30 Kasım 2018

Oğuz Atay: Yalnızlığın, Uyumsuzluğun ve Çelişkilerin Anlatıcısı

Mühendis; roman, öykü ve oyun yazarı olan Oğuz Atay, eski CHP milletvekillerinden Cemil Atay ile öğretmen olan Muazzez Atay’ın ilk çocuğuydu.

1934 yılında doğan Atay, bugün ismi Ankara Koleji olan Ankara Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nde lisans öğrenimine başladı.

Lisans öğrenimini tamamladıktan sonra bugün Yıldız Teknik Üniversitesi olan İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde (İDMMA) öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı.

1975 yılında doçentliğini alan Atay’ın Topografya isminde bir akademik kitabı bulunuyor.

‘Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.’
Tehlikeli Oyunlar

oğuz atay

Annesinin de teşvikiyle henüz lisedeyken resim, karikatür ve tiyatroya ilgi duymaya başlayan Oğuz Atay, babasının ‘adam gibi bir meslek edinmesi’ konusundaki baskıları sebebiyle sanat akademisi yerine mühendisliğe yöneldiğini belirtmiştir.

‘En kötüsü hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler: Kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler, sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir. Her söyleneni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.’
Tutunamayanlar

1957 yılında, Ankara’da askere giden Oğuz Atay, burada ölümüne dek dost kalacağı Vüs’at Orhan Bener ve Cevat Çapan’la tanışmıştır.

Edebiyat dünyasıyla bu karşılaşma sonucunda tanışan Atay, sol ideolojiye yakın duruşuyla bilinen ve yazarları arasında Yılmaz Güney, Cemal Süreya, Turgut Uyar ve Attila İlhan gibi usta isimlerin yer aldığı Pazar Postası için yazılar yazmaya başlamıştır.

‘Yalnızlığı yaşayan insanların, kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.’
Korkuyu Beklerken

1959 yılının ortalarında, terhis olduktan sonra İstanbul’a dönmüştür. Bir süre Denizcilik Bankası TAO’da kontrol elemanı olarak çalışmış fakat ardından İDMMA’daki görevine başlamıştır.

Bu dönemde hem akademik kariyerine hem de İstanbul’a taşınan Pazar Postası’nda yazmaya devam etmiştir. Dergi kapandığındaysa, arkadaşlarıyla birlikte Olaylar isimli bir dergi çıkartmak amacıyla çalışmaya başlamış, ancak birtakım engeller sebebiyle bu plan hayata geçirilememiştir.

‘Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma, derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.’
Tutunamayanlar

Terhis olmasının ardından yazın dünyasına giriş yapmış olsa da Atay’ın ilk kitabı 1972 yılında yayımlanmıştır.

Atay’ın yayımlanmış ilk eseri olan Tutunamayanlar, Türk edebiyatının post-modern tarzda yazılmış ilk romanlardan biri kabul edilmektedir.

Oğuz Atay, modern şehir hayatında bireyin yalnızlığını ve topluma ayak uyduramayışını anlatan romandaki karakterleri yaratırken kendi arkadaşlarından ilham aldığını belirtmiştir.

‘Ölmek nedir? Yaşayabileceğini hayal ettiğin şeylerin bitmesidir ya da insanın öyle sanmasıdır.’
Tehlikeli Oyunlar

Atay’ın, Tutunamayanlar’ın hemen ardından, 1973 yılında ikinci kitabı olan Tehlikeli Oyunlar yayımlanmıştır.

1975 yılında ise, ailesinin isteğiyle, eski öğretmenlerinden biri olan Prof. Dr. Mustafa İnan’ın biyografisi olan Bir Bilim Adamının Romanı ile Korkuyu Beklerken isimli öykü kitapları yayımlanmıştır.

‘Herkes istediği mesleği seçecektir. Ressam olmak isteyenler reklamcı, yazar olmak isteyenler mühendis, mimar olmak isteyenler iktisatçı, meyhaneci olmak isteyenler hukukçu, hukukçu olmak isteyenler tezgahtar, adam olmak isteyenler uşak ve dilediği gibi yaşamak isteyenler rezil olmayacaklardır.’
Tutunamayanlar

Bir kısmı ölümünden sonra olmak üzere yayımlanmış yalnızca 7 eseri bulunan Oğuz Atay, buna rağmen Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir.

Bunun sebebiyse, kendine özgü üslup ve biçeminin yanı sıra ele aldığı konuları işleyiş tarzıdır.

‘Serbest bir meslek seçtim ve başarıya ulaşamadım. Memur da olsaydım, başarıya ulaşamayacaktım; zaten memur olmak, başarıya ulaşamamak demektir.’
Korkuyu Beklerken

Yetmişli yılların ikinci yarında sık sık rahatsızlanmaya başlayan Atay’ın beyninde 2 adet tümör olduğu anlaşılmış.

Tedavi olmak için bir süre Londra, Atkinson Morley’s Hospital’da yatan yazarın, bir dizi ameliyatın ardından, tümörlerinden yalnızca biri alınabilmiş.

Tedavinin ardından Türkiye’ye geri dönen yazar, 13 Aralık 1977 tarihinde, bir dostunun evinde hayata veda etmiştir.

‘Kendilerine yazık edenler, zamanın her şeyi nasıl halledeceğini bilmeyenlerdi.’
Tehlikeli Oyunlar

15 Aralık 1977 günü, Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği’ne defnedilen Atay’ın günlüğü ve Eylembilim isimli eserleri, ölümünden yıllar sonra, sırasıyla 1987 ve 1998 yıllarında yayımlanmıştır.

‘İnsanın içinde ifade edilemez bir eksiklik duygusu kalır. Her şey başka türlü olabilirdi sanki. Bütün bu oyunlar bu kadar kötü oynanmayabilirdi.’
Günlük

oğuz atay mezarlık

  • Atay’la ilgili, Nilgün Eroğlu Maktav tarafından 2002 yılında çekilmiş, Hayat Bir Oyundur isimli, TRT yapımı bir belgesel bulunmaktadır.
  • Kastamonu Valiliği tarafından, Oğuz Atay adına, 2007 yılından itibaren her yıl Edebiyat Ödülleri verilmektedir.
  • Korkuyu Beklerken, 2008 yılında Öteki Tiyatro tarafından uyarlanmış ve sahnelenmiştir.
  • Tehlikeli Oyunlar, 2009 yılında Seyyar Sahne tarafından uyarlanmış ve sahnelenmiştir.
  • 2012 yılında, Bir Bilim Adamının Romanı, Bir Bilim Adamının Oyunu: Mustafa İnan ismiyle Te Sahne tarafından tiyatroya uyarlanmış ve sahnelenmiştir.

‘…
Her geçen gün yeni suçlar öğreniyor insan,
okudukça, düşündükçe, yeni insanlar tanıdıkça
sadece günahlarının arttığını hissediyor…’
Tehlikeli Oyunlar

BONUS

Oğuz Atay Eserleri

  • Tutunamayanlar, 1972
  • Tehlikeli Oyunlar, 19973
  • Bir Bilim Adamının Romanı, 1975
  • Korkuyu Beklerken, 1975
  • Oyunlarla Yaşayanlar, 1975
  • Günlük, 1987
  • Eylembilim, 1987

‘Bazılarımız şiirlere tutunuyor,
Bazılarımız şarkılara…
Bazılarımız filmlere tutunuyor,
Bazılarımız kitaplara…
Sanırım artık insan, tutunamıyor insana…’
Tutunamayanlar


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.