabasıyla İspanyol yıldız takıma adına belki de alkışı hak eden tek oyuncuydu.

Rayo Vallecano Real Madrid’e ‘‘Yine’’ Dur Dedi!
Başkent ekibini son yıllarda Barcelona derbileri dışında belki de en çok zorlayan takım, Rayo Vallecano. Öyle ki; Real Madrid, Vallecano deplasmanında oynattığı son 5 maçta sadece 1 galibiyet alırken bu galibiyetin üzerinden tam 3 sene geçti. Maça Militao yerine stoperde Asencio ile başlamayı tercih eden Xabi Alonso, sağ bekte ise yine Valverde’yi kullandı. Arda ve Bellingham ile ağırlıklı olarak merkezden hücumu deneyen Eflatun Beyazlılar, skor üretmeyi başaramadı. Mücadele, golsüz eşitlikle tamamlandı.
Lider Madrid, önce Şampiyonlar Ligi’nde aldığı Liverpool mağlubiyeti ve ardından ligde gelen Vallecano beraberliği ile milli araya mutsuz giriyor.

Torino Derbisinde Gol Sesi Çıkmadı
Igor Tudor sonrası takımın başına geçen Spalletti, ligdeki 2. Maçında, sahasında Torino ile golsüz berabere kaldı. Hafta içinde yine sahasında ağırladığı Sporting Lizbon engelini aşamayan Juventus, fikstürün avantajlı olarak değerlendirilecek bir bölümünü istediği sonuçları elde edemeyerek tamamlamış oldu. İtalya dışına çıkmadan üst üste hem lig hem de şampiyonlar ligi maçına çıkan ekip, milli ara dönüşü önce ligde zor günler geçiren Fiorentina deplasmanına gidecek ve ardından da Norveç’e, Bodo Glimt maçı için yolculuk yapacak.
Khephren Thuram ve Locatelli ile kurulan orta saha tandemi, belki direnç noktasında iyi görünüyor ve bu ikili tutuculuk noktasında olumlu işler yapıyor. Ancak takımın üretkenliği, 3. bölgeye top servisleri çok zayıf durumda. Kenan’ın bireysel becerileri ve Conceicao’nun içeri kat edişleriyle Vlahovic’i besleme çabaları yetersiz kalıyor. Bu kadro kalitesiyle Spalletti’nin işi epey zor görünüyor.

Ve Bayern Münih Kazanamadı…
Bu sezon oynadığı tüm maçları kazanan Bavyera ekibi, kırılması güç, inanılması zor bir rekora imza atarak sürdürdüğü ilerleyişine bu hafta Union Berlin deplasmanında son verdi.
Şampiyonlar Ligi’nde, ikinci yarısını 10 kişi oynadığı maçta, deplasmanda PSG’yi 2-1 ile geçen Münih’te hafta içinden gelen yorgunluğun belirtileri kendini belli eder seviyedeydi. Zaten Şampiyonlar Ligi farklı bir seviyeyken bir de PSG gibi zor bir deplasman dönüşünde bu yorgunluk gayet normal. Bu yüzden Union Berlin beraberliği muhtemelen hem teknik ekip hem de taraftarlarca ‘’nazar boncuğu’’ olarak yorumlanmıştır. Ama burada Bayern’in beraberliği son dakikada kurtardığını ve mağlubiyetten son anda sıyrıldığını söylemekte de fayda var.
Luis Diaz’ın bireysel çabası ve klasıyla attığı gol, lig liderini uzun süre maçın içerisinde tutsa da, son dakikalara yenik girerken herkesin aklına gelen ‘’ilk kez mi yenilecekler’’ sorusuna 1 maç daha hayır cevabı vermiş oldular. Bu seri nereye kadar devam edecek bilinmez. Ama Kompany’nin ekibi, bu sezon izleyenleri büyülemeye devam edecek gibi görünüyor.

Pep Guardiola 1000. Maçına Çıktı!
Birçok futbol izleyicisi için gelmiş geçmiş en iyi teknik direktör, kimileri için futbolun katili… Pep Guardiola, hafta sonu Liverpool karşısında oynanan maçla kariyerinde 1000. maçına çıktı.
İspanyol teknik adam, bu maçlarda 716 galibiyet, 156 beraberlik ve sadece 128 mağlubiyet alarak aynı zamanda muhteşem bir grafiğe sahip. Kariyerinde Barcelona B, Barcelona, Bayern Münih ve Manchester City’i çalıştıran Pep, bu takımlarda Barcelona ile 2, Manchester City ile 1 defa Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşarken, 4 kez UEFA Süper Kupa, 4 Kez FİFA Kulüpler Dünya Kupası ve 6 Premier Lig, 4 Bundesliga, 3 kez ise La Liga şampiyonluğu yaşadı.
Almanya Kupası, İngiltere FA Cup ve İspanya Kral Kupasını 2’şer defa kazanan Guardiola, İspanya süper kupası ve İngiltere Lig Kupasını 4’er kez kazanma başarısı gösterirken 3 kez de Community Shield sahibi oldu.
Kaderin cilvesi ki; 1000. maçına en çok mağlup olduğu takım olan Liverpool karşısında çıktı. Takımı ve sahadan dominasyon kurduğu bir oyunla 3-0 galip ayrıldı. Kazandığı kupalar, sempatik karakteri, futbola kattıkları, birçok futbolsevere öğrettiği tiki-taka ve daha niceleri…
Guardiola, sadece çalıştırdığı takımların değil, futbolun da efsanesi olarak anılmaya ve hep öyle hatırlanmaya devam edecek.

Manuel Pellegri’den İlginç Öneri
Real Betis teknik direktörü Manuel Pellegrini hafta içinde yaptığı açıklamada ilginç ve radikal bir öneride bulundu. Şilili teknik adam, oyunun dinamizmini yükseltmek ve akan oyunun yavaşlamasını engellemek adına futbolu daha da geliştireceği düşüncesiyle yönetmeliklerde bazı değişikliklere gidilmesi gerektiğini düşünüyor. Bununla alakalı en çarpıcı önerisi ise şöyle; ‘’Futbolu geliştirmek için değiştirilebilecek başka kurallar da olduğunu düşünüyorum. Örneğin; orta saha çizgisini geçtikten sonra topun kendi sahanıza dönmesini engellemek gibi. Bu, futbolu daha dinamik hale getirir.’’
Pellegri’nin şu an çalıştırdığı takım olan Real Betis’te örneğine sık sık rastladığımız bu tarz pasların kaldırılmasına yönelik önerisi kabul görür mü bilinmez. Ama bunun futbolu daha dinamik bir hale getireceği ve oyunun yavaşlatılmasından kurtaran bir hamle olacağı fikri sanki çok da yanlış değil.
Kapak Fotoğrafı: Photo by Vikram TKV on Unsplash

