7 Mayıs 2018

George Carlin: Rahatsız Edici Komedilerin Babası

2008 yılında kaybettiğimiz ünlü komedyen ve yazar George Carlin, kimileri için bir efsane kimileri içinse şeytan.

Ölümünün ardından John F. Kennedy Merkezi tarafından Amerikan Komedisi Mark Twain Ödülü verilen komedyen, aynı zamanda 5 Grammy Ödülü sahibi.

 

‘… ‘Yaşam kutsaldır’, kendinizi asil hissetmenizi sağlar. Fakat size şunu sorayım: Eğer şimdiye kadar yaşamış her şey öldüyse ve yaşayan her şey ölecekse işin bu ‘kutsal’ kısmı nerede devreye giriyor? Bu konuda sorun yaşıyorum. Demek istediğim, yaşamın kutsallığı konusunda vaaz versek bile uygulamasını yapmıyoruz. Uygulamıyoruz. Şu öldürdüklerimize bir bakın. Sinekler ve böcekler, çünkü onlar haşarat. Aslanlar ve kaplanlar, çünkü bu eğlenceli. Tavuklar ve domuzlar, çünkü karnımız aç. Sülünler ve bıldırcınlar, çünkü bu eğlenceli ve karnımız aç. Ve insanlar. İnsanları öldürürüz, çünkü onlar haşarat ve bu eğlenceli.

Bu yüzden en iyi ihtimalle yaşamın kutsallığı göreceli bir şey. Hangi yaşam formlarının bize kutsal geldiklerini seçip gerisini öldürmemiz lazım. Oldukça düzgün bir hesap, değil mi? Buraya nasıl mı geldik? Bütün bu saçma fikirlerin hepsini uydurduk. Hepsini uydurduk. Aynı bu şekilde. Ölüm cezasını nasıl uydurduysak bunu da öyle yaptık. İkisini de uydurduk. Yaşamın kutsallığı ve ölüm cezası, biraz yanar döner değil miyiz?’

George Carlin, şovlarında gösterdiği kavgacı, asi ve öfkeli tavra rağmen – ya da tam olarak bu sebeple – yıllar boyu büyük izleyici kitlelerine hitap etti.

Modern stand upın babalarından biri kabul edilen Carlin, modern dünyanın rahatsız edici gerçeklerini konu alan komedinin de öncülerinden.

 

‘Fark etmiş olabileceğiniz üzere haklarında şikayet etmediğim kimseler var: Politikacılar. Herkes politikacılardan şikayet ediyor. herkes rezil olduklarını söylüyor. İyi de bu politikacıların nereden geldiklerini sanıyorlar? Gökten düşmediler, başka bir boyuttan gelmediler. Amerikan ebeveynlerinden, ailelerinden, evlerinden, okullarından, kiliselerinden, işyerlerinden ve üniversitelerinden geliyorlar ve Amerikan vatandaşları tarafından seçiliyorlar.

Yapabileceğimizin en iyisi bu, millet! Ortaya koyabildiğimiz bu kadar. Sistemimizin ürettiği budur: Çöp giriyor, çöp çıkıyor. Eğer vatandaşlarınız bencil ve cahilse, lideriniz de bencil ve cahil olur.’

Ebeveynlerinin ayrılığından sonra koyu bir Katolik olan annesiyle yaşamaya başlayan Carlin, yetiştirilme şekline ve aldığı eğitime rağmen genç yaşlarından itibaren otorite ve dini her açıdan sorgulamayı ilke edinmiş.

Sistem başkaldırısı 15 yaşında liseyi terk etmesiyle görünür bir hal alan Carlin, Amerikan Hava Kuvvetleri’ne girdikten sonra da pek çok soruşturma geçirmiş. Fakat kariyerinin ilk adımlarını da sorunlu ordu yıllarında bir radyoda Dj’lik yaparak atmış.

 

‘Motivasyon dedikleri şey, saçmalık. Bana sorarsanız bu ülkeye daha az motivasyon gerek. Zaten tüm sorunlara yol açanlar motive insanlar. Üçkağıtçılar, seri katiller, çocuk tacizcileri, tutucu Hristiyanlar. Bu insanlar oldukça motiveler. Neyse, bence motivasyonu çok abartıyorlar. Bana tüm gün yatan, yarışma programlarını izleyip penisiyle oynayan tembel bir herif gösterirseniz ben de size adamın bir boka sebep olmadığını söylerim.’

1962 yılında solo kariyerine başlayan Carlin’in, ilk solo komedi kaydı 1966 yılında Take-Offs and Puts-Ons ismiyle piyasaya sürüldü.

Kariyerinde en dikkat çeken ilk şovu, 1972 yılında gerçekleştirdiği Seven Words You Can Never Say on Television ismini taşıyan gösterisi oldu. Gösterinin ismi, ABD’nin sansür mekanizmasına takılan shit, piss, fuck, cunt, cocksucker, motherfucker ve tits sözcüklerine göndermeydi.

Gösterinin ardından Geroge Carlin gözaltına alındı. Emniyet güçlerinin bu hamlesi, komedyenin popülaritesinin artmasını ve sisteme karşı bir başkaldırı sembolüne dönüşmesini sağladı.

Düşüncelerini toplumsal norm ya da değerler süzgecinden geçirmeden, olduğu gibi söyleyen Carlin, gösterilerinde dinin, eğitim sisteminin, toplumsal yapının, modern yaşamın ve siyasal sistemin çelişkilerine odaklanıyordu.

Özellikle Amerikan toplumu ve hükümeti ile ilgili acımasız eleştirileriyle dikkat çeken Carlin, 1978 yılında, Seven Words gösterisiyle Amerikan Yargıtayı’nın davasına yansıyarak televizyonlarda yasaklandı.

 

‘Çocukları okutmak önemli değildir. Okumak isteyen çocuk, okur. Okumayı öğrenmek isteyen çocuk, okumayı öğrenir. Öğretilmesi asıl önemli olan şey, çocukların okuduklarını sorgulamasıdır. Çocuklara her şeyi sorgulamaları gerektiği öğretilmeli. Okudukları her şeyi, duydukları her şeyi sorgulamaları. Çocuklara otoriteyi sorgulamaları gerektiği öğretilmeli. Ebeveynler çocuklara otoriteyi sorgulamayı asla öğretmezler. Çünkü ebeveynlerin kendileri zaten otorite figürleridir.’

Saturday Night Live’ın ilk sunucusu olan George Carlin, belirli açılardan bir düşünür olarak da değerlendirilebilir.

George Carlin’in sosyoloji, psikoloji, siyaset ve dine karşı geliştirdiği eleştirel ve sorgulayıcı düşünce biçimi, mantık çerçevesinde ve tutarlı bir bütünlük içindedir.

 

‘Her şeye kadir bir varlığın elinden bu tür sonuçlar çıkmamalı. Bu sonuçlar daha çok işinden bezmiş aksi bir devlet memurunun yapacağı türde bir işe benziyor. Ve aramızda kalsın, asilce yönetilen bir evrende bu herif çoktan işten atılmış olurdu.’

Kimi zaman sözleri kimi zamansa tutumları sebebiyle sık sık olumsuz eleştirilerin hedefinde olan Carlin, sahnede, çağdaşlarından ve hatta kendisinden sonraki nesilden farklı olarak klasik kalıpların dışında bir kişilik ortaya koydu.

Carlin’in şovlarını birer gösteriden öteye taşıyan belki de seyircinin alışık olmadığı bu sert üsluptu.

 

‘Video kameralar… Teknolojinin can attığı nokta. Nereye giderseniz gidin itin biri, bir ahmak, bir mankafa elinde bir video kamerayla dolanır ve her şeyi kaydeder. Bu ülkede artık durup etrafına bakan kimse kalmadı mı? Hafızasına kaydeden ve belki sonradan hatırlayan. Bu, o kadar saçma bir davranış mı? Yaşananlar kayıt altına alınıp eve getirilip bir rafa mı konulmalı? Peki, insanlar cidden bu bokları izleyecekler mi? İnsanların yaşamları bu kadar mı çöktü de zaten yapmış oldukları şeyleri oturup izleyecekler?’

1960’lı yıllarda, Lenny Bruce’un ortaya koyduğu Kültürel Karşıtlık Mizahı akımını devam ettiren isimlerden biri olan Carlin, 70’li yıllarda komedi dünyasını radikal bir biçimde değiştirdi.

The Ed Sullivan Show gibi klasik, popüler komedi programlarından, kravat ve ceket giymeyi bırakarak ve saçlarını uzatarak sıyrıldı.

2001 yılında Ömür Boyu Başarı Ödülü kazanan ünlü komedyen, Comedy Central’ın yayınladığı Tüm Zamanların En İyi 100 Komedyeni listesinde Richard Pryor’un altında ikinci sırada yer alıyor.

 

‘İnsanlara gökyüzünde evreni yaratan birisi olduğunu söylediğinizde büyük bir kısmı size inanacaktır. Boyanın daha kurumamış olduğunu söylediğinizde ise, emin olmak için dokunmaları gerekir.’

Carlin’in son şovu, It’s Bad For Ya! 2008 yılının Mayıs ayında HBO’da yayınlandı.

 

‘Yıllarca didin, çabala, uğraş dur ve sonunda ödül: Ölüm!
Acaba bu yaşam çizgisi tersyüz edilemez mi?
Önce öleceksiniz. Sonra yaşlılığınızı yaşayacaksınız. İşinizle uğraşıp dururken birden bire bir altın saat ödülü ile kovulup gençliğinize getirileceksiniz. 40 yıllık çalışma sonunda genç emekli olmanın zevkini yaşayacaksınız. Bundan sonra gel keyfim gel. Partiler, eğlenceler. Ardından ilkokula gidip sorumsuz yaştan bebekliğe geçeceksiniz. Oradan ana rahmine girip 9 ay yüzeceksiniz. En güzeli de yaşamınız bir orgazmla sona erecek. Böylesi daha iyi, değil mi?’

 


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.