11 Mayıs 2018

Ali Sami Yen: Bir Numaralı Galatasaraylı

Türk sporunun en saygı değer isimlerinden biri olan Ali Sami Yen, Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu ve Türk Milli Takımının ilk teknik direktörüdür.

Türk futbolunda pek çok ilke imza atan Yen, 1886 ile 1951 yılları arasında İstanbul’da yaşadı.

Edebiyatımızın değerli ismi Şemsettin Sami’nin ikinci çocuğu olan Yen, babasından temel eğitim aldıktan sonra Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) öğrenim görmüştür.

Ali Sami Yen

1900’lü yılların başında, İstanbul ve İzmir’de özellikle İngilizler tarafından oynanan futbol, pek çok genç gibi onun da dikkatini çekmiştir.

O yıllarda Osmanlı vatandaşlarının kalabalık gruplar halinde etkinliklere katılması ya da etkinlik düzenlemesi sorun teşkil edebildiği için Yen ve arkadaşları, öğrenim gördükleri Galatasaray Lisesi’nde futbol oynamaya başlamışlardır.

20 Ekim 1905 tarihinde Ali Sami Yen, Emin Bülend Serdaroğlu, Tahsin Nahit, Şehit Celal, Reşad Sirvani, Bekir Bircan, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver ve Asım Tevfik Sonumut’un önderliğinde Galatasaray Spor Kulübü kurulmuştur.

Böylece Galatasaray, İngilizlerin Black Stocking takımının ardından kurulan ilk futbol kulübü olmuştur.

Ali Sami Yen, kulübün 1 sicil numaralı kurucu üyesi ve ilk başkanı olmuştur. 1906 yılında oynanan ilk maçta ise, takımda kaptanlık görevini üstlenmiştir.

Futbolun yanı sıra Türk sporuna pek çok katkı sağlayan Yen, 1911 yılında bir izcilik ekibi kurmuştur.

İzcilik ekibinin ardındansa, Galatasaray’a bir denizcilik şubesi kazandırmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuş ve denizcilik eğitimi almıştır.

Cemal Paşa tarafından, dönemin bahariye mühendis mektebinde beden eğitimi dersleri vermesi talep edilmiş ve Yen, bu teklifi kabul etmiştir. Gelişen ilişkileri sonucunda Moda’da İtalyan Deniz Kuvvetleri’ne ait olan ancak devlet tarafından el konan mekan, Galatasaray Denizcilik Şubesi’ne verilmiştir.

Aynı dönemde, kendi evinde bir tenis kortu inşa ettirmiş ve tenis severlere yeni bir tesis kazandırmıştır.

Ali Sami Yen, Galatasaray Denizcilik Şubesi’ne verilen bu lokalde Türkiye’nin ilk spor müzesi olan Galatasaray Müzesi’ni kurmuştur.

1915 yılında kurulan müze bugün, Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi ismiyle İstiklal Caddesi’nde hizmet vermektedir.

Ali Sami Yen, 1922 yılında resmi olarak kurulan ve Türkiye’nin ilk spor örgütü olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın kuruluşunda, Burhan Felek ve Yusuf Ziya Öniş’le birlikte yer almıştır. Burada bir süre yönetici olarak görev yapan Yen, bu süreçte kurulan tüm federasyonların temellerini de atmıştır.

1924 yılında Paris’te düzenlenen Yaz Olimpiyatları’nda Türk kafilesinin başkanlığını yapmış ve 1926 ile 1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin başkanı olarak görev yapmıştır.

Galatasaray’da ise, 1905 ile 1918 yılları arasında ve 1925 yılında olmak üzere toplam 14 yıl başkanlık görevini üstlenmiştir.

1951 yılında aramızdan ayrılan Yen’in ismi, 1964’de Galatasaray’ın Mecidiyeköy’de yer alan stadyumuna verilmiştir.

2007 yılında inşasına başlanan ve içinde stadın, spor salonunun ve alışveriş merkezinin yer aldığı komplekse de Ali Sami Yen Spor Kompleksi ismi verilmiştir.

Ali Sami Yen Stadı

Kulübümüzü kurma fikrinden ilk kez en yakın arkadaşım Emin Bülent’e söz etmiştim. O daha büyük sınıftaydı, okulu benden önce bitirmişti, bu yüzden yalnız tatil günlerinde buluşabiliyorduk.

Çalışmaları Asım Tevfik ile yürüttük, grubumuzu genişlettik ve o zaman çok sorumluluk getirici bir iş olan kulüp kurma işimizi tamamladık.

Emellerimizin düşünceden uygulamaya geçmesi sırasında yanımızda çalışan Asım Tevfik olduğu için, onu, hala müzemizde sakladığımız sicil defterimizin iki numarasına, Emin Bülent’i de üç numarasına kaydettik.

Aradan yıllar geçti. Güneş kulübünün doğmasına varan anlaşmazlıklar ve mücadeleler Emin’i çok üzmüştü, spordan ve sporcudan nefret ediyordu. Öyle sanıyorum ki, bizi artık yalnız kişisel dostluk bağlıyordu. Galatasaraylılık ortadan silinmiş gibiydi.

Yıllar yeniden akıp gitti. Unutmayacağım bir kara gündü. Emin Bülent, Göztepe’deki evinde son saatlerini yaşıyordu. Sayın eşi beni karşılarken, ‘aman, bu defa çok fena göreceksiniz… İçeriye girmeden kendinizi alıştırın, yüzünüzden bir şey anlamasın.’ Aylardan beri ölüme karşı yaptığı çetin mücadele zavallı Emin’in aslan gibi bünyesini bitik bir hale getirmiş hem de ruhunu hırpalamıştı. Eliyle işaret ederek beni yanına çağırdı. ‘Ali Sami’ dedi, ‘şimdiye kadar içimde sakladığım bir duyguyu sana açıklayacağım: Benim hakkımı yediniz, 2 numaralı Galatasaraylı benim’ ve gözlerinin feri bir an için tekrar parlayarak: ‘Arkadaşlara söyle, hakkımı vermezseniz ruhum hepinizden davacıdır’ sözünü ekledi. Emin, hayatının son büyük hamlelerinden birini yapmıştı. Başı yana çevrildi, elleri yorganın üstüne dermansız düştü. Ben şaşırmış kalmıştım, kulübün sözünü bile ettirmek istemeyen insan bu muydu?

Emin’in son arzusunu yerine getirmek için önce Asım’la görüştüm. O da Emin’i çok severdi. Kulüp dertleri bizi birbirimize üç silahşorlar gibi bağlamıştı. Asım, Emin’i kurtarmak için canını verirdi, fakat Galatasaraylılığını ifade eden bu belgeden vazgeçmeye razı olamadı, elinden gelmiyordu. Galatasaray kongresi, iş kendisine gelince, bu iki emektar arkadaşın duygularını coşkuyla karşıladı, her ikisini de kulüplerine bağlılık açısından haklı görerek güzel bir sonuca vardı:Emin de, Asım da Galatasaray’ın 2 numaralı üyesi sayılacak; 3 numara kimseye verilmeyecekti. Fakat gerçekte öyle olmadı, Emin’in asil ruhundan boş kalan yeri bir tek kişi değil, bütün Galatasaraylılar bir anda duygularıyla doldurdular.’

1907 yılında Kadıköy’de yeni bir takım kuruluyordu: Fenerbahçe.

Fenerbahçe’nin kuruluşu Türk futbolu için olduğu kadar Galatasaray için de önem taşıyordu. Artık İstanbul’daki tek Türk takımı olmayacaklardı ve yeni kurulan takımda çok sayıda Galatasaraylı bulunuyordu.

Ali Sami Yen’in Fenerbahçe’nin kuruluşuyla ilgili sözleri;

‘En eski spor arkadaşımız olan Fenerbahçe kulübünün ilk adımlarında da takımımızda çalışmış olan Galatasaraylılar emek vermiştir. Bizden sonra teşekkül eden bu ilk kulüpte de kendimizin bir katkısını görmek ve şeref hissini almaktan zevk duymaktayız. Fenerbahçe ilk kurulduğunda bizim için yabancı memlekette rastlanmış bir kişi gibi idi. Ona manen ve maddeten ihtiyacımız vardı. Ondan dolayıdır ki Fenerbahçe’yi takviye etmek ve bir rakip yaratmak için bizden ayrılan Hasan Fuat, Hamit Hüsnü, Hasan Kamil, Galip, İsmet Hikmet gibi arkadaşlarımıza gücenmedik ve onları sevmeye devam ettik.’


Yorumlar

E-bültenimize kaydolun.