5 Şubat 2020

Türk Edebiyatında Sabahattin Ali: Şiirlerden Şarkılara, Gerçeklikten Masala

10layn

Çalkantılı ve kimi noktaları bilinmez yaşamından sonra, edebiyatımızın değerli ismi Sabahattin Ali’nin siyasi görüşleri ve edebi hayatına değinelim istedik.

Siyasi Görüşleri

Sabahattin Ali’nin, hayatındaki birçok nokta gibi, siyasi görüşü hakkında da kaynaklarda birden fazla ifade yer alıyor. Ancak yazın hayatının ilerleyişini odak aldığımızda; Ali’nin düşün hayatının Türkçülük ile başlayıp zaman içerisinde Marksist bir çizgiye oturduğunu görebiliyoruz.

Dağlar

başım dağ saçlarım kardır
deli rüzgarlarım vardır
ovalar bana çok dardır
benim meskenim dağlardır dağlar
dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…

şehirler bana bir tuzak
insan sohbetleri yasak
uzak olun benden uzak
benim meskenim dağlardır dağlar
dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…

kalbime benzer taşları
heybetli öter kuşları
göğe yakındır başları
benim meskenim dağlardır dağlar
dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…

yarimi ellere verin
sevdamı yellere verin
yelleri bana gönderin
benim meskenim dağlardır dağlar
dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…

bir gün kadrim bilinirse
ismim ağza alınırsa
yerim soran bulunursa
benim meskenim dağlardır dağlar
dağlardır dağlar, dağlardır dağlar…

Ziya Gökalp’i ‘Millet aşkını gönüllere serpen nebi’ olarak nitelendiren Sabahattin Ali’nin, aynı dönemlerde Atsız Mecmua ve Resimli Ay gibi dergilerde şiirleri, düzyazıları ve toplumcu gerçekçi hikayeleri yayımlanmıştır.

Ayrıca Nihal Atsız, Ali’yle birlikte Türk Ocakları’na gittiklerini, Ali’nin komünizm ile Almanya’da tanıştığını ifade etmiştir.

sabahattin ali

Devlet yöneticilerine hakaret etmekten tutuklanan Ali’nin, eserlerinde tek parti dönemine dair eleştirilerin yer almasının yanı sıra, Markopaşa ve ardından yayımlanan dergilerdeki yazılarında Türkiye’nin tam bağımsızlığının tehlikede olduğunu, Amerikan ve İngiliz emperyalizmine peşkeş çekildiğini ifade etmiştir. 

Ayrıca ırkçılığa, turancılığa ve yozlaşmış dini kalıplara karşı tutumunu açıkça ifade ettiği yazılar da bulunmaktadır.

Edebi eserlerindeki ve diğer düzyazılarındaki Markisist duruşunun bir yaşam biçimi olmadığı konusunda ise, hem yakın çevresi hem de takipçileri tarafından her zaman eleştirilmiştir.

Kendimi bildim bileli, bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.

Edebi Yaşamı

Sanata dair görüşleri yıllar içinde değişen Sabahattin Ali, ilk yıllarında; sanatın, toplumun bilinçli ya da bilinçsiz bir yansıması olduğunu ifade etmiştir. İlerleyen yıllarda, yalnızca bir yansıma olmadığını, aynı zamanda bir amacı olması gerektiğini savunmuştur. Bir röportajında ise, sanatın, insanı yükseltmek ve daha iyiye götürmek için bir yol olduğunu belirtmiştir. Buna ek olarak, sanatçının halktan yana olması gerektiğini ve üst sınıfa hitap eden eserlerin zaman içinde yok olacağını söylemiştir.

Ali’ye göre; edebiyatçı, hikaye ve roman gibi türlerde kalıcı olabilmek için realist olmalıdır.

Edebiyatta eski-yeni tartışmasını gereksiz bulan Ali, dilde sadeleşmeyi desteklemiş, ancak Öztürkçe yazımda aşırıya gidilmemesi, dile yerleşen kalıp ve kelimelerin kullanılması gerektiğini söylemiştir.

Şiire dair ise, şiirin eski ya da yeni olarak değerlendirilemeyeceğini, iyi şiirin mutlaka insana bir şey ifade edeceğini savundu.

Ben Sana Vurgunum (Eskisi Gibi) 

Seneler sürer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme sana dargınım
Ben gene sana vurgunum.
Başkalarına gülsem de
Senden uzakta kalsam da
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sana vurgunum.
Dağları aşınca başım
Geri kaldı her yoldaşım
Gel sevgilim, gel kardaşım
Ben gene sana vurgunum.
Gönlüm seninkine yârdı
Aynı şeyleri duyardı
Ayaklarımız uyardı
Ben gene sana vurgunum.
İtilmiş, tekmelenmişim
Doğduğum günde yanmışım
Yalnız sana güvenmişim
Ben gene sana vurgunum.

Şiirleri

Edebiyata şiirle adım atan ve şiirlerinin pek çoğu bestelenen Sabahattin Ali’nin, 70’ten fazla şiiri vardır. 

1926 ile 1928 yılları arasında yazdığı şiirlerin 21’ini Kurbağanın Serenadı isimli kitapta toplamıştır.

1931 ile 1934 yılları arasında yazdığı 28 şiiri, Dağlar ve Rüzgar isimli şiir kitabında yayımlanmıştır.

Eserlerinin çoğunda olduğu gibi, şiirlerinde de aşk ve sevgi temaları üzerinde durmuştur. Bunun yanı sıra hapishaneleri konu aldığı şiirleri de oldukça fazladır. Şiirlerinde kullandığı diğer temalar ise; yalnızlık, bunalım, kaçış, bireysellik olarak özetlenebilir.

Babası Selahattin Bey’i, Ziya Gökalp’i, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Abdülkadir Geylani’yi konu ettiği şiirleri de bulunmaktadır.

Şiirlerini belirli bir tarzda sürdürmemiştir. Düz uyak kullandığı, ölçüsüz ve uyaksız yazdığı ve Divan şiiri geleneğinin görüldüğü şiirleri vardır.

Romanları

Sabahattin Ali’nin romanlarında aşk, sevgi, evlilik, yalnızlık, topluma uyum sağlayamama, yozlaşma ve sosyal sorunlar ön plandadır. 

Kişileri ise, romanın geçtiği mekana uygun olarak seçmiştir. Kuyucaklı Yusuf’ta bir kasaba halkını, köylüleri ve orada yaşayan memurları anlatırken İçimizdeki Şeytan’da aydın kesimi ve Kürk Mantolu Maddona’da ana karakter olan Raif Bey’in Almanya’da tanıdığı insanları, ailesini ve iş arkadaşlarını anlatır.

Yazarın üç romanında da etkin ve güçlü olmayan, yalnız hisseden ve topluma uyum sağlayamamış erkek karakterler baş karakterdir.

Zaman dilimi Kuyucaklı Yusuf’ta ileriye, Kürk Mantolu Madonna’da geriye doğru akar ve zamanlar arasında geçiş vardır. İçimizdeki Şeytan’da ise, 3-5 aylık bir süreci işlemiştir.

Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim. Bu hal gerçi bir çok fırsatları kaçırmama sebep olurdu, fakat fazlasını isteyerek talihimi ürkütmekten her zaman çekinirdim.

Öyküleri

60’ın üzerinde öyküsü bulunan Sabahattin Ali’nin, öykülerinde de günün sosyal, ekonomik ve siyasi özellikleri görülmektedir.

Öykülerinde sevgi ve aşkın yanı sıra hapishaneleri ve kırsal kesimin sorunları işlemiştir.

Öykülerinde kadın ve çocuk karakterler, romanlarına kıyasla, daha az sayıda ve geri plandadır.

Romanlarında görülen uzun betimlemelere, kullanımı azalan kelimelere öykülerinde daha az yer vermiş, daha yalın bir dil kullanmıştır.

Esirler

Ali’nin, yaşadığı dönemde yayımlanan dokuz kitabına ek olarak, Esirler isminde Varlık dergisinde tefrika edilmiş bir oyunu bulunmaktadır.

Etkisi

Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Ali’nin eserleri, ülkemizde en fazla okunan öykü ve romanlar arasındadır. 

Toplumcu Gerçekçi yazarlar arasında kabul edilen Ali’nin öykücülüğünün izleri; Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Fakir Baykurt ve İlhan Tarus gibi çok sayıda yazarın eserlerinde görülmektedir.

Şiirlerinin pek çoğu bestelenen ve çok sayıda sanatçı tarafından seslendirilen Ali’nin roman ve hikayelerinin büyük bir kısmı tiyatroya ve sinemaya uyarlanmıştır.

Ayrıca Sabahattin Ali’nin yaşamı ve eserleri birçok kez akademik olarak incelenmiştir.

Aldırma Gönül (Hapishane Şarkısı 5) 

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir gözü
Deniz dibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma

E-bültenimize kaydolun.