25 Mayıs 2018

Isadora Duncan: Hem Dansta Hem Hayatta Tabuları Yıkan Bir Devrimci

Dansın isyankar ve savaşçı ruhu, tanrıça Isadora Duncan.

Tek değeri sınır tanımamacasına yaşamak olan Isadora Duncan; hayatıyla, aşklarıyla ve dansa getirdiği yenilikle bunu başarmış görünüyor.

Kadının toplumdaki yeri ve yaşama biçimi hakkında devrim sayılabilecek adımlar atan; yaşam biçimiyle ve düşünceleriyle toplumun dayattığı tabuları yerle bir eden bir kadın Isadora Duncan.

Isadora Duncan Tanrıça pozu

Henüz çocukken baleyi ve balenin katı kurallarını reddeden, kendi üslubuyla modern dansın temellerini atan Duncan, 1877’de İrlandalı bir ailenin çocuğu olarak San Francisco’da doğdu.

Annesi bir müzik öğretmeni olan Duncan’ın babası, Isadora küçük bir çocukken onları terk etmişti. Yoksulluklarına rağmen Isadora ve kardeşleri, sanatla iç içe ve özgür bir ortamda büyüdüler.

Kendilerine Duncan Çetesi ismini veren anne ve çocuklar için tek kural vardı: Özgürlük!

‘Beden ruhun ışıltılı bir manifestosudur.’

isadora duncan ilk peri

Bir süre ABD’de küçük tiyatrolarda görev alan Isadora Duncan’ın, mutsuz olduğu işler yapmasının tek sebebi vardı: Dans okulu açacak paraya sahip olmak.

Belki de çılgınca bir kararla istifa eden Duncan, tanıştığı besteci Ethelbert Nevin’i ikna ederek küçük bir salonda sahne almaya başladı. Yunan tuniği giyen ve sahneye çıplak ayakla çıkan Duncan, New York’un önde gelenlerinin merak ettiği biri olmaya başlamıştı. Ancak izleyicisinin sanata bakış açısından ve şekilci tavrından rahatsız olan Duncan, ailesiyle birlikte 1899’da Avrupa’ya gitti.

Isadora Duncan

Avrupa’daki girişimlerinin ardından Fransız aydınlarının karşısına çıkan Duncan, 16 yaşında klasik baleyi tamamen reddederek kendi tarzını geliştirmeye başladı.

ABD’de başarısız şovlar sergilemiş olsa da Londra, Paris ve Berlin gibi Avrupa şehirleri ile Rusya’da başarılı oldu. Sonrasında çıktığı turnelerde hem Amerika hem de Avrupa kıtasındaki büyük kentlerde sahne aldı.

‘Özgürlüğün sanatı, danstır. Evlilik sözleşmesini okuyup yine de evlenmeyi kabul eden her sağduyulu kadın, bu hareketinin her sonucunu hak ediyor demektir.
Hiçbir feminist hareket, üyeleri evlilik yeminlerini bozmadıkça, kendisini özgürlük hareketi olarak niteleyemez. Bu dünyanın en küçültücü ve anlamsız kurallarından biri, evliliktir.
Sizlere, evlilik dışı doğmuş ünlü insanlardan oluşan uzun bir liste verebilirim. Bu, onları yaşamlarında başarılı olmaktan alıkoyamadı. İlle de bir sözleşme gerekiyorsa sebep, arada güvenin olmamasıdır.’ 

Isadora Duncan portre

1904 yılında, kardeşi Elizabeth ile birlikte hayalini gerçekleştirerek Berlin’de bir dans okulu açtı. Yatılı ve ücretsiz olan okulda öğrencilere hem dans eğitimi hem de ruhsal gelişimleri için eğitim veriyordu.

isadora duncan dansçıları

Berlin’de yaşadığı dönemde Edward Gordon Craig ile aşk yaşamaya başladı. bu ilişkiden Deidre isminde bir kızı oldu.

Craig ile ilişkisi bittikten bir süre sonra Paris Singer ile aşk yaşamaya başladı. Singer, okulun giderlerini karşılayarak Duncan’ın hayatını bir nebze olsun kolaylaştırıyordu. Duncan’ın bu ilişkiden Patrick isminde bir oğlu oldu.

Duncan, çocuk yaşlarında verdiği evlenmeme kararını uygulayarak Singer’in hiçbir evlenme teklifini kabul etmedi.

‘İki insan arasında temel olan, içtenliktir, sevgidir. Ve aşk bir kağıt parçasının altına atılan iki imzayla ölçülemez. Kim engel olabilir ki kadının çocuğunu evlenmeden doğurup yetiştirebilmesine? Hiç kimse. Yineliyorum: Hiç kimse! Kanunları yapan toplum bir erkek toplumudur. Kadınların bir rolü olmamıştır bu düzende. İşte gerçek skandal bu. Gerçek bir utanç!’

Isadora Duncan ve çocukları

Çocuklarını trajik bir trafik kazasında kaybeden Duncan, bu olaydan sonra bir kez daha çocuk sahibi oldu. Ancak doğum yaptığı gün Birinci Dünya Savaşı başlamıştı ve oksijen tüpü bulunamadığı için bebeği kollarında öldü.

isodara duncan

Savaş sebebiyle Avrupa sanata olan ilgisini kaybetmişti. Amerika ise yeni bir yaşam tarzına geçiş yapıyordu. Bu süreçte Rusya’dan kendisine ait bir dans okuluna sahip olma teklifi alan Duncan, Sovyetlerin davetini kabul etti.

Bu durum tüm dünyanın tepkisini çekmesine sebep oldu. Üstelik, Rusya verdiği sözü yerine getirmemişti. Yalnızca 40 öğrencisi olan ve yoksulluk içinde yaşayan Duncan, Rusya’da yirmili yaşlarında, yetenekli bir şair olan Sergey Aleksandrovich Yesenin ile tanıştı.

sergei yesenin, isadora duncan ve duncan'ın üvey kızı

‘Sanatımın simgelediği bir şey varsa, o da kadın özgürlüğüdür. Ve bu özgürlüğün meşru hale gelmesidir. Kadınlar kendilerini yeni kıtadaki Püritanizmin entrikalarından ve dar kalıplarından kurtarmalıdır. Bugün birçok Amerikalı kadının yaptığı gibi o tahrik edici giysiler içinde kasılmaktansa, tümüyle çıplak dans etmeyi yeğlerim. Çıplaklık gerçek olandır. Gerçek güzelliktir. Sanattır. Ve bunun için de asla ve asla bayağı olamaz. Benim bedenim sanatımın tapınağıdır.’

isodara duncan siyah beyaz fotoğraf

Çalkantılı ve şiddet dolu bir ilişki sürdüren Duncan ve Yesenin, Yesenin’in Rusya’dan çıkabilmesi için 1922 yılında evlendiler.

Yesenin ve Duncan birlikte sahne alıyordu, ancak Duncan’ın altın günleri sona ermişti. Özellikle Sovyetler yanlısı söylemleri ve bir Rus’la evli olması düşüşünü iyice hızlandırmıştı.

Avrupa ve Amerika’da çeşitli yerlerde sahne alan çift, Yesenin’in sınır dışı edilmesinin ardından Rusya’ya döndü.

1925 yılına gelindiğinde, Duncan Paris’teyken, Yesenin kaldığı otel odasında kendini asarak intihar etti.

Yesenin’den iki yıl sonraysa, Duncan, şalının arabanın tekerleğine dolaşması sebebiyle boynu kırılarak öldü.

isadora duncan by otto wegener

Yunan güzellik ideali temelinde, klasik müziği kullanarak dans eden Duncan, antik çağların doğayla uyum içindeki danslarını canlandırmaya çalıştı. Gücünü aşktan ve yeteneğini doğadan aldığını sık sık vurgulayan Duncan’ın ilham kaynağı Yunan mitolojisi ve dalgaların ritmiydi.

Dansı; özgürlüğü, kadınlığı, çıplaklığı, acıyı, mutluluğu ve cinselliği ifade etmek için ana araç olarak gördü.

‘Ben, Isadora Duncan. Dansın devrimci kraliçesi. Yeryüzü ve gökyüzünün gayrimeşru çocuğu. Doğanın ta kendisi. Güneş, benim bedenim. Ufuklar, bakışım. Deniz köpüğü, tenim. Rüzgarlar, saçlarımdır. Ben, denizlerin ve karaların yüce bakiresi. Bütün erkekler bana âşık. Bütün kadınlar benim hayranım. Boyun eğmem. Özgürüm. Kusursuzum ve bir asiyim. Ben, hata yapmam. Yalnızca meydan okurum. Sefalet de benim kölem, ihtişam da. Yunan Tanrılarının asil elleri omuzlarımda. Dünyanın bütün kara parçalarında ayak izlerim var. Özgürlük ağıtını ben yazdım. Kadın olmanın yüceliğini haykırdım. Şiir, benim. Heykel, benim. Doğanın güzellikleri benim. Ve çıplağım. Tıpkı sonsuzluk gibi. Ben Isadora Duncan’ım. Yani, Terpsikhore. Ya siz? Siz kimsiniz? Kendi hikayenizin kahramanı mı? Yoksa başkalarının hikayelerini okuyanlardan mı?’

isadora duncan dans

Bir idealist ve komünist olan Isadora Duncan, aynı zamanda feministti.

Hayatını kadın özgürlüklerine adamıştı. Özgür bir insan için evlilik sözleşmesini aşağılık bulduğunu her fırsatta belirtmişti. Çocuk doğurma hakkı için evlilik kurumunun boyunduruğu altına girmeyi reddetmişti.

BONUS

Isadora Duncan’ın yaşamı, 1968 yılında Karel Reisz yönetmenliğinde ve Isadora ismiyle, izleyiciyle buluştu.

Ayrıca Maurice Lewer’in Isadora kitabı da Duncan’ın yaşamını anlatan önemli edebi eserler arasında yer alıyor.


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.