27 Şubat 2018

Özgür Kadınlar: Devrimlerin Cesur Savaşçıları I

‘Şimdi suskun olan yığınlar
Okyanus gibi gürlediğinde;
Yığınlar ölmeye hazır olduğunda
Komün tekrar ayaklanacak.
Sayılamayacak bir kalabalık olarak geleceğiz
Bütün yollardan geleceğiz
Ve karanlıklardan sıyrılan intikamcı hayaletler gibi gelirken
Yumruklarımızı sıkacağız
Bayrağı ölüm taşıyacak
Al kanlara boyanmış kara bayrağı
Ve alev alev göğün altında
Özgürleşen toprak
Mor çiçekler açacak’

Louise Michel

Louise Michel

Anarşistler Bildirisi’nin yazarı, Paris Komününün kurucularından biri…

Sokakta erkekler gibi savaşamayacakları düşünüldüğü için komünden uzaklaştırılmaya çalışılırken bu düşünceyi yerle bir eden kadınların arasında Michel de yer alıyordu.

Öğretmenlik mesleğini yapabilmesi için imparatorluğa bağlılık yemini etmesi gereken Michel, sıkı bir cumhuriyetçi olarak bunu reddetti ve yıllarca özel okullarda çalıştı.

1853 yılında, kendisi özgür bir okul kurdu.1855’te ise, başka bir okulda öğrencilere cumhuriyetçiliği aşıladığı gerekçesiyle kolluk güçlerinin dikkatini çekti. Bunun üzerine Paris’e taşındı.

Paris’te, Paris Komününün önemli isimlerinden Varlin, Eudes, Valles, Rigault, Theophile Ferre ile, ve elbette anarşizmle tanıştı.

İlk silahlı eylemine, hükümet karşıtı protestoların gerçekleştiği 1871’de katıldı. 18 Mart Ayaklanmasında da yer alan Michel, komün yenilgiye uğradıktan sonra, tutukluluk yılları dışında, elinden silahı bırakmadı.

Çok sayıda suçlamayla yargılanan Michel, bir avukat tarafından savunulmayı reddetti.

‘Kendimi savunmak ya da birilerinin beni savunmasını istemiyorum. Tüm varlığımla toplumsal devrime aitim ve bütün davranışlarımın sorumluluğunu kabul ediyorum. Yaptıklarımı bilerek ve isteyerek yaptım.’

Sürgün cezası alan Michel, temyize gitmedi ve Yeni Kaledonya’ya gönderildi. Orada bulunduğu süre boyunca sömürgeciliğe başkaldıran Kanaklarla birlikte hükümete karşı direndi ve Kanak çocukların eğitimiyle ilgilendi.

Paris’e döndüğü 1880 yılından ölümüne kadar kimi zaman işsizlerin kimi zamansa anarşistlerin eylemlerinde mücadeleye devam etti ve defalarca tutuklandı.

‘Anarşistler, düşünce özgürlüğünün her yerde tanındığı bir çağda sınırsız özgürlüğü savunmayı hak ve görev olarak bilen insanlardır…

Özgürlükten yanayız ve bunun, kökeni ve biçimi ne olursa olsun, ister dayatılmış ister seçilmiş olsun, kralcı ya da cumhuriyetçi olsun, herhangi bir iktidarın varlığıyla bağdaşmayacağına inanıyoruz…

Eşitlik olmadan özgürlük olamaz!

Bizim istediğimiz eşitlik, özgürlüğün önkoşulu olan fiili eşitliktir.’

Louise Michel portre

Louise Michel

Vera Zasulich

Vera Zasulich, Ekim Devrimi’nin sayısız kadın devrimcilerinden biri.

Harekete, henüz 17 yaşındayken, okulu bitirdikten sonra gittiği St. Petersburg’da katıldı. Hem katiplik yapan hem de işçilere okuma-yazma dersi veren Zasulich, ilk olarak Güney Rusya’da Bakunist Kiev Ayaklanmacılarına katıldı.

Yargılanmasının ardından sürgüne gönderilen Zasulich, St. Petersburg Valisi General Trepov’a düzenlediği suikastın ardından bir kahraman haline geldi.

‘Ortaya çıkan devrim hayaleti beni genç bir erkekle eşit duruma getirdi. Ben de eylem düşü kurabiliyorum…

Yaşam, onu bütün sınırsızlığıyla yaşamaya davet ediyordu.’

Vera Zasulich portre

Vera Zasulich

Kathleen Neal Cleaver

Kathleen Cleaver, ABD’de Afrika kökenli insanların haklarını savunan The Black Panther Party’nin (Kara Panterler Partisi) ilk üst düzey kadın yöneticisidir.

Partinin sözcülüğünü ve basın sekreterliğini de yapan Cleaver, hukuk öğrenimi görmüştü.

Cleaver, partinin önemli isimlerinden, tutuklu olan Huey Newton’ın özgürlüğü için ulusal bir kampanya düzenledi. Bu kampanyanın tüm dünyada duyulmasını sağlayan Cleaver, hayatı boyunca Afro-Amerikan hak mücadelesi için çalıştı.

Kathleen Neal Cleaver

Kathleen Neal Cleaver

Petra Herrera

Meksika Devrimi’nin en önemli isimlerinden biri olan Petra Herrera, erkeklerle birlikte cephede savaşan ve kadınlardan oluşan Soldaderas Birliği’ndeydi.

İsmini Pedro olarak değiştiren, erkeklerin yanında savaşan ve tek başına bir köprüyü havaya uçurarak kahramanlık nişanı alan Herrera, 1914’te İkinci Torreon Savaşı’nda zor durumda kalan devrimci orduya 400 kişilik kadın birliğiyle yardım etti ve savaşın kazanılmasını sağladı.

Petra Herrera

Petra Herrera (Solda)

Vera Figner

Sosyalizmle ve devrimci düşünceyle, Zürih’te tıp öğrenimi görürken tanışan Vera Figner, işçi sınıfının kurtuluş mücadelesine kendisini adadı.

Öğreniminin ardından arkadaşlarıyla Rusya’ya dönen Figner, kısa süre doktorluk yaptıktan sonra, sosyalizmi işçi ve köylüler arasında yaymak ve savaş çağrısında bulunmak amacıyla ülkeyi gezmeye başladı.

Figner’in, Çar’a karşı düzenlediği ilk suikast planı başarısız oldu. Fakat, başarılı olan ve Çar’ın ölmesini sağlayan ikinci planına rağmen bir uyanış ya da halk ayaklanması gerçekleşmedi.

Bu durum, bireysel terör yönteminin başarısızlığını kanıtlayarak devrim için tek yolun, parti kurmak ve kitle hareketi yaratmak olduğunu gösterdi.

Çar’a düzenlenen suikast sebebiyle Figner ömür boyu hapis cezası alırken, ayaklanmanın kadın liderlerinden Sofya Perovskoya asıldı.

‘Yalnızca eylem içerisinde gücünü anlayabilirsin.’

Vera Figner karakalem portre

Vera Figner

Angela Yvonne Davis

Angela Davis, 70’li ve 80’li yıllarda, politik tutukluların ve siyahilerin hak mücadelelerinin ikonik sembollerinden biriydi.

1960’lı yıllarda, ders aldığı Herbert Marcuse’un desteğiyle filozofi ve sosyoloji okumak için Almanya’ya giden Davis, orada Sosyalist Alman Öğrencileri Birliği’ne katıldı. Aktif olarak Vietnam Savaşı karşıtı eylemlere katılan Davis, Amerika’ya döndüğünde Student Nonviolent Coordinating Committee’de yer aldı. Ardındansa, Black Panther Party’ye üye oldu.

FBI’ın ‘Amerika’nın Aranan On Tehlikeli Suçlusu’ listesine giren Davis, terörizme destek verdiği gerekçesiyle tutuklandı ve hakkında idam isteminde bulunuldu. Davis’in tutuklanması, dünya çapında bir protestonun başlamasına sebep oldu. Bunun üzerine Davis, kısa bir süre sonra tüm suçlamalardan beraat etti.

1980-1984 yılları arasında ABD Komünist Partisi’nin başkan yardımcısı olan Davis, Amerikan siyahilerinin özgürlük mücadelesini desteklemesinin yanı sıra Soledad Üçlüsünün savunmasını da üstlendi.

1991 yılında Committees of Correspondance for Democracy and Socialism’i kuran Davis’in, eşitlik, demokrasi ve insan hakları üzerine yazdığı pek çok makale ve kitabı da bulunuyor.

Angela Davis

Angela Davis

Phoolan Devi

11 yaşında zorla evlendirilen, 14 yaşında dağa çıkan ve bir köyün tecavüzüne uğrayan Phoolan Devi, sevgilisi öldürüldükten sonra kendi çetesini kurarak tüm köyden intikam aldı.

Zenginden alıp yoksula dağıttığı için Hindistan’ın Robin Hood’u olarak görülen ve Haydutlar Kraliçesi olarak adlandırılan Devi, teslim olduktan sonra 11 yıl hapis cezası aldı. Çetesindeki erkeklerle aynı koğuşta kalan Devi, serbest kaldıktan sonra parlamentoya girdi. Başbakan olmaya karar verdikten sonra evinin önünde uğradığı bir silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetti.

Phoolan Devi

Phoolan Devi

Countess Markievicz

İrlanda bağımsızlık hareketinin ve Sinn Fein Partisi’nin en önemli isimlerinden biri olan Markievicz, tarihin en kanlı isyanlarından biri olan Paskalya Ayaklanmasının lideridir.

Ayaklanma sırasında bir İngiliz keskin nişancıyı yaraladıktan sonra kaçarken yakalanan Markievicz, 70 kişinin ölüm cezası aldığı duruşmada, tek kadın isyancıydı. Kadın olduğu için affedilen Markievicz, aynı zamanda, 1919’da Cumhuriyet kabinesine giren ilk kadın üye oldu.

Countess Markievicz

Countess Markievicz

Lucia Sanchez Saornil

1931 yılında CNT-FAİ’nin düzenlediği greve destek veren Lucia Saornil, grevin ardından anarşist sendikanın en yürekli militanlarından biri oldu. 1933’de sendikanın Madrid bürosunda yazım sekreterliğine başladı ve toplumsal devrim mücadelesini yazdı.

1936’da, yoldaşlarıyla birlikte, kadınların özgürlük mücadelesini giderek güçlendiren ve büyümesini sağlayan Özgür Kadın’ı (Mujeres Libres) kurdu. Mujeres Libres’in üye sayısı kısa sürede 20.000’e ulaştı.

Saornil, 1938 yılında, devrim sürecinde sağlık, giyecek ve yiyecek gibi ihtiyaçları karşılayan Uluslararası Antifaşist Dayanışma (Solidaridad Internacional Antifascista) organizasyonunun genel sekreterliğini üstlendi.

Aynı dönemde, pek çok dergide yazarlık yapan Saornil; kadınların doğum kontrol hakkından toplumsal cinsiyet kalıplarının yıkımasına kadar pek çok alanda mücadele etti.

İspanya’da faşist yönetim iktidara gelince Paris’e, Naziler Fransa’ya girdiğinde tekrar Madrid’e ve son olarak Valencia’ya taşınan Saornil, kadın hakları için savaşan en önemli isimlerden biri olarak tarihe adını yazdırdı.

lucia saornil ve emma goldman

Lucia Saornil (Solda) & Emma Goldman (Ortada)

Alek­sandra Kollontay

Rusya’da soylu bir ailenin üyesi olan Aleksandra Kollontay, ‘sınıf intiharı’ gerçekleştirerek yaşamı boyunca sosyal adalet, özgürlük ve eşitlik için mücadele verdi.

Ekim Devrimini hazırlayan kadın devrimcilerden biri olan Kollontay, hem kadın hakları hem de işçi hakları için gittiği tüm ülkelerde, sürgünde veya hapishanede yılmadan çalışmaya devam etti.

Uluslararası kadın kongreleri ve konferansları düzenlenmesine büyük katkı sağlayan Kollontay, ardında hak ve özgürlüklere dair çok sayıda makale ve kitap bıraktı.

‘İlk katkım, elbette ki emekçi kadınların kurtuluşu için ve onların, tüm iş alanlarında, devlet görevlerinde, bilimde ve benzeri yerlerde eşitliklerinin kabul edilmesi ve mücadelesine yaptıklarımdır.’

Aleksandra Kolontai

Aleksandra Kolontai


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.